‘Bölünmekten’ korkma yıkılmaktan kork Ey Türk

Bugün 2 Kasım 2019. Dünya Rojava için ayakta.        

Hem Rojava için, hem Erdoğan rejimine karşı ayakta.

Ülken ve hükümetin savaş suçlusu ilan edilmek üzere muhterem Türk kardeşim.

Ama sen oturuyorsun.

Ülkeni sevmiyor musun?

Oylarınla seçtiğin adama Amerika’nın başındaki kişi “aptal” diyor.

Utanmıyor musun?

“İki partili” Amerika’da her iki parti senin ülkene karşı birleşmiş ekonomini perişan edecek, seni fakr-ü zaruret içinde bırakacak olan yaptırım kararları almak üzere.

Çoluğunu, çocuğunu düşünmüyor musun?

Ülken de, ekmeğin de tehlikede. Neden dünyayla birlikte ayağa kalkmıyorsun?

Çok muhterem Türk kardeşim felaket kapını çalıyor, duymuyor musun? Rusuydu, Amerikalısıydı, Fransızı, İsraillisiydi pencerenden bakıyor, görmüyor musun? Yangının alevleri çatını yalamakta, hissetmiyor musun?

“Ne yapayım, elimden ne gelir” mi diyorsun? Dur ben sana anlatayım.

Bu belayı başına Erdoğan açtı. Önce DAİŞ’le birlikte Kobanê’ye saldırdı. Ne oldu? Yenildi. Ortadoğu’ya egemen olacaktı. Elindeki pazarları bile kaybetti. Ekonomi krize girdi.

Suriye savaşında rezil olmanın acısını Kürt halkından çıkarmayı “beka” meselesi saydı, çözüm sürecini, istikrarı, barışı tekmeledi, içeride Kürt halkına savaş açtı.

Kriz derinleşti. Partisi karışmaya başladı.

Baktı ki “koltuğu” tehlikede… Ne yaptı? 15 Temmuz’da kendi ordusuna, yargısına, Meclisi’ne, hatta kendi Başbakan’ı Davutoğlu’na, en büyük ortağı Cemaat’e ve NATO’cu subaylarının şahsında ABD’ye karşı “darbe” yaptı.

Tam “padişah oldum” diyerek Saray’a yerleşiyordu ki, o da ne? Önce genel seçimde azınlığa düştü, derken yerel seçimde perişan oldu. Boynundaki kravat, Ergenekoncuların, Bahçelilerin, Perinçeklerin elinde haysiyet kırıcı bir yulara dönüştü.

Dönüşünce ne oldu?

Bu defa Rojava’ya karşı savaş ilan etti.

Sonuç ortada. Dünya bugün işte bu adamın yüzünden Türkiye’yi lanetliyor, bütün parlamentolar Erdoğan’ı yargılanmaya götürecek olan yolun taşlarını döşüyor. Rusya ve İran Ortadoğu pazarlarından kovulan Türkiye’nin yerini almak için pusuya yatmış, olacakları bekliyor.

İyi de sen neyi bekliyorsun, muhterem Türk kardeşim?..

Bekleme. Önce ülkeyi bu felakete sürükleyen Erdoğan-Bahçeli faşizmine karşı ayağa kalk. Ona sözüm ona “milli birlik” adına destek veren, böylece ülkene karşı işlenen suça ortak olan CHP’ye haddini bildir. Felaketin sonunda Erdoğan faşizminin yıkılmasını “bekleyen” Babacanları, Davutoğluları silkele. Ülke yıkıldıktan sonra Erdoğan’ın yerine oturma kurnazlığı ihanettir.

Kılıçdaroğlular, Babacanlar, Davutoğlular şimdi harekete geçseler, bir kaç hafta içinde AKP paramparça olur. Meclis’te azınlığa düşer. Patlayacak siyasi krizde on milyonlarca halk Saray’ın altını üstüne getirir.

Adı geçenler böyle bir krizden “devletlerinin bekası” adına öcü görmüş gibi korkuyor. Oysa kriz Türkiye’yi değil, Saray’ı yıkar, krizden “devlet adına” duyulan korku ise Türkiye’yi yıkacak. Bu yıkıntının altında krizden korkanlar da kalacak.

İyi de sen niçin krizden korkuyorsun ey muhterem Türk kardeşim? Neden kendi kendine “Saray mı yıkılsın yoksa Türkiye mi?” diye sormuyorsun?

Ve şunu düşün: Başına örülen çorap Kürde düşmanlık yüzündendir. Şu anda Türkiye savaşa son verse, Rojava’yı tanısa, Suriye ile iyi komşuluk, saldırmazlık anlaşması yapsa, içeride Kürt savaşını, Kürtlerin eşitliği temelinde durdursa, o gün Türkiye krizden çıkar, yaklaşan felaketi önler. Dünya halkları bu çizgiyi hayata geçiren siyasileri ayakta alkışlar, hiçbir devlet Türkiye’ye karşı elini kaldıramaz, bunu yapan siyasilere dünyanın hiçbir Trump’ı “aptal” diyemez.

Biliyorum, kafan karışık. “Böyle yapılırsa Kürtler Türkiye’yi bölmezler mi?” diye için titriyor.

Sen “bölünmekten” söz ediyorsun, ben ise sana “Türkiye ölecek, enkaza dönecek” diyorum. Anlamıyor musun?

Benim çok muhterem Türk kardeşim, bu savaşın sonunda, Amerikan yaptırımıydı, Avrupa Birliği kuşatmasıydı, Rus ruletiydi derken, Türkiye’nin altı üstüne geldiği gün, asıl o gün ülken bölünecek. Kürt halkı can çekişen bir ülkenin parçası olmaktansa, kendi canını kurtarmanın yoluna bakacak.

Tarih kitabı okuyor musun muhterem kardeşim? Şimdi senin devletinin topraklarını işgal ettiği o Suriye’nin ne zaman senden koptuğunu hatırlıyor musun? Belli ki hatırlamıyorsun? Hatırlatayım o halde?

Türkiye Birinci Dünya Savaşı sonunda, Enverlerin, Talatların, Cemallerin eliyle enkaza döndüğü gün tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika halkları canlarını kurtarmak için Osmanlı’yı paramparça etmişti. Sen şimdi Üçüncü Dünya Savaşı’nda yenilmişsin. Az sonra ülken Savaş Suçları Mahkemesinde hüküm giyecek. Ekonomisi beter olacak, ne huzur, ne refah kalacak. Şimdi kanını döktüğün Kürt böyle bir ülkenin kaderini neden paylaşsın?

İyi düşün: Bölünmekten korkma, yıkılmaktan kork.

Yazarın diğer yazıları