Bozulan hesaplar

Bugün itibariyle 28. gününü tamamlayan ‘Büyük Onur Direnişi’ Rojava Kürdistan’ından başlayıp, dalga dalga yayılmaya ve kendini insanlığa taşırmaya devam ediyor. Rojava Devrimi’nin ve demokratik konfederal yaşam sisteminde inşa edilen tüm değerleri savunma mücadelesinin en yoğun aşamasına girilmiş durumda. Yüzyılı bulan Kürt halkının ‘soykırım çemberinde tutulma’ politikalarına karşı, yarım yüzyıla yakın bir süredir devam eden ‘özgürlük mücadelesi’, sömürgeci-faşist hesapları adım adım bozmaya devam ediyor.

Dünya savaşları olarak adlandırılan savaş süreçlerini incelediğimizde, egemenlik kavgası içinde her gücün çok yönlü hesaplar içinde hareket ettiklerini görebiliriz. Günümüz 3. Dünya savaşı gerçekliğinde de öne çıkan ABD, Rusya, AB kadar, bölgesel sömürgeci devletlerin de çok yönlü hesaplar geliştirdiklerini, oyunlar kurguladıklarını görüyoruz. Ama aynı zamanda egemenlerin kurgulamak istedikleri kirli ve suçlu oyunlarını o kadar da rahat oynayamadıklarını görüyoruz.

Bu güçler kendilerini ‘satranç tahtasının oyun kurucuları’ olarak görmeleri kadar, bunun herkes tarafından bu şekilde algılanmasını, kabul edilmesini hedeflerler. Öyle ya… Bu güçler kendilerini adeta ‘tanrı’ olarak görürler ve halkların, ezdikleri tüm kesimlerin de kendilerinin ‘kulları, piyonları’ olarak, belirledikleri oyunun kurallarına göre hareket etmelerini isterler. Buna gelmeyenleri de ‘hesapları veya oyunları dışında tutmak’ isterler. Bu, egemenlikçi, iktidarcı anlayışın temel hastalığıdır. Onlara göre herkes buna uymalıdır; kadınlar, erkek egemenlikçi sistemin hesap ve oyunlarına göre ‘nefes alıp vermelidir’, emekçiler buna göre ‘kafalarını kaldırmadan söyleneni yapmalıdır’. Bunu da ‘kutsal düzen’ olarak yutturmak isterler herkese.

41. yıldönümünü karşılamaya hazırlanan Kürdistan özgürlük mücadelesi ve devrimi, kadınların, halkların, emekçilerin, bilcümle iktidar dışı tüm güçlerin oyun kurucusu olma iradesini, pratiğini ortaya çıkarmıştır. Rêber Abdullah Öcalan, özgürlük mücadelesi öncülüğünü tarif ederken, egemenlerin dayattıkları oyunları bozan ve oyun kuran bir hareket olma özelliğinden bahseder.

Rojava Devrim süreci devam ederken, yine Kürdistan merkezli Ortadoğu’nun paylaşım kavgası içinde olan ABD-Rusya-AB-TC gibi devletlerin hesapları, oyunları hiç de düşündükleri gibi gitmiyor. Gitmeyecektir de. Kadın özgürlüğüne, toplumsal eşitliğe ve özgürlüğe dayalı bir paradigmaya, bilince, inanca, örgütlülüğe ve projeye dayanan Büyük Onur Direnişi, büyük bedeller verme pahasına bu kirli oyunları ve hesapları bozuyor. Bu güçler açık ki, Ortadoğu, özelde de Kürt halk gerçekliğini yanlış hesaplamaktadırlar.

Onların hesapları geçen yüzyılda bir yere kadar tutmuş olsa da, artık hesaplarını ve oyunlarını bozan bu toprakların emekçileri var. İktidarcı-devletçi-köleci sistemin ilk kuruluş coğrafyası Ortadoğu olsa da, ondan onbinlerce yıl önceye, insanlığın varoluş köklerine, özgürlükçü toplumsal direniş kültürüne dayanan ve bu kökleri ve kültürü günümüze taşıyan Ortadoğu topraklarının çocukları var artık. Şengal’den Xakurkê’ye, Serhat’tan Şengal’e, Botan’dan Kobanê’ye, Serêkaniyê’den Mahabad’a, Kerkük’ten Hewraman’a kadar, Kürdistan’dan dünyanın dört bir yanına yayılan bir güç, irade ve fikir var. Artık kadınların, Kürt halkı başta olmak üzere halkların, emekçilerin hesapları var.

Bu güçler Ortadoğu’da birbirlerinin ayaklarına basmaya başladılar. Batı kapitalizmi ile Doğu kapitalizmi arasında süren siyasi, ekonomik savaşın daha keskin, sıcak bir aşamaya ulaşma ihtimali her zaman var. ABD, Rusya, AB devletleri, faşist TC ile gizli-açık ne kadar siyasi, ekonomik anlaşma yapsalar da, fırsatını yakaladıklarında çelişki ve çatışma ortamını yaratarak bundan kar elde etmek isteseler de, son 28 günde sergilenen Onur Direnişi karşısında değişen tutum ve açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar. Oyunlarını rahat kuramıyorlar. Açık ki, ne Ortadoğu eski Ortadoğu’dur, ne Kürt halkı eski Kürt halkıdır.

Egemen devletlerin kirli oyunlarına karşı halklarımızın örgütlü gücünü, evrenselleşme perspektifi temelinde her alana yansıtma çabaları çok büyük önem taşımaktadır. Bu anlamda her platformu, büyük onur direnişinin hesap sorma alanı haline getirme çalışmalarının etkisini de görebiliyoruz.

Örneğin Rojava’da faşist Türk devletinin ve çetelerinin halkımıza karşı fosfor bombası ve kimyasal silah kullandığı uzmanlarca açıklanmasına rağmen, bunu önce araştırma kararı aldıklarını söyleyen, sonrasında da Türk devletinden bağış adı altında rüşvet alarak, bu kararlarını iptal eden OPCW (Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü), BM gibi kurumların deşifrasyonu önemli olmaktadır.

Türk faşist devletinin Kürdistan’ı işgaline ve savaş suçlarına sessiz kalan bu kurumların, egemenlerin has piyonları oldukları açığa çıkmaktadır. O halde, kirli hesapların bozulma yeri ya da boşa çıkarılma yeri sadece Kürdistan değil, bulunduğumuz her yer olmalı.

Yazarın diğer yazıları