Böylesi zamanlarda!

Karda, fırtınada, yağmurda, doluda uçsuz bucaksız dağlarda, çöllerde, denizlerde yolunu bulmak herkesin harcı değildir. Fakat tarih senin varıp varmayacağınla ilgilenir.

Yoldaki engellerin çokluğu tarihin umurunda olmaz. Hayat-memat meselesidir ama çok istekli olduğunla, çok çabaladığınla da ilgilenmez. Ya menzile ulaşırsın ya da hayat tahterevallisinden düşersin. Adın kayıtlara geçer mi o da belli olmaz.

“Kurtlar sofrası”, “kan kanunu”, “güç dünyası” ve buna benzer nitelemelerle anlatılabilecek bir kaos ortamında “merhamet, iyi niyet, sevgi” kanunları belki insanı ayakta tutabilir ama canavarca bir düzene karşı sonuna dek koruyamaz.

Kim nerede fırsatını bulursa düşmanını vuruyor! Sınır, kanun, ölçü yok. “Vahşi Batı” şimdi her yerde! Eskiler böylesi zamanları kıyametin alametleri arasında sayarlardı. Hatta bu kadarını hayal bile edemezlerdi.

Kıyamet henüz kopmadı fakat oraya doğru gidiyoruz.

Bunun farkında olan halklar, emekçiler, kadınlar, gençler dünyanın her yerinde ayaklanıyor. Dünyanın efendiliğine soyunanları korkutan bu gelişmeler karşısında dünya çapında planlamalar yapıldığı ve devreye konulduğu görülüyor. ABD, NATO, AB, İran, Rusya, Türkiye ve ilgili eklentileri, çeteler, işbirlikçiler hepsi kendi rolünü oynuyor. Bu sahnede halklar sadece kurbanlık koyun olarak görülüyor.

“Bu oyun bizim oyunumuz değil, kıyısında köşesinde, hiçbir yerinde yer almayız” demek de halkları kurtarmaya yetmiyor. Kendi alternatifimizdir önemli olan. Alternatifini oluşturmayan ve bunda ısrar etmeyenlerin oyunlardan uzak durması oyunların kaybedeni haline gelmesini önlemez.

Dünyanın bu kanunu çok açık ve yalındır kendi oyununu kurmaz isen “uzak durarak” oyunlardan kurtulamazsın. Ustalıkla geçilmesi gereken oyunlar arasındayken hiçbir bahane uzak durmanı sağlayamaz.

Havanın puslu olması yolunu görmene engel değildir. Kendi oyununu kurmak zorundasın. Başkasının oyununa katılmaktan başka çare yokmuş gibi de davranamazsın. Kıyıda durup kazanana alkış çalman hiç çare değildir. Örgütlenmek, hamle yapmak, direnmek, savaşmak zorundasın.

Sen insansın özgür olmadan yaşayamazsın. Sen savaşçısın, savaşmadan özgür olamazsın!

Kurulan oyunlar tuzaklarla doludur; “ben bu oyuna girer ve bozarım” diyenler de yanılıyor. Hayır, biz kendi oyunumuzla kaosa cevap vereceğiz. Oyunları ancak kendi oyunumuzla bozabiliriz. Başkasının oyununa dahil olanlar kumarhanede kaybedenlerin sersem halini yaşamaktan kurtulamazlar. Girmişsin bir kere o oyuna, orası kumarhanedir ve kumarhanede kazanan her zaman kasa olur!

Bu yüzden PKK ve KCK sürece müdahale etmiş, halklarımızın kendi gündemini korumuştur. Bu müdahale tarihi önemdedir ve herkesin dikkatlerini buraya vermesi tam da bu süreçte hayati önemdedir.

Öncülük ne yapmıştır: Ortadoğu kaosundan çıkışın yolu olarak Önder Apo’nun Demokratik Konfederal çözümünü gündemleştirmiştir. Gündemimiz budur!

Tecridin de neden bu kadar derin sürdürüldüğü daha iyi ortaya çıkıyor. Kürt halkı, öncüleri ve dostları, demokrasi güçleri oyun kuramasın, Türkiye oyunların piyonu olmaya devam etsin, kaos sürsün!

Uluslararası komplo tezgahlarının kırılması, tecridin son bulması, Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulması için faşizmi yıkmak demokrasiyi inşa etmek gerekiyor. Sonuç alıncaya kadar başka bir gündemimiz yoktur. Her kim ki başkasının gündemi etrafında dolanırsa girdaba yakalanmış olur, bundan kurtuluş yoktur. Doğru gündem, doğru tartışma, doğru planlama, doğru mücadele demektir. Böylece sonuç alacağız. Sonuna doğru getirdik, kimse bu faşist rejimi elimizden kurtaramaz. Yeter ki doğrultuyu koruyalım.

Kadınların, gençlerin, üniversitelerin, aydınların, sanatçıların, siyasetçilerin, emekçilerin, zindan direnişçilerinin, savaşçıların, hepimizin önündeki birincil görev çökmekte olan faşizmi tamamen yıkmaktır.

Yıkılacak, yıkacağız!

Yazarın diğer yazıları