‘Bu konuda’ benden bu kadar; ‘Bilimselini’ bilimseller yazsın!

‘Sıfırı tüketmiş’ iki kafadar ya da “Hacivat ile Karagöz” önceki gün “diplomat” ya da “monşer” taklidi yaparak, “dünya sinema” sahnesinde seyircinin karşısına çıktılar.

Allah sizi inandırsın, ben gülmekten neredeyse altıma kaçıracaktım. Şükürler olsun bu “komedi” filmi, biz Güler Yıldız’la Medya Haber Tv’de Haftalık programındayken henüz vizyona girmemişti. Program yarım saat filan uzasaydı girecekti.

Ya girseydi?

Emin olun Medya Haber Tv, programımıza anında son verirdi.

Dinlediğiniz karşılıklı “teşekkürleri”, “memnuniyet” sözcüklerini, “dostluk, müttefiklik” gırgırlarını şu anda bütün dünya, dişlerini sıkarak, ama gülmekten de kendini alamayarak izlerken, bizde yudumladıkları çayı (çok az rakıyı, daha çok yerli ve milli ayranı), İngiltere ve Amerika’da yuvarladıkları viskiyi, Fransa ve İtalya’da yıllanmış şarabı, Latin Amerika’da tekilayı ve elbette Rusya’da votkayı birbirlerinin yüzüne püskürtmüş olmalılar.

İki “sıfırın” toplamı, malum “iki” olmaz. çarpmada da böyledir: Sıfırda sıfır, elde var sıfır, sıfır kere sıfır “sıfır”, sıfırdan sıfır çıktı, geriye sıfır kaldı. Aritmetik böyle diyor.

O nedenle Trump-Erdoğan “zirvesindeki” zırvalamaları ne politik anlamda, ne diplomatik anlamda, ne de her hangi bir bilimsel disiplin anlamında yorumlamanın, buradan sonuçlar çıkarmanın benim açımdan anlamı yok.

Trump kendisini azletmeye kalkışan kendi senatörlerine yalvar yakar. Erdoğan kendisinin partisini bölmeye yeltenen Babacan’a A.Selvi vasıtasıyla öpücükler yolluyor. Bitikler. Yani perdede seyrettiğimiz “gölge oyunudur”. Gölgenin boyutu, ağırlığı, hacmi, kütlesi olmaz. Hacivat da sıfırdır, Karagöz de.

Seyrettiğimiz “Aptal” adlı ünlü gölge oyundur.

Erdoğan, Trump tarafından kendisine gönderilen “Aptal Erdoğan” başlıklı mektubu ne yapmış? Trump’a “takdim” etmiş. Aşk olsun. Biz Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu tarafından ifade edilen haliyle “mektubu dürüm yap da ye” diyeceğini sanmıştık.

Trump pişkin. “Erdoğan harika bir adam” filan diyerek, “harika bir aptal” mı, yoksa “postacı” mı demek istemiş biz anlayamadık. Ne özür dilemiş ne de yanıt vermiş.

Erdoğan “Mazlum Abdî A.Öcalan’ın manevi oğludur” diyor, Trump cevaben “bir Evangelist olarak ‘maneviyat’ı severim” demeye getiriyor.

S-400 meselesi de aralarında “ping pong” topu oluvermiş. Trump Türkçe olarak “ileride”, Erdoğan Arapça olarak “atide” bu konuda inşallah sorunu çözeriz diye “düet” yapmışlar. Bu iki ağzı bozuk “bu konuda anlaşamadık” demek yerine “monşerleşmişler.”

Erdoğan “terörist YPG ile mücadelemizde ortaklaştık” deyince, Trump “terörist olmayan YPG‘ye karşı dostum Erdoğan harika işler yapıyor” filan deyivermiş.

Her neyse bu tuluat uzar gider.

Hülasa:

Ortaya bir perde gerilmiş, iki gölge, birisi Hacivat, ötekisi Karagöz, yer misin, yemez misin, birbirine çaktırmadan girişmiş.

Gelin şu Hacivat-Karagöz oyunlarıyla ilgili bir iki “malumat”a da bir göz atalım. Bu oyunun asıl kısmına “fasıl” denir. Devamla:

“Bu bölümde bildiğimiz tiyatro oyunları gibi baştan sona bir oyun oynanır. Bu oyunlar yaklaşık kırk tanedir; Bekçi, Bahçe, Balık, Bursalı, Leyla, Büyük Evlenme, Cambazlar, Cazular, Cincilik” gibilerin yanında en ünlü olanın adı APTAL’dır.(Google’dan bakabilirsiniz.)

“Aptal” adlı oyunun bitişinde, sahneye son olarak Hacivat ile Karagöz gelir. Hacivat “aman Karagözüm nedir bu işler” der, Karagöz ise “kafanı kırsın geyiklerle keşişler” deyip Hacivat’a tokat atar. Bunun üzerine Hacivat “yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman” der ve seyirciyi selamlayarak çıkar. Karagöz de “her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola, ehh Hacivat bir dahaki oyunda yakan elime geçerse vayyy halına” der ve seyirciyi selamlayarak çıkar. Perde arkasındaki ışığın sönmesiyle oyun sona erer.”

Ama ne dedik? Hacivat-Karagöz’ün bu bir oyunu, geride daha kırk oyun var.

Artık seyretmeyin.

Bu defa siz “yıkın perdeyi eyleyin viran”…

Ben de “gideyim gazete idaresine haber vereyim heman…”

Yazarın diğer yazıları