Bu Diriliş Bayramı’nda…

Cihan EREN

Kürt özgürlük mücadelesinin Kürt halkına kazandırdıklarını anlatmakla bitiremeyiz; Tartışmasız birinci kazanım özgür kadın devrimidir; İkincisi Kürt gençliğinde yarattığı yurtsever devrimci bilinç ve örgütleme gerçeğidir. Üçüncüsü tüm halkta yarattığı demokratik ulus bilinci ve bu bilincin örgütleme düzeyi ve direniş kararlılığıdır.

Özgür kadın çizgisinin etkisi Kürdistan’ı aşmış, dünya kadınlarına ve halklara taşmıştır. ‘Jin jiyan Azadî’ sloganı dünya kadın hareketinin temel sloganlarından biri haline gelmiştir. Kürt gençleri gerillada ve gerilla tecrübesinin, bilincinin doğrudan etkisi ile örgütlenmiş her parçadaki öz savunma güçleri ile tarihin en amansız saldırı ve soykırımına karşı direnerek PKK devriminin en çarpıcı sonuçlarından birini canı pahasına göstermektedir. Çok değil yirmi otuz yıl öncesine kadar da ağırlıkta Başur’da Baas rejiminin katliamlarından ve toplu göçertmelerinden ötürü dünyada ‘mağdur, kimsesiz, zavallı’ halk şeklinde ancak gündem olabilen Kürtler, artık dünya insanlığının ‘kurtarıcısı, direnişçisi, demokrasi ve insanlık değerlerinin temsilcisi’ kavram ve tanımlaması halk tanımlamasıyla dünya halklarının ve vicdan sahibi her kesimden insanın gündemindedir. Dünyada hatırı sayılır aydın ve entelektüellerin hakkında duygu ve düşünlerini en çarpıcı anlattığı halktır Kürtler.

Kürtler yeni bir 27 Kasım Diriliş Bayramını haklı olarak daha derin ve anlamı duygularla kutluyorlar. Kendilerine bu bayramı kazandırmış PKK’yi ve önderliğini selamlıyorlar. Bağlılık sözlerini tekrar tekrar veriyorlar. Kahraman şehitlerimizi anıyorlar. Mücadele söz ve kararlılıklarını yineliyorlar. Çünkü Kürtler özgürlük mücadelesi öncülüğünde bugünlere geldiğini çok iyi biliyorlar.

Tüm ‘güzel, iyi ve doğru’ değerler Kürt ve diğer tüm halkların layık olduğu değerlerdir. Temsil ettikleri bu değerlerle bayram coşkusunda yaşamak haklarıdır.

Başta Kürtler olmak üzere tüm halkların iktidar tuzaklarına düşecek bazı önemli zaafları olduğunu bu gün vesilesiyle belirtmek de fayda olacaktır. Bu tuzaklara düşmemek için en başta devrimin bir iktidarı devirip yerine yeni bir iktidar geçirmek demek olmadığını tam bilince çıkarmalıyız. ‘Sürekli devrim’ denilen tespitin ise bir ülkeden sonra peşi sıra ülkelerde devrim yapmak ile sınırlı olmadığını bilince çıkarmalıyız. Kürtler şahsında halkların iktidar karşısındaki zaaflarına dikkat çekerken bilinç derinliği yaratacak sürekli eğitim ve mücadelenin hayati önemini hep gündemde tutmalıyız. Halklar için devrimin kişiliklerimizdeki iktidar ve kölelik kültürünü yenmek olduğunu daha derin bilince çıkarmaya ihtiyacımız vardır. ‘Sürekli devrim’ sözünden ise tek tek bireyler ve halklar olarak yaşamımızda sürekli demokratik bilinç yaratarak ve örgütlenerek mücadele etmemizin daha derin anlaşılmasına ihtiyacımız vardır.

Bu tespitlerden hareketle Kürt halkının özellikle de uluslararası komplodan sonra içine girdiği süreçte yaşadığı bazı gelişmelere baktığımızda özellikle de yurtseverlik ve politiklik gibi çok önemli iki alanda geçmişte kazandıklarıyla yetinen, içine girdiği yeni süreçlerin kendilerinden hangi düzeyde yurtseverlik ve politik düzeyi istediğini gerektiği kadar tartışmayan bir durumun yaşandığını belirtebiliriz.

Demokratik Toplum Paradigmasının (DTP) yurtseverliği ile Uzun Süreli Halk Savaşı çizgisinin yurtseverliği arasındaki fark nedir? Ya da ne olmalıdır? Kürt halkı üzerindeki inkar ve soykırım sürdüğü için DTP’nin istediği yurtseverlik Uzun Süreli Halk Savaşı çizgisi yurtseverliğini de kapsayan daha derin bilinç, örgütlenme, mücadele ve direniş ile temsil edilmeyi ister. DTP yurtseverliği kendini ve çevresini eğitmeyi, sürekli eylemde olmayı, öncülükte yarış içinde olmayı şart koşar. Kendi kendini yönetmeyi ister. Örneğin M. Tunç, P. Nayır ve Ebu Leyla gibi yüzlerce şehit ve on binlerce direnişçi bu yurtseverlik çizgisinin ölümsüz temsilcilerindendir. Demek ki son yıllarda özellikle de Bakur’da gelişmiş olan yurtseverliği oy verme, basın açıklamasına ya da yasal bir mitinge gitme ile sınırlı tutan yine Rojavada da atıl duran, yüzü dışa dönük, dış güçleri güvence gören yaklaşımlar DTP yurtseverliğine göre eksik ve sorunludur.

DTP çizgisine göre zayıf ya da eksiklik taşıyan yurtseverlik politik olarak da beklentili, dış güçlerin (yani sadece diplomatik yollarla) Kürt sorununu çözüleceğine inanma, kendi direniş ve mücadelesine güvenmeme gibi tutum ve duruş olarak yansıya bilmektedir. Bu konuda da Bakur ve Rojava’da yaşanan hepimizin bildiği kimi sonuçlar vardır; Mesela bir ara Bakur’da TC faşist iktidarının Kürt sorununu çözeceğine inanma çok gelişmişti. Benzer bir durum Rojava’da direniş neticesinde Rusya ve ABD ile kurulmuş ilişkilere aşırı anlam yükleme biçiminde yansımaktadır. Kuşkusuz ki bu tür eksiklikler en başta halka öncülük edenlerin eksik duruşlarının halktaki yansımasıdır. Öncüler yanlış ve eksik değerlendirmeler yapıp kararlar alınca halkımız saf ve iyi niyetli olduğu için her kesi kendisi gibi düşünmeye başlayabilmektedir.

İşte bu ve benzer sonuçlardan ötürü hepimiz bu yıl ki Diriliş Bayramı vesilesiyle kendimizi DTP yurtseverliği çizgisini ölçü alarak sorgulayalım. En nihayetinde özgür Kürt için bayram aynı zamanda bir geriliğinden ve eksikliğinden kurtulmaktır. Özgür Kürt kültüründe bayram, kendini sürekli ve her an yeniden ve yeniden yaratmaktır. Kendindeki bencil, maddiyatçı, çıkarcı, dar ve günü birlik düşünen, güvensiz, dışardan bekleyen vb… özellikleri öldürmektir.

Bu duygu ve düşüncelerle 27 Kasım Diriliş Bayramınız kutlu olsun!

Yazarın diğer yazıları