Biz sanık, Erdoğan hep mağdur! – Haci GÜNEŞ

Neredeyse dünyanın tamamında savaş suçlusu, diktatör, asimilasyoncu, hırsız, insanlık düşmanı IŞİD ve benzeri cihatçı örgütlerle işbirliği yaptığı kabul gören Recep Tayyip Erdoğan ve onun hükümeti, içerde kendi kamuoyuna karşı “mağdur edebiyatı” yapmaya devam ediyor. Bir gazeteci olarak, iktidarın uygulamaları sonucunda binlerce gazeteci, siyasetçi, yazar gibi ben de yurtdışına çıkmak zorunda kaldım. Bu durumla da yetinmeyen “mağdur iktidar” bana neyle suçlandığımı dahi bilmediğim, yeni bir dava açmış. Bana açılan davanın ilk duruşması için Konya’ya mahkemeye çağrıldım. Davada ben sanık, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise mağdur olarak gösterilmesi ise dikkat çekicidir.

Türkiye’yi bataklığın eşiğine getiren ve tüm dünyaya tehdit haline gelen TC. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başta Kürdistan’da olmak üzere Ortadoğu’da işlediği ve işlettiği suçlardan dolayı dünyanın neredeyse tamamında; “savaş suçlusu, diktatör, mafya, işgalci, hırsız ve IŞİD, El Nusra, ÖSO gibi terör örgütlerini destekleyen bir lider” olarak görülürken, içerde kendi tabanına karşı kendini halen mağdur gösterme tiyatrosunu oynamaya devam ediyor. Daha önce, Dicle Haber Ajansı Ege Bölge Temsilciliği’nde muhabir olarak çalıştığım döneme dair ve yaptığım haberlerden dolayı, tam 8 yıl sonra “terör örgütü organlarına haber yapmak, bilgi belge ve doküman aktarmak” gibi saçma sapan suçlamalarla hakkımda açılan soruşturma ve tehditler sonucunda binlerce gazeteci, yazar, siyasetçi, akademisyen ve muhalif gibi ben de yurtdışına çıkmak zorunda kaldım. Hakkımda, 28 Haziran 2019’da açılan yeni davanın ilk duruşması için ailem aracılığıyla Konya’ya çağrıldım. 27 Kasım 2019’da görülen davada, ben sanık olarak gösterilirken, Recep Tayyip Erdoğan ise davanın mağduru olarak belirtilmiş. Duruşma tarihinin, PKK’nin kuruluş yıldönümü olan, 27 Kasım tarihine denk getirtilmesi ise dikkat çekicidir.

15 bin HDP’li cezaevinde

iktidar yeni mağdur

Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde, 2014 ve 2019’da yapılan yerel seçimlerde ve 2015 ile 2018 yıllarında yapılan genel seçimlerde, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Kürdistan bölgesi olmak üzere Kürtlerin, sol, sosyalist, demokrat ve ötekileştirilen tüm kesinlerin oylarını alarak, yüzün üzerinde belediye kazanırken, yüze yakın da milletvekilini meclise sokmayı başarmıştır. Bunu yaparken de haksız ve hukuksuz bir yarışma ile ve tüm baskı ve zulme rağmen bunu başarmıştır. İlk başta, 2014 yılında HDP’nin kazandığı tüm belediyeler gasp edilirken, HDP eşbaşkanları, HDP milletvekilleri, belediye başkanları olmak üzere HDP’li 15 binin üzerinde çalışanı cezaevine sokan AKP-MHP ırkçı iktidarI ve onun lideri Erdoğan mağdur, HDP ise bölücü, terör örgütü yanlısı olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Sahi kim mağdur?

‘Soykırım suçunu işleyen iktidar mi mağdur?’

Kürdistan’ın Şırnak ili, Cizre, Sur, Nusaybin, Yüksekova ilçeleri başta olmak üzere, Bakur Kurdistan’ın tamamında terör estiren, şehirleri tanklarla toplarla yerle bir eden, tarihi yerleri tarumar eden, aylarca ve hukuksuzca sokağa çıkma yasağı ilan eden, binlerce sivili; çocuk, yaşlı, kadın parti çalışanını katleden ve yüz binlerce insanının topraklarını terk etmek zorunda bıraktırıp, göçe zorlayan AKP-MHP iktidarı ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan yine mağdur, bu zulme uğrayan Kürt halkı ve onun temsilcileri ise terörist olarak gösterilirken, bu vahşeti haberleştiren gazeteciler, yazarlar de ya hapse atıldı, ya yurtdışına çıkmak zorunda bırakıldı ya da öldürüldü.Sahi mağdur kim?

Türkiye’nin iç dinamiklerini yerle bir etmeyle yetinmeyen, bu freni patlamış kamyon misali, faşist blok, Kürdistan’ın diğer parçalarına da topyekun bir savaş saldırısı başlattı. Güney Kürdistan’a yerleştirdiği MİT, ajan, provokatörlerle, neredeyse her gün birkaç cinayet işleten bu faşist blok, Rojava’ya ise topyekün bir saldırı başlattı. Daha önce IŞİD, El Nusra, ÖSO gibi terör örgütlerine verdiği tırlarla silah desteği, ve her türlü lojistik diğer tüm destekle, Kürt halkına karşı başarı elde edemeyen bu işgalci faşist güç, bu sefer bizzat kendisi; tankları ile topları ile uçakları ile ve tüm teknolojik gücünü kullanarak Kürt halkına karşı bir ‘Fetih Savaşı’ başlattı. Burada işlediği insanlık ve savaş suçundan dolayı tüm dünya kamuoyu tarafında şiddetle kınanan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve onun lideri Erdoğan, kendini yine mağdur göstermeye davam etti. Sahi kim mağdur?

Katliamlarının sorumlusu kim?

10 Ekim 2015 tarihinde “Barış ve Demokrasi Mitingi” sırasında, güpegündüz ve Ankara’nın göbeğinde, IŞİD’li canlı bombalar, kendilerini patlatarak, yüzün üzerinde barışseverin hayatını kaybetmesinin bir numaralı sorumlusu Erdoğan ve onun hükümetidir. Bu olaylara karşı hiç bir istifa dahi yaşanmazken ve bunun hesabını daha vermeyen Erdoğan ve onun hükümeti, bu ve buna benzer olayları haberleştiren gazetecileri, yazarları suçlamaya devam ediyor ve sanık sandalyesine oturtuyor. Yine HDP Diyarbakır mitinginde, Suruç’ta, İstanbul Sultanahmet’te, Reina’daki saldırıların bir numaralı sorumlu Erdoğan, halan bunların hesabını vermedi, aksine bunu haberleştiren gazetecileri sanık konuma getirdi, kendisini ise halen mağdur olarak göstermeye devam ediyor. Sahi mağdur kim?

‘Sen Roboski ‘nin hesabını ver!’

Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere savaş uçakları ile saldırı gerçekleştirdi. Bombardımanda, aralarında 19 kişinin18 yaşından küçük olduğu 34 köylü katledildi. Katliama uğrayan ve çoğunlukla öğrenci olan bu genç köylüler, okulları için biraz harçlık yapmak maksadıyla sınır ötesinden üç beş kilo şeker, çay ya da bir kaç litre mazot getirdikleri sırada böyle hunharca bir katliama kurban gittiler. Hala bunun hesabını vermeyen Erdoğan ve onun faşist ekibi mağdurları oynuyor ama bunu haber yapan buna ve bunun gibi barbarca gerçekleştirilen uygulamalara yorum yapan, binlerce kişi sanık, “beyefendi” ise mağdur olarak gösteriliyor. Sahi kim mağdur?

17-25 Aralık yolsuzluk davası ne oldu?

17-25 Aralık 2013 tarihlerinde yolsuzluk-hırsızlık olayı ve torbalarla saklanacak yer arayan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile babası arasında geçen ses kaydı iddiası ve bunun akabinde ayakkabı kutularının içine saklanan paralar ve para basma makinesi baskısı gündemlerine ilişkin henüz hesap vermeyen Erdoğan ve onun hükümeti, mağdur tiyatrosunu oynamaya devam ediyor ama bunları haberleştiren gazeteciler hapse atılıyor, sanık sandalyesine oturtuluyor. Sahi kim mağdur?

Sahi darbe girişimini kim yaptı, kime yaradı?

Yine Suriye’deki cihatçı terör örgütlerine tırlarla silah sevkiyatı yapan ve daha sonra yine kendi polisi tarafından suç üstü yakalanan sevkiyat ile ilgili hesap vermenin ötesinde Erdoğan, bunu haberleştiren, bunun davasını açan hukukçuları, bunun soruşturmasını yürüten savcıları topa tutarak, kendini mağdur gösterdi. 15 Ağustos 2016 tarihinde askeri darbe tiyatrosu adı altında yüzlerce kişinin canını yitirmesi ve bunun akabinde on binlerce akademisyen, yazar, öğrenci, gazeteci, siyasetçi, öğretmen, memur… “Kanun Hükmünde Kararnameler” ile işlerinden edildi, hapse atıldı ya da sürgüne zorlandı. Bu durumu yaşatanlar mağdur, bunun haberini yapan ya da buna yorum yapanlar çeşitli suçlamalara maruz kaldı, tutuklandı hatta öldürüldü. Sahi kim mağdur?

Gün gelir, devran döner, hesap sorulur elbet

Sonuç olarak bir gazeteci olarak, doğruları söylemekten, iktidarın bu barbarca uygulamalarına karşı her nerde olursam olayım, her koşulda sesimi yükseltmeye devam edeceğim. Gazetecilik görevi de bu değil midir? Dava da açsanız, ipe de götürseniz, sizin bu uygulamalarınız karşısında sessiz kalmayacağım ve daha gür bir sesle haykırmaya, yazmaya, kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğim. Kimin mağdur, kimin sanık ve kimin mağdur olduğunu elbet günü geldiğinde herkes görecektir. Gün gelir devran döner, hesap sorulur elbet.

Yazarın diğer yazıları

    None Found