Bu kez kurban kim?

Haftanın gündemi İngiltere’deki NATO zirvesine katılan liderler birebir görüşmeleri ve havada uçuşan karşılıklı restleşmeler oldu. Bu görüşmelerin en önemlilerinden biri de Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya Başbakanı Merkel ve İngiltere Başbakanı Johnson’ın katıldığı Suriye konulu ‘Dörtlü Zirve’ oldu.

Londra’daki Başbakanlık Ofisi’nde basına kapalı gerçekleştirilen ve yaklaşık 50 dakika süren toplantı sonrasında basına yansıyanlar ise özellikle Fransa ve Türkiye ilişkileri açısından hayli ilginçti.

Dörtlü Zirve sonrası basının karşısına geçip daha dün karşılıklı hakaret yağdıran Macron ve Erdoğan, diğer liderler ile aynı karede; mültecilerin güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönüşlerinin koşullarını oluşturmak için çalışacaklarını ve terörün her türlüsüne karşı mücadelenin devam etmesi gerektiğini belirttikleri ifade ediyordu.

Daha kısa bir süre önce Erdoğan, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a, “Sayın Macron, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir” ifadelerini kullanmamış mıydı! Tüm bunlar düşünüldüğünde Dörtlü Suriye Zirvesi sonrası tablo ve gelişen açıklama ile Macron ve Erdoğan geriliminin geride kaldığı anlaşılıyor.

Erdoğan’ın yine göçmen kartı ve DAİŞ’lilerin iadesi meselesi blöfünü masaya sürmüş, Macron’un ise Fransa açısından karlı işlerin peşinde olduğu kokusu havada dolaşıyor! Bu nedenle, “Erdoğan ile altan alta pazarlıklar mı var” sorusunu yabana atılmayacak kadar önemli!

Söz konusu tablo geçtiğimiz 24 Nisan Ermeni Soykırımı tartışmalarının olduğu dönemi hatırlattı. Fransa, 24 Nisan’ı resmi olarak Ermeni Soykırımı’nı anma günü olarak kabul etmeyi meclis gündemine taşımış ve devamında Erdoğan, “boyunu aşan işlere girme, daha siyasette yenisin, tarihin öğren” açıklamasını yapıyordu.

Macron ise tepkileri anlamsız buluyor Erdoğan’a “bize tarihimizi öğretemezsiniz” mesajı veriyordu. Hemen devamında Türkiye ile 25 Airbus, Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi anlaşmaları imzalanmış bu da yetmezmiş gibi Türkiye Fransa’dan 5 bin 700 ton et alımını çoktan kabul etmişti. Bütün bunlar aslında Türkiye’nin Efrîn işgalinin de resmi olarak Fransa tarafından bir mesele edilmeyerek kabulü anlamını taşıyordu. Oysa bu anlaşmalar olmadan önce Macron, Türkiye’ye arabuluculuk önermesinde bulunmuştu.

Tüm bu gelişmeler düşünüldüğünde şimdi Macron, kısa bir süre önce; “Müttefikimiz Türkiye’nin güvenlik kaygılarının son derece farkındayım. Çok sayıda terör saldırılarına maruz kaldılar. Bununla birlikte, hem DAİŞ karşıtı koalisyon için tehdit oluşturan bir askeri hareket yapıp hem de birlik ve destek beklenemez” açıklamasında bulunurken, hemen devamında Türkiye ile Suriye konusunda ortak “terörle” mücadele mesajı veriyor ise bu kez “neyin karşılığında kim satıldı” sorusunu sormaktan insan kendini alamıyor!

Her iki taraf arasında gerilim yaratan demogojik açıklamaların bir diğer önemli nedeni ise, Erdoğan’da Macron’da aynı zamanda kendi iç kamuoyuna oynamasıdır. Erdoğan “One Minute” hesabı yeniden dünyaya kafa tutan lider pozlarıyla ilkel milliyetçiliğe oynarken, Macron, Suriye konusunda yürüttüğü politikasızlık ve Kürtler konusunda yürüttüğü siyasette eleştiri oklarını kendi dışına itmeye çalışıyor.

Bütün bu gelişmeler ışığında yaşanan bu kirli pazarlıklar düşünüldüğünde NATO zirvesinin bedelini yine bölge halkları ödeyecek. Özellikle Suriye konulu DÖRTLÜ ZİRVE düşünüldüğünde önümüzdeki dönemde, Suriye üzerinde daha büyük oyunların döneceği muhtemel sonuç!

Yazarın diğer yazıları