Böldürmeyene mektup

Vatan sadece birilerinin onlarca yıl önce çizdiği sınırlar, onların muhafızları ve bazen mayınlar, mutlaka gümrük memurları, ordular, polisler, iktidarların hırsları ve alçaklıkları ile kaplı bir toprak parçasından mı ibaret? Yani kutsallıkları muktedirin yazdırdığı tarih kitaplarında anılan ve mesela merdiven basamaklarına sırayla dizilen aptal kıyafetlerin, dökülen kanların ve bir askeri strateji biçimi olarak kullanılan tecavüzlerin toplamı mı? 

Şairin dediği gibi çek defterleri mi vatan? Bazen düşen ve yükselen ama nedense her ikisinde de bizim kaybettiğimiz menkul kıymetler borsası mı? Kobra helikopterler, F 16-17-18 mi? Mini mini birler, çalışkan ikiler mi? Tırnak ve kimlik kontrolleriniz mi? Televizyonu her açtığımda karşıma çıkmanız mı? “Açık ve net” ifadelerimiz mi? Hapishaneleriniz ve verdiğiniz, vermediğiniz cenazelerimiz mi vatan? Yoksa Saray mı?

Mesela izole bir TOKİ binasının 17. katında, başını uzatıp da görebildiğin kelleşmiş toplu konut bahçesinin sağ alt ya da üst köşesi mi kutsal vatan toprağı? 17. kattan hala kutsallığını hissedebiliyor musun ve bu becerinden dolayı mı milliyetçisin? 17 olmasaydı, 21. kat olsaydı hala bu hissiyatın sürecek miydi? Nedir senin kapsama alanın? Hiç dokunmadığın dokunamadığın bir toprak parçası mı yoksa kanserle sıvanmış otobanlar mı? Yer altından küçük sarsıntılarla iki istasyon arası gidebilmen mi vatan? Emekçinin asgari ücretinden kesilmiş vergi matrahın mı? Milli takımın gol attığında ağlamak istemen mi? Linçlerinle gurur duyman mı? Seri ve resmi cinayetlerin mi? Yasal mermisiyle yaklaşan komiser mi?

Vatan Erkek olman mı? Suratının kenarı mı? Her şeyi büyük yapma telaşındaki küçüklük kompleksin mi? Freud’un kulaklarını çınlatan iktidar tutkun mu? Üç boyutlu fetih şölenleri mi? Tükenmek bilmez para hırsın, minare kılıfı olarak kullandığın bayrakların mı?

Senin böldürmek istemediğin vatan bunlar mı birader?

Kızma birader…

Yazarın diğer yazıları