Botan’dayım işte, direniş kalesinde

3 Temmuz 2018’de Medya Savunma Alanları’nda yaşamını yitiren Armanc Goşkar’ın bir arkadaşına yazdığı mektup:

Kod Adı: Armanc Goşkar

Adı Soyadı: Suna Kızılkaya

Doğum Yeri: Muş

Anne – Baba Adı: Nazife – Hüseyin

Şehadet Tarihi ve Yeri: 3 Temmuz 2018 / Medya Savunma Alanları

Sevgili yoldaşım, panik atak arkadaşım,

Özlemle, hasretle kucaklıyorum seni. Merhaba güzel yoldaşım, merhaba güzel insan. Nasılsın?

Sesini cihazdan duyabildim nihayet. Birçoğunuzun sesini duyabildim yıllar sonra. Çok şanslı bir zamandı. Birçok sefer gelip gittiniz ama size ulaşamadım, dokunamadım yüzünüze yüreğinize. Ne kadar ihtiyaç duyuyordum oysa. Ama yaşamımızın gerçeği bu ayrılıklar, neylersin? Hep kavuşmalara ve ayrılıklara kodlanmış bu yürüyüşümüzde hem en zayıf yönümüz ayrılık acısı, hem kavuşma umudu ve beklentisi en büyük dayanağımız. Tuhaf bir döngü değil mi? Kim bilir belki dışarıdaki yaşamda da böyle anlamları vardır. Ama bizdeki maneviyat örgüsü ne kadar da farklı. Dostlar, yoldaşlar üzerine kurgulanmış çok güzel bir öz var yaşamda. Ve biz böyle yaşıyoruz, büyük dayanıyoruz, böyle güçleniyoruz.

İşte böyle yürek yoldaşım. Seni öyle özlemişim, o panik hallerini, o sakarlıklarını (tatlı), bir bütün seni… Aklını, yüreğini… Geçen süreçte sana ulaşamamak beni ne kadar etkiledi bilsen. Arjîn’in gittiği o zamanlarda en çok seni düşündüm, senin için kaygılandım. Sana ulaşamamanın acısı, kederi daha da boğdu beni. Biliyordum her arkadaşın yüreğinde derin acılar açtı o gidiş. Kapanmayacak, hiç iyileşmeyecek yaralar. Ama senin için de çok zor olmuştur, biliyordum. Senin heyecanla O’nun yanına gidiş planlarını düşündükçe içim daha da acıyordu. O soğuk kıtada böyle haberler almanın acısı her zaman daha fazla olmuştur biliyorum. Sana ulaşıp ellerini tutmak, acını yüklenmek isterdim. Biliyorum, orada aynı acıyı anlayan, yaşayan, paylaşan dostlar vardı. Yalnız olmadığını da. Ama benim de sizlere ihtiyacım vardı. Hepimiz için çok zor zamanlardı. Biz en büyük acılar karşısında yoldaşlığa, arkadaşlığa, Önderliğin aramızda ördüğü bağlara tutunduk. Öyle aştık, öyle direndik. Şimdi de öyle. Ne mekan bu gerçeği değiştirebilir, ne zaman. Ayrı mekan ve zamanlarda insanlar ortak bir dünya, ortak bir ruh, ortak bir dil oluşturabilir. PKK’nin yaşamı buna en iyi örnek. PKK’de yaratılan yoldaşlık bağları bunun en iyi ispatı.

Can arkadaşım; buralara gelmene, kalmana çok sevindim. Her zaman geri dönmenin acısı siniyordu gözlerine. Gurbet acısı, sürgün isyanı çöküyordu. Bu sefer kalabildin. Elbette devrimciliğin mekanı yoktur. İnsanın aklı ve yüreği kavgayla doluysa her ortam mücadele ortamıdır. Önderliğimizin yaşamı en iyi örnek bunun için. Ama yine de ülkemizin dağlarında devrimcilik yapmanın duygusu bir başka. Her arkadaşın önceliği bu mekanlarda devrimcilik yapmak. İnsanın ait olduğu toprakların, yerin duygusu çok farklı değil mi? Aidiyet duygusu çok farklı ince, tatlı bir duygu, ılık bir yaz yeli gibi. İşte dağlardasın, gerillacılık yapıyorsun. Üstelik bir de komutan olmuşsun. Kutlarım, en iyi şekilde görevini yapacağına inanıyorum. Yüreğinin iyiliğine, dürüstlüğüne ve adaletine güveniyorum. Ve bence komutanlık için bunlar oldu mu diğeri çok sorun olmuyor. Senin sevgi dolu yüreğin çok şey katacak yoldaşlarının yaşamına.

Bak işte görüşmemize ramak kala yine kaldı. Bu koşullarda gelmememi anlayacağına inanıyorum. Ama mutlaka görüşeceğimiz zamanlar olacak. O zaman konuşacak, paylaşacak çok şey olacak. Güzel bir alandasın, güzel yoldaşlarla. Alanın da sana çok şey katacağına inanıyorum. Heval Bahar’ı tanıyorum ve çok sevdiğim bir arkadaş. Onunla Zagros’ta kaldık. Çok güzel zamanlar kadar, büyük acıları da ortak yaşadık. Arkadaşlığımızı güçlendiren güzellikler kadar zorluklar ve acılar da oldu. Ortak yoldaşlarımız oldu. Bahar arkadaşın yanında olmana sevindim. Eminim çok destek verecektir. Dürüst yoldaşlıklar her zaman insanı güçlendirir. Ve orda başka da güç alacağın çok yoldaş vardır eminim.

Ben iyiyim. Acıları güce dönüştürmeye, anılar kadar beklentisi olan yoldaşlar için katılmaya, güçlü durmaya çalışıyorum. Bize hep zor olanı düştü. Hep geride kalmanın o ağır, sancılı yükünü sırtlamak düştü. Yüreğim buna hep isyan etti, ediyor. Ama olmadı işte. Buralar her zamanki gibi olmasa da yine de yoğun. Şimdi değişen planlamalara göre kendimizi yeniden örgütlemeye çalışıyoruz. Üstlenme vs. hazırlıklara başlayacağız. Bu yıl her şey öyle hızla değişiyor ki, bazen günlük değişimler oluyor. Garip bir süreç oldu. Başından beri içimde hep kocaman bir boşluk hissi oluştu. Çok fazla heyecan, coşku yaşamadım. Ve ilk defa bir süreci sadece havada asılı bir boşluk ruhuyla karşılıyorum. Kendimi hep farklı gelişmelere, yeniden savaşa şartlandırıyorum. Bu ülkede barışın o kadar kolay olmayacağını, daha ağır bedeller ödeyeceğimiz duygusunu hep taşıyorum.

Bir sıkıntım yok. Tek derdim yoldaşlara olan özlem. Yoksa buralar çok güzel, çok yaşanılası. Oranın hengamesinden uzak, kendi içinde farklı bir dünya. Her yerde tarih konuşuyor. Her yerde izler var, ruhu sinmiş direnişlerin, büyük kahramanlıkların. Her yere… Hem acı, hem sevinç, hem gurur, hem kin ve öfke duygularını öyle karışık her an hissediyor insan. Botan’dayım işte. Direniş kalesinde. Bir tarihin orta yerinde. Ruhuma uygun bir hüzün, bir keder havası var hep buralarda. Gördüğün her insanda büyük acıların izleri var. Her taşın, her ağacın altında destansı kahramanlıklar var. Çok sevdim buraları….

Can arkadaşım, madem gelemiyorum sana birkaç satır yazayım dedim. Biliyorum, bu hayatta bizi en mutlu eden şey bir yoldaştan mektup almak, selam almak. Yüreğine küçücük bir sevinç ekleyeyim dedim. Seni hep düşündüğümü, sevdiğimi ve çok özlediğimi unutma sakın. Ve coşkundan, yaşam heyecanından vazgeçme. Acıları taşımasını da bil. Erdemle, onurla, sevgiyle taşı onları. Çünkü çok güzel insanların mirası bize o acılar. Onların ruhu, yüreği, hayalleri, umutları, sevinçleri gibi taşı onları da. Seni hep güçlendirsin, vicdanını insan kılan yön olsun her zaman. Ve direnç yanını hep büyütsün. Öyle olacağına inanıyorum. Yanındaki arkadaşların hepsine çok selam ve sevgilerimi söyle. Kimler var bilmiyorum. Ama heval Bahar’a özel selam, sevgi ve özlemlerimi söyle.

Seni tekrar büyük özlem ve sevgiyle kucaklıyorum. Kendine, yüreğine çok iyi bak. Sen Arjîn’den bana kalan en güzel şeysin. Unutma.

Gözlerinden öpüyorum.

Özgür önderlikli günlerin umudu ile, sevgiyle kal.

Devrimci selamlar ve saygılar

Armanc Goşkar

16 Ağustos 2013 / Besta

Yazarın diğer yazıları

    None Found