Bu cesareti kimden alıyorlar?

Evlilik için iki insanın birbirini beğenmesi, sevmesi, karşılıklı saygı duyması, aynı amaçları, geleceğe dair ortak hayalleri, birlikte çocuk yetiştirecek kadar birbirine güveni olması ve sorumluluk hissetmesi gerekiyor. Bunun için de belli bir yaşa, bir olgunluğa ihtiyaç var. Bir çocuktan çocuk yetiştirmesini, ailenin tüm sorumluluğunu yüklenmesini bekleyemeyiz. Çocuğun sorumluluğu olsa olsa ders çalışmak, oyun oynamak, sonunda da odasını ve oyuncaklarını toplamak olabilir ancak.

Çocukluğu insanın en güzel, en unutulmaz dönemidir, öyle de olmalıdır, fakat erkek egemen zihniyet buna izin vermiyor. Ergenlik dönemine giren çocuğu potansiyel anne olarak gören zihniyet çocuktan gelin, eş ve anne yaratma çabasını ve bunda ısrarını sürdürüyor.

Perşembe günü, AKP’nin infaz yasasıyla ilgili hazırladığı pakete muhalefetle uzlaşılması durumunda koymayı planladığı “küçük yaşta evliliklere af” getiren düzenlemede, yaş farkının ne olacağı konusunda kadın ve erkek milletvekilleri arasında anlaşmazlık çıktığına ve sonunda erkeklerin dediği yaş farkının benimsendiğine dair bir haber vardı gazetelerde. Okuyan da sanacak ki AKP’li “kadın” milletvekilleri düzenlemeye karşı çıkmış da, buna rağmen erkek vekillerin dediği olmuş. Öyle değil oysa. AKP’li “kadın” milletvekilleri “yaş farkı 10’u geçmesin” diye itirazda bulunmuş sadece. Karşı taraf da cinsel istismar suçundan cezaevinde olan kişilerin daha fazla sayıda tahliye olması amacıyla yaş farkının 15 olmasında ısrar etmiş ve sonunda bunu kabul ettirmiş. Danışıklı dövüş yani…

Çok iyi biliyoruz ki gerek AKP’de, gerekse de türevi partilerde kadınlar sadece göz boyamak maksadıyla bazı mevkilerde yer bulabiliyor. Ancak bu “kadın”lar kadın mücadelesi sonucu elde edilen kazanımlar sayesinde o makamlara geldiği halde, sürekli bu kazanımları boşa çıkaracak söylem ve eylemlerde bulunuyor, tamamen kadın karşıtı politikaları savunuyorlar. Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Ebru Asiltürk’ün Gazete Duvar’da yayınlanan söyleşisi örneğinde olduğu gibi.

AKP’li “kadın” milletvekilleri de bahsedilen düzenlemenin tamamen karşısında duracaklarına, oturup AKP’li erkek milletvekilleriyle pazarlık yapmış. Yaş farkı 15 yıl değil de, 10 yıl olsunmuş. İnsanın aklıyla dalga geçiyorlar.

2016 Kasım’ında TBMM Genel Kurulu’nda Ceza Muhakemesi Kanunu’nda değişiklik öngören “Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, cezanın ertelenmesi” tasarısı toplumun her kesiminden büyük bir tepkiyle karşılaşmış, tasarı bir hafta içinde geri çekilmişti. Kadınların kazandığı bu zaferi sindiremeyen erkek egemen zihniyet iki yıl sonra, yine bir Kasım ayında konuyu bu sefer CHP Milletvekili Atilla Sertel eliyle gündeme getirmiş, kadınların tepki göstermesi üzerine tekrar geri adım atılmıştı.

Aldığı yenilgileri sindiremeyen eril zihniyet, durup dururken konuyu temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp servis ediyor. Bunu yaparken de “mağduriyet” masalının arkasına saklanıyorlar. Doğru, ortada mağdurlar var, ama bunlar kesinlikle cinsel istismar suçu nedeniyle cezaevinde olan erkekler değil, çocuk yaşta hayalleri çalınan, okuması, meslek sahibi olması, ekonomik özgürlüğünü kazanması engellenen ve eve mahkûm edilen kadınlardır.

Yaş farkının yüksek tutulmasının sebebi de cezaevlerindeki tecavüz suçlularının daha yüksek sayıda salıverilmesi içindir. Zira, Türkiye’de cezaevleri dolup taşıyor ve tecavüz suçluları çıkarılarak yeni siyasi soykırımlara zemin hazırlanmak isteniyor.

Cezaevlerindeki politik tutsaklar cezaevi revirine dahi götürülmezken, Ceren Özdemir cinayetinde de gördüğümüz gibi bir katil cezaevinden izinli olarak çıkabiliyor ve hiç tanımadığı bir kadını öldürebiliyor. Sorgusunda, imkân bulsaymış daha fazla kadını öldürmeyi planladığını bile söyleyebiliyor. Bu katiller ve tecavüz suçluları bu cesareti kimden alıyor dersiniz?

Yazarın diğer yazıları