BM, Suriye’de savaşı derinleştiren bir taraf!

Bu yazı yazılırken, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde Suriye’deki 8 yıllık savaşa siyasi bir çözüm bulma umuduyla BM Cenevre Ofisi’nde Anayasa Komitesi toplantısı gerçekleştiriliyordu.

BM Genel Sekteri Antonoi Guterres daha önce yaptığı açıklamada bu anayasa komitesinin 150 kişiden oluşacağını, bunların 50’sinin rejiminden, 50’sinin ‘muhalif’ kesimlerden geriye kalan 50 isminden BM’nin belirleyeceği uzmanlardan oluşturulacağını söylemişti. Yapılacak anayasa çalışmaları ile Suriye’deki krizin önüne geçmek isteyen BM’nin yürüttüğü bu çalışmada, çok açık ki 8 yıl boyunca yürütülüp sonunda başarısızlığa mahkum olan ‘Cenevre Görüşmeleri’nin bir devamı niteliğinde olacaktır.

Sahada yaşanan gelişmelerden uzak bir çözüm arayışı, yaşanan kaos ortamını daha derinleştirecektir. Bu gerçeği, BM adına Suriye’de siyasi çözüm arayışı yürüten uzmanlar da çok iyi biliyor. Tüm bunlar bilinmesine rağmen, nedense BM her defasında Suriye halklarına umut dağıtmaktan kendini alıkoymuyor. Suriye için yapılan her yeni çalışma, BM’nin kuruluş ve varlık amacı olarak lanse ettirilmeye çalışılsa da aslında gerçek hiçte öyle değil. Çünkü BM, dünyayı yöneten güçlerin siyasetini meşrulaştırma arenasından öteye gidemeyen bir kurum halini almıştır. Bu anlamda Suriye adına yaptığı her çalışmada sahadaki büyük güçlerin siyasetine uluslararası alanda meşruluk kazandırmadan öteye gitmiyor.

Suriye topraklarında terörden başka bir faaliyeti olmayan Sünni radikal ‘muhalif’ gruplara uluslararası alanda meşruluk kazandırma çalışması ile bu sürece başlayan BM, tıpkı sahadaki emperyalist güçler gibi rejimin varlığını kabul edecek noktaya geldi. Bugün ise her fırsatta Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının şart olduğunu söyleyen bu kurum, nedense Suriye topraklarında işgalci konumda olan Türk devletine karşı hala net bir tavır sergilemekten kaçınıyor.

Eğer denildiği gibi temel olan Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması ise Türk devletinin işgaline neden sessiz kalınıyor? Her fırsatta BM’de dile getirdiğimiz bu sorunun cevabını veren kimse yok! Suriye halklarına dayatılan en ağır katliamlar karşısında bile endişe duymaktan öteye gitmeyen BM’nin bugün bir araya getirmeye çalıştığı Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarından bir sonuç çıkar mı sizce? Tabi ki de, hayır! Çünkü o masada oturacak olanların Suriye halklarını koruma veya onların geleceğini düşünme gibi bir derdi yok. Suriye halklarının temsilcilerin olmadığı sadece siyasi çıkar kesimlerinden oluşan tarafların masa başında oluşturacağı yeni bir anayasa, sadece ve sadece savaşın daha derinleşmesine hizmet edecektir.

8 yılda yaşanan 500 binden fazla ölümün ve 6 milyondan fazla insanın yerinden edilmesinin nedenleri sorgulanmadıkça ve sorumluları yargılanmadıkça hangi çözüm Suriye’ye barış getirebilir ki? En önemlisi, Türk işgalinin veya Kürtlere dayatılan soykırım saldırılarının gölgesi altında gerçekleşecek yeni bir anayasa çalışması bu savaşa nasıl bir çözüm getirecek ki!

Eğer; barış ve siyasi çözüm, işgal ve soykırım politikası ile bu topraklara gelmiş olsaydı, zaten 8 yıl boyunca çoktan gelmiş olurdu…

İşin özü, BM’nin kendi varlık gerekçesinden uzak bir şekilde yaptığı her çalışma Suriye’deki savaşı ve yaşanan insani krizi daha da derinleştirecektir tıpkı bugün olduğu gibi. BM’nin Suriye’deki yanlış politikalarını tepki göstererek geçtiğimiz dönemde Suriye Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanlığı görevinden ayrılan BM ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savaş Suçları eski Başsavcısı Carla Del Ponte, İsviçre gazetesine verdiği bir röportajında “BM kendini yenilemek zorundadır” diyerek, tam da BM’nin krizi derinleştiren tavrına dikkat çekiyordu.

Başsavcı Carla Del Ponte, “Suriye’de savaş ve insanlığa karşı işlenmiş suçların sorumluları açığa çıkarılıp yargılanmadıkça, Suriye’de siyasi çözüm olmaz” derken, BM’ye unuttuğu asıl görevini hatırlatıyordu. BM’nin, Türk devletinin Kuzey Doğu Suriye’ye dönük sürdüğü işgale karşıda sessiz kalmasını eleştiren Del Ponte, aynı zamanda “Erdoğan uluslararası hukuku yok sayarak, savaş suçu işliyor” diyerek, BM’ye Erdoğan’ın yargılanmasının önünün açık olduğunu mesajı veriyordu…

Yazarın diğer yazıları