BM’nin güvenirliği ve Sünni bloğun hezimeti

Kürtlerin davet edilmediği Cenevre-8 görüşmelerinden de sonuç çıkmazken, görüşmeleri yürüten BM Suriye Özel Elçisi Staffan de Mistura ilk defa başarısızlık itirafında bulundu. Cenevre-8’in ardından gelen başarısızlık itirafı, Birleşmiş Milletler (BM) ve Suriye’de ki iç savaşın bir parçası olan Sünni bloğun sahada olduğu gibi masadaki yenilgisini de ortaya koydu.

Mart 2011’de başlayan Suriye’deki iç savaşın gün geçtikçe uluslararası boyut kazanmasıyla birlikte sahada savaşan gruplar arasında taraf konumuna gelen ABD ve Rusya öncülüğünde uluslararası güçler, bir yandan kendi projelerini yaşama geçirirken, diğer taraftan da Birlemiş Milletler (BM) öncülüğünde Cenevre görüşmeleri adı altında Suriye’deki iç savaşa ‘siyasi çözüm’ arayışına girdi. 

Savaşın tarafı konumuna gelen uluslararası güçler, Suriye’de nasıl bir geçiş yönetimi kurulması ve taraflar arasında ateşkes sağlanmasını tartışmak üzere, ilk defa 30 Haziran 2012 tarihinde bir araya geldi. Dönemin BM Suriye Özel Elçisi Kofi Annan öncülüğünde düzenlenen Cenevre-1’e Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi 5. Daimi üyesi, AB temsilcileri ve Türkiye katılırken, kısa sürede düşmesi planlanan Esad rejimi ise bu görüşmeye davet edilmemişti. Cenere-1’de alınan kararlar, savaş meydanlarında bir karşılık bulmayınca yapılmak istenen ateşkes süreci de kısa sürede çöktü ve dönemin BM Suriye Özel Elçisi Kofi Annan istifa etti. 

O günden sonra sahadaki savaş, gün geçtikçe daha ağırlaşarak devem ederken, iç savaşın ortağı konumunda olan uluslararası güçler hem sahada destekleri taraflar hem de aynı zaman zarfında devam ettirmeye çalıştırdıkları Cenevre görüşmeleri ile Suriye’de güç ve pazarlık yarışına girdi. 

Tarihler 22 Ocak 2014 gösterdiğinde ise BM ve uluslararası güçler, BM Suriye Özel Elçisi Lathar Brahimi öncülüğünde Suriye’de devam eden iç savaşa siyasi çözüm bulmak adı altında Cenevre-2 görüşmelerini organize etti. Bu görüşmelere Cenevre-1’e katılanların yanı sıra ilk defa iç savaşın doğrudan tarafı olan rejim ve muhalefet de davet edildi. Bu görüşmelerde, rejimin terörle mücadelede, Türkiye ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Sünni bloğun desteklediği ‘muhalefetin’ ise Esad’sız bir geçiş yönetiminde ısrar etmesi nedeniyle siyasi çözüm adına hiçbir şey tartışılmadan başarısızlıkla sonuçlandı. Bu başarısızlık üzerine BM Suriye Özel Elçisi Lathar Brahimi’de tıpkı meslektaşı Kofi Annan gibi siyasi ve diplomasi hayatına daha çok zarar vermemek için çareyi istifa etmekte buldu.   

Suriye’deki iç savaşta ölenlerin sayısı 250 bini, sığınmacıların sayısı ise 6 milyonu bulduğu Ocak 2016’da ise savaşın tarafları, BM Cenevre Özel Elçisi Staffan de Mistura öncülüğünde Cenevre-3 görüşmeleri adı altında tekrardan bir araya getirilmeye başlandı. De Mistura’ın öncülüğünde tarafların katılımıyla Cenevre-3 ile başlatılan Suriye’deki iç savaşa siyasi çözüm bulma umudu, farklı aralıklarla denenerek geçtiğimiz hafta sonlandırılan başarısız Cenevre-8 görüşmelerine kadar devam ettirildi. 

Ocak 2016’dan günümüze kadar Cenevre görüşmelerine destek veya paralel olmak üzere uluslararası güçler ve BM öncülüğünde onlarca toplantı gerçekleştirilmeye çalışılsa da günümüze kadar Suriye’nin geleceğine yönelik alınmış olumlu bir karar ortaya çıkmadı. Cenevre-1 görüşmelerinde rejimi hesaba katmadan destekledikleri cihatçı örgütlerle Suriye’de bir savaş kazandıklarını ilan etmeye çalışan Sünni blok, bu sürecin uzamasıyla birlikte sahada olduğu gibi masada da gün geçtikçe güç kaybetti. Bugüne kadar rejimin varlığını asla kabul etmeyen Sünni bloğun sahada olduğu gibi masada temsilcisi olan ‘muhalefet’, son yapılan Cenenre-8 görüşmelerinde rejim heyetiyle doğrudan görüşmek istese de rejimin, “Terörizmle mücadeleye devam edeceğiz” gibi net yanıtıyla karşılaştı. Böylelikle sahada destekledikleri cihatçı örgütlerle Suriye’de söz sahibi olmak isteyen Türkiye ve Suudi Arabistan öncülüğündeki Sünni blok, savaş meydanın da olduğu gibi masada da bütün gücünü kaybetmiş oldu. Uzun dönemdir Esad rejiminin en büyük destekçisi olan Rusya’nın buyruğu altına girerek sahada ki Sünni bloğun yenilgisini kabul eden Türkiye, Cenevre-8 görüşmelerinin sonucuyla masadaki yenilgisinin de kabul etme noktasına gelmiş oldu.

Sahada olduğu gibi masada da yenilgiye uğrayan sadece Sünni blok ve onların desteklediği cihatçı örgütler olmadı. Siyasi ve askeri anlamda olduğu gibi Suriye’nin geleceğine yönelik tek demokratik projesi olan sahanın en büyük gücü Kürtleri, Cenevre görüşmelerine davet etmeyerek 6 yıldır Suriye halklarının geleceğini masada çıkarlara kurban eden Birlemiş Milletler de bu süreç de en büyük yenilgisini aldı. BM, başarısız Suriye pratiği nedeniyle bölge halkları olduğu gibi dünya haklarının da gözünde güvenirliğini zedeledi. BM, bu saatten sonra 350 bine yakın insanın hayatını kaybettiği ve 6 milyonu aşkın insanın yerini terk ettiği bir gerçek karşısında ne yaparsa yapsın kaybettiği güvenini geri kazanamayacak… Öte yandan, Cenevre-8 görüşmelerinin ardından “başaramadık” diyerek BM’nin yenilgisini kabul eden BM Suriye Özel Elçisi Staffan de Mistura, bu gerçek karşısında ne kadar ayak direr bilinmez ama gerçek olan, basına yansıma da De Mistura’nın şimdiye kadar istifasını birçok kez BM Güvenlik Konsey’ine sunmasına rağmen kabul edilmediği de tartışma konuları arasında.

Daha önceki yazılarımda da özellikle dikkat çekmeye çalıştığımı noktayı bir kez yine belirtmekte fayda var; Cenevre görüşmelerini başından bugüne kadar tıkayan ve son Cenevre-8 görüşmelerinin ardından tamamen bu süreci anlamsızlaştıran nokta, Kürtlerin bölgedeki askeri ve siyasi varlığının her defasında göz ardı edilmesi oldu. Bu saatten sonra sahada ve masada kaybedenlerle değil, Suriye’de iki bloklu kutuplaşmaya karşı 3. bir çizgiyi savunarak savaş meydanlarında son sözü söyleyip kendi demokratik sistemlerini inşa edenlerle yani Kürtlerle Suriye halklarının geleceği tartışılacak… 

Yazarın diğer yazıları