Bizim istihbarat örgütümüz düşmanların medyasıdır!..

Faşizm koşullarında gazetecilik yapmak zor iştir. Öyle olduğu için dünün en kodaman muhabirleri ve köşe yazarları Saray’a sığınmıştır.

Bunun istisnaları vardır. Bu istisnalardan biri İnci Hekimoğlu’dur.

Beni hayrete düşüren bir yazı yazdı. Yazı Artı Gerçek’te yayınlandı. Bu yazıda Ankara ilçelerindeki, bu arada suikast mahalli Çubuk’taki DAİŞ örgütlenmesiyle ilgili daha önce kamuoyuna duyurulan ve fakat çoktan beri unutturulan gerçeklerle Kılıçdaroğlu’na yapılan suikast arasındaki bağı mükemmel bir şekilde gözler önüne serdi. Faşizm öncesi dönemde gazetecinin hem devlet içinde, hem iktidar partisi içinde, hem bütün parti ve örgütler içinde “haber kaynakları” vardı. Şimdi muhalif gazetecinin böyle kaynakları yok.

Gazeteci ne yapacak?

İnci Hekimoğlu’nun yaptığını yapacak. Hafızayı canlandıracak.

Faşist rejiminin medyasında yer alan, hepsi de çarpıtılmış haber yığınının içine dalacak, bir ton keçi boynuzu çiğneyip, gerçeği ortaya çıkaracak. Tembel Oblomov’dan gazeteci olamaz.

Düşman kampın medyasını izlemek, bunları ayıklamak, analiz etmek ve sonuç çıkarmak, sanılanın çok ötesinde gazeteciliğin en verimli yöntemidir. Gerçek bir gazeteci bu keçi boynuzu yığınından gerçek “enformasyonu” elde eder.

1 Eylül 1983 tarihiydi. O sırada Sovyetler Birliği’ndeydim.

Televizyonda bir Sovyet istihbaratçısı hakkında haberler yayınlanıyordu. Genç yaşında Sovyet Deniz Kuvvetlerinde görevliymiş. Görevli olduğu gemiden kaçıp Batı’ya sığınmış. Sonra adım adım Amerika’nın Sesi Radyosu’nun en önemli yönetim merkezine sızmış. Uzun yıllar çalışmış. Sonra mutat olduğu üzere bulunduğu yerden kaçmış, ülkesine dönmüş.

Adamı dinledim. Özetle şöyle demişti: “Biz Sovyetler hakkındaki enformasyonun yüzde doksanını, casuslar aracılığı ile değil, Sovyetlerin en ücra köşelerinde yayınlanan komünist gazete ve dergilerden elde ediyorduk. Özeleştiri yapan bir Kolhoz çiftlik bültenindeki sorunları, kaynak göstermeden yayınlıyorduk. Bu habere öteki gazetelerden aldığımız haberler ekliyorduk.

Örneğin biz söz konusu Kolhoz yönetiminin yolsuzluk yüzünden tutuklandığını yazdığımız zaman, bizim yayınlarımızı izleyen o Kolhozdaki Sovyet vatandaşları farkına varmadan VOA’nın ‘gerçekleri’ yazdığına haklı olarak inanıyordu. Köylüler diyordu ki, bizim Kolhoz doğru, demek ki diğerleri de doğru.”

Kaynaktan enformasyon almanın son derecede güç olduğu ülkelerde, muhalif gazetecinin yapması gereken birinci iş, düşman medyasını, her türlü manipülasyonu hesaba katarak analiz etmektir. Bu ciddi bir iştir. Her şeyden önce gazetecinin omurgası olmalıdır. Belli bir teorik temele sahip olması en önemli özelliktir. Arşiv tutmalı, bu arşivi yaratıcılıkla kullanmalıdır.

Şu anda “havuz medyası” çatladı. Bizim gazetecilerimiz için ortaya büyük bir imkan çıktı. Saray rejiminin bütün iç çelişkileri şu anda bu medyaya yansıyor. Bizim gazetecilerimiz şimdi bu medyayı didik didik taramalıdır. Bu medyaya yansıyan enformasyonu değerlendirmelidir. Geriye ve hatta çok geriye dönerek bu krizin iç gelişmeleriyle ilgili yayınlanmış, ama çoktan unutulmuş bilgileri, bir jeolog, antropolog ve tarihçi gibi yeniden üretmelidir.

Hiç kuşkusuz böyle bir gazetecilik yalnızca bireysel yetenek ve çabalarla yapılamaz. Kollektif bir çalışmaya, güçlü bir arşive ve aynı zamanda Apocu bir analitik yeteneğe ihtiyaç vardır. Neyi nerede, nasıl ve ne için bulacağını bilmek ancak böylelikle mümkün olur.

Gazeteci “bugün bu oldu” demekle yetindiği zaman Osmanlı’nın “vak’a nüvis”lerinin durumuna düşer. “Bugün bu oldu” demek yetmez, “dün ne olmuştu” diye sormak ve yanıt vermek gerekir. Ardından da, BBC numaraları yapmadan, habere “nesnel” bir yorum ve hüküm vermek de devrimci gazetecinin işidir. Bu son gereklilik, gazetecide sağlam bir teorik temel olduğu zaman başarıyla gerçekleşir.

Ajans haberciliğinden, gazete ve TV haberciliğinin en önemli farklarından birisi de budur. Böyle bir habercilik ve köşe yazarlığı yapana gazeteci deniyor.

İşte İnci Hekimoğlu sözünü ettiğim yazıda böyle bir gazeteci olduğunu ortaya koymuştur.

Bu linkten okuyabilirsiniz:

https://www.artigercek.com/yazarlar/incihekimoglu/cubuk-tan-bir-de-isid-e-baksak

Sonuç: Gazeteci olmadan köşe yazarı da olunamaz. Ben de dahil, yapamadığımız budur.

Yazarın diğer yazıları