Bu sessizlik hayra alamet değil

15 Temmuz’un ön gününde yapılan bir toplantıda, Tayyip Erdoğan’ın “Fetö” mahpuslarına yönelik hiddet ve intikam duyguları eşliğinde gündeme getirdiği ve hükümete “yapın!” diye buyurduğu tek tip elbise uygulaması; oldu-olacak, hazırdı-değildi, turuncu-badem içi, tulum-alt üst takım, yasa gerekir-yönetmelik gerekir, fetö sanıklarından başlar-adli mahpuslardan başlar derken uygulanmaya başlandı. Hapishanelerde tek tip elbise uygulamasının ağır bir işkence olduğu, insan kişiliğini yok etmeye, teslim almaya yönelik bir amaç taşıdığı ve pek çok kesimin bu uygulamaya itirazı malum. Ancak beklenen tartışmayı yaratmadı maalesef. Çünkü devlet bu toplumu iyi tanıdığından olacak, uygulamaya direneceğini açıklayan siyasi mahpuslar, gazeteciler ve akademisyenlerden değil de direnç göstermeyeceği malum adli mahpuslardan başlattı uygulamayı. 

Nitekim; 29 Eylül 2017 tarihli bir haberden, bu uygulamanın bir hafta kadar önce Sincan T Tipi Hapishanesinde başladığını öğrenmiştik. Hem hükümlü hem de tutuklulara giydirildiği ve “turuncu, göğsünde CİK yazan tişört ve bol lacivert kumaş pantolon”dan oluştuğu söyleniyordu. Koğuş dışına her çıkıldığında; aile ve avukat görüşü ve kargo alım işlemleri sırasında giymek zorunluluğu olduğu ve cezaevi içerisinde çalıştırılan hükümlülerin de çalışırken bu kıyafetleri giydiklerini ve yine Sincan L tipi ve T tipi hapishanelerinde adli tutukluların SEGBİS görüşmelerine de bahsedilen elbiselerle çıkarıldıkları bilgisi vardı bu haberde.

07 Ekim 2017 tarihinde basına düşen diğer bir habere göre ise; Çağdaş Hukukçular Derneği; Antalya D Tipi Cezaevi’nde adli mahpusların lacivert alt, ‘Ceza İnfaz Kurumu’ yazan turuncu üst turuncu üst kıyafet ile ziyarete çıktıklarını açıklamıştı. Aynı haberde; yarı açık hapishanelerdeki işçi mahkûmlara 50 bin civarında tek tip elbise siparişi verildiği de belirtiliyordu. 

Dünyada değişik tarihlerde denenmiş, Türkiye hapishanelerinde de 1983 yılında uygulamaya konulup mahpusların direnişi karşısında 1984 yılında fiilen ve 1987 yılında resmen kaldırılmış olan tek tip elbise dayatmasının 2003 yılında bu kez AKP Hükümeti tarafından gündeme getirildiği, ancak tepkiler üzerine bundan vazgeçilmek zorunda kalındığı biliniyor. 1984 yılındaki uygulamaya ilişkin, o tarihlerde Antep ve Metris hapishanelerinde psikiyatrist olarak görev yapan Prof. Mehmet Bekaroğlu ile yapılan ve 12 Eylül 2017 tarihinde yayınlanan röportaj, o dönem iktidarın yaklaşımına ilişkin önemli veriler içeriyor ve okunmasında fayda var. 

Kendisi de işkence olan, ancak azgın bir işkenceye zemin olarak da kullanılmış olan tek tip elbisenin yeniden gündeme getirilmesinin; özellikle 80’li yıllarda bu uygulamaya maruz kalmış ya da uygulamayı gözlemlemiş olanlar ile o hikayelerle, o tarihi kesitle haşır neşir olanlar ve halen devlet şiddetine uğrama riski taşıyan kesimlerde büyük bir endişe ve tepkiye neden olması boşuna değil. 

Çünkü devlet bu kez 1984’dekinden çok daha planlı hareket ediyor. Tayyip Erdoğan’ın tek tip elbiseye ilişkin açıklamasının ertesi günü modellerinin basına gösterilmesi ve hemen arkasından da hükümetten hazırlıkların yapıldığına dair açıklamaların yapılması tesadüfi değil yani. 

İktidarın, tek tip elbiseyi adli mahpuslar üzerinden meşrulaştırmayı ve siyasi mahpuslara da zor kullanarak giydirmeyi planladığı malum. Son günlerde hapishanelerde artan işkence şikâyetleri, yazılı resimli kıyafetlerin koğuşlardan hücrelerden toplanması, direnç gösterecek mahpusların sürgün sevklerle değişik hapishanelere dağıtılması ve benzeri pek çok uygulama aslında yapılan hazırlığa dair işaretler içeriyor. 

Bu süreçte; F tipi hapishaneler sürecine ve 19 Aralık katliamına ilişkin canlanan anıları hafızamdan kovuyorum sık sık. İş o raddeye gelmiş olamaz da diyorum. Hatta, tek tip deyip iki renk çok tip gündeme getirmiş olmalarıyla eğleniyorum zaman zaman. Ama, gereğince itiraz görmeyen kötülüğün her yana sirayet edeceği biline biline; bu “sıra bana gelince” anlayışı, bu sessizlik, hiç hayra alamet değil. Sıra gelene kadar beklersek iş işten geçmiş olacak çünkü. 

Yazarın diğer yazıları