Bolivya ve Rojava: Faşizmi mücadele yener

Bolivya’da oligarşi ve faşist hareket askeri cuntayı seferber ederek iktidarı ele geçirdi. Askeri cuntanın başa getirdiği kukla devlet başkanı J. Anez’i ilk tanıyan ABD dış savaş bakanı Pompeo oldu. Kuşkusuz bu aynı zamanda ABD ve CIA’nın Bolivya cuntasını doğrudan örgütlediğini kanıtlıyor.

Vurgulamak istediğimiz sorunun başka bir yanı.

Bolivya’da Morales, 2003-2005 arası dönemde ayaklanan halkın S. Lozada ve C.Mesa yönetimlerini yıkması ama devrimci bir iktidar kuramaması sonucunda, devlet başkanlığını kazanmış, aynı rüzgarla sürdürebilmişti.

Morales, 2003-2005 ayaklanmalarında rol oynamadı, barışçılığı önerdi. Şimdi de, Allende gibi yiğitçe dövüşemeden orduya ve oligarşiye boyun eğdi.

Ama Bolivya’nın yerli halkları ve işçileri, ayaklanmalardaki devrimci tavırlarını Morales’e rağmen şimdi de askeri cuntaya, polise ve oligarşinin paramiliter çetelerine karşı gösteriyor, mücadeleyi sürdürüyorlar.

Santa Cruz’a dayanan oligarşinin güçlü ailelerinden Camacho, politik Hıristiyanist paramiliter güçlerin de elebaşısı olarak, “savaştık zafer kazandık” kutlaması yapmıştı. “Kayyım” olarak kukla başkanlığa atanan Anez de, generaller de, polis de erken “zafer” ilan etti.

İşçilerin ve yerli halkların öncülük ettiği mücadele gecikmedi. Anez ve cuntanın çekilmesi, Morales’in yeniden göreve getirilmesi, yerli halkların renkli bayrağının yeniden resmi bayraklar içine alınması talepleriyle mücadele büyüyor. Madenciler ve yerli halklar, yolları keserek, başkente yürüyerek başlattıkları mücadeleyi başkent ve diğer kentlerde, şehitler vererek sürdürüyorlar. Faşizmin ve oligarşinin “erken zafer” hayallerini sarsıyorlar.

İlk sonuç, cunta içinde ortaya çıkan çatlak oldu. Cuntanın başı genelkurmaylıktan alındı.

Anez, mücadeleyi sönümlendirmek için, Ocak ayında “seçim” vadetti. Tabii ki mücadele zorunda bırakırsa ancak o zaman gerçekleştirecek ve silahlı faşizmin gölgesinde “seçim”! Tıpkı diktatör Erdoğan’ın Kasım 2015’te ve sonrasında yaptığı gibi.

Erdoğan ve tetikçileri de Rojava’da işgal savaşında erken “zafer” ilan ettiler. ABD ve Rusya’nın emperyalist çıkar çelişkisinden yararlanıp işbirliği yaparak, Esad’ın Rojava halklarını güçsüzleştirip en az hakla boyun eğdirme taktiğinden yararlanarak, diktatörün gerçekleştirdiği işgale karşı silahlı direniş sürüyor.

Rojava halkları, Erdoğan faşizminin sömürgeci ordusuna ve çetelerine karşı silahlı-silahsız biçimleriyle direnişi sürdürüyorlar.

Direniş, diktatör ve emperyalistler ile Esad arasındaki Rojava devrimini “ezme” fiili ittifakını bozarak çatışmaya dönüştürecek. Dahası direniş savaşı daha büyüyecek. Erdoğan kan dökerek kaçmak zorunda kalacak. Erken “zafer” narasının akibeti soykırımcı işgalcinin yenilgisi olacak.

Bolivya halkları, mücadeleyi Santa Cruz oligarşisi, ordu ve polisin faşist cuntasına karşı yürütüyorlar. Aynı zamanda yerli halklar olarak kazandıkları hakları kendi özgüçleriyle korumaya çalışıyorlar. Faşizme karşı mücadeleyle yerli halkların hakları için mücadele birleşmiş durumda.

Yerli halklar, ezici çoğunlukla işçi, yoksul emekçi köylü konumunda. Yerli halkların, dinamitli eylem geleneğine sahip madencilerin öfkesi aynı zamanda işçi ve yoksul köylü sınıfsal öfkesi.

Rojava’ya Erdoğan faşizminin işgali, “dış” işgal, ama aynı zamanda Kuzey’deki sömürgeci savaşın devamı. Erdoğan faşizmi, Kuzey’in mücadelesini bastırmanın, şovenizmle kitle desteğini yükseltmenin, faşizmi tahkim etmenin aracı olarak da Rojava işgaline başvuruyor. Rojava’da ve Bakur’da ulusal özgürlük mücadelesi aynı zamanda faşizme karşı mücadeleyle birleşmiş durumda.

Rojava, ölüm kusan uçaklarıyla militarist devlete karşı mücadele vermenin zorluğunu yaşıyor. Fakat Bolivya halklarından farklı olarak avantajı ise devrimci ve silahlı direniş örgütlerine sahip.

Bolivya halkları da COB’la (Bolivya İşçi Merkezi), yerli halkların örgütleriyle az çok örgütlü. Fakat silahlı örgütlerinden yoksunlar. Bu, dezavantajları. Dünya halkları ve demokratik güçlerinin desteğine sahip olmaları ortak avantajları.

Rojava’da, Bolivya’da halklar işgal savaşına ve cuntaya karşı mücadele ederek faşizmin erken “zafer” hayalini yıkmaya çalışıyorlar, yıkacaklar da. Mücadele deneyimlerinden geçerek örgütlenme ve direniş güçlerini büyüterek, mücadelenin meyvesini Morales veya diğerlerinin heba etmelerine izin vermemeyi de gerçek haline getirecekler.

Dünya halklarının yeniden başlayan ayaklanmaları taze güç verecek, Erdoğan ve Bolivya faşizminin de sonunu getirmeye yardımcı olacak.

Faşizmi ancak mücadele yenebilir ve zafer, nara atan kan dökücü faşist şeflerin değil halkların olacak!

Yazarın diğer yazıları