Bu, son konuşmam olabilir

Grup Yorum’un gitaristlerinden İbrahim Gökçek ölüm orucunun 241. gününde ilk kez hakim karşısındaydı, bu salondakileri belki bir daha göremeyeceğini, bunun son konuşması olabileceğini söyledi.

AYÇA SÖYLEMEZ / BİA/İSTANBUL

Bugün 14 Şubat, Sevgililer Günü kutlamayız ama bugün evlilik yıldönümümüz. Eşimle birlikte yargılanıyordum. Dosyaları ayırdılar, o bugün buraya gelemedi, göremedim onu. Dışarıda olsaydık yoksul halk çocukları olarak belki bir turşu suyu içme fırsatımız olurdu ama bu da elimizden alındı. Evliliğimizin 5 yılının dört yılı hapishanelerde geçti, lanet olsun.”

Grup Yorum’dan İbrahim Gökçek’in de aralarında bulunduğu 7 kişi, aylar süren tutukluluğun ardından dün İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmada hakim karşısına çıktı.

Gitarist İbrahim Gökçek, tutuklu bulunduğu hapishanede 242 gündür, müzisyen Helin Bölek de 241 gündür adil yargılanma talebi ve kültür merkezlerinin sürekli polisçe basılmasına karşı açlık grevinde. Gökçek’in adliyeye ambulansla getirilme talebi reddedildi ve ayrı bir araçla getirildi.

Reddi hakim talebi reddedildi

Avukat Yaprak Türkmen, duruşmanın başında reddi hakim talebinde bulunarak, şunları söyledi: “ÇHD avukatlarına yapılan yargılamada mahkemenizce sergilenen pratik tarafsızlığınızı gölgeledi, tarafsız olmadığınızı düşünüyoruz. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne heyet olarak, avukatların tahliyesinin ardından tekrar tutuklanmaları üzerine atandınız.

Bu sırada tanıklardan biriyle ilgili haber yapan Canan Coşkun’a da dava açıldı, yine Akın Gürlek bu mahkemede de başkanlık yaptı. Tanık B.E.’nin bu mahkemede verdiği ifadeyle ilgili daha sonra 26. Ağır Ceza Mahkemesinde, bu ifadenin yalan olduğunu söylemiş, kabul etmediğini beyan etmişti.

Bu mahkemenin skandal kararlarından biri de Atilla Taş, diğeri Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’e hapis cezasına hükmedilmesiydi. Yine birçok akademisyen Akın Gürlek’in başkanlığını yaptığı mahkemelerde ceza almıştır.”

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek, birkaç dakika içerisinde verdiği kararla talebin “kötü niyetli ve yargılamayı uzatmaya dönük olduğu” gerekçesiyle reddetti.

Avukat Sinan Zincir bu kararı da reddettiklerini ve heyetin esasa ilişkin işlem yapamaması gerektiğini ifade etti, ancak bu talep de reddedildi.

Gökçek: Susturulmayı kabul etmiyorum

İbrahim Gökçek’in savunma yapabilmesi için sandalye getirildi ve konuşmasını oturarak yapabildi. Gökçek, şunları ifade etti: “Bir halk sanatçısı olarak yaşamak istiyorum, Grup Yorum önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyorum. Dava dosyası bize Salı günü geldi ve 1000 sayfadan fazlaydı, inceleme fırsatımız olmadı. Asıl savunmamı yapmak için süre istiyorum. Bugün buraya geldim ama bu salona bir kez daha gelebilir miyim, izlemeye gelenler tekrar beni görebilir mi bunu bilmiyorum. Ölebilirim, sakat kalabilirim, hafızamı kaybedebilirim. Her şey olabilir. O nedenle söylemek istediklerimi söylemek istiyorum.

Bu süreç neden buraya geldi? Buna değinmek istiyorum. Ben kimim? Halil İbrahim Gökçek. 15 yıllık Grup Yorum emekçisiyim. Mahsuni Şerif, Pir Sultan nasıl sanat yaptılarsa aynısını yapmaya çalıştık. Saray soytarısı olmadık. Besteler yaptım, bas gitar sanatçısıyım. Onlarca konserde yüz binlerce insana konser verdim. 2016’daki OHAL’e kadar böyle devam etti.

Piyanonun tuşları parçalandı

2017’de Grup Yorum’a büyük bir siyasi linç başladı. FETÖ’nün darbesini fırsat bilen AKP iktidarı, ülkedeki tüm muhalefet güçlerine saldırmaya başladı. Mükellefi olduğum İdil Kültür Merkezi 12 defa basıldı, piyano tuşları tek tek parçalandı, gitarlarımız kırıldı. Bu düşmanlık için ne yaptık biz? Tüm bunları türküler söylemeye devam ettiğimiz için yaşadık. Türkülerimizin susturulmasını konserlerimizin yasaklanmasını kabul etmiyorum.

Kendini kurtarmaya çabalayan iftiracıların tanıklığıyla sayfalarca iddianame yazıldı. İnanın, bu süreç geçtiğinde ilk satacakları siz olacaksınız. Ben adalet istiyorum. Kültür merkezimiz basılmasın, Grup Yorum üyeleri serbest bırakılsın istiyorum. Biz bu ülkenin medarı iftiharıyız. Diğerleri gibi iktidar,a belediyelere kapaklanıp milyonları cebimize atmadık. Bir konserden en fazla 10, 15 bin lira alırız. Fazlasını almayız.

Böyle bir grubu yargılıyorlar, işkence yapıyorlar, küfür ediyorlar… 21. yüzyıldayız konser yasaklanıyor. Listelere konuluyoruz. Ne yaptık? Elimize silah mı aldık, insan mı öldürdük, katliam emri mi verdik? Çocuklara müzik eğitimi verdik, ücretsiz orkestra kurduk. Suç mu?”

Gitar çalmak istiyorum, katilimiz olmayın

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek ise birkaç kez sözünü keserek savunmasını kısa tutmasını, tahliye talebine dair söz verdiğini söyledi. Gökçek de “Neden sözümü kesiyorsunuz? Bu düşmanlık neden? Bu anlattıklarımı yaptığımız için buradayız” dedi. Gökçek sözlerine şöyle devam etti: “İddianameye kısmen baktım ama bizim hakkımızda şunlar yazmıyor: Kültür merkezinde çocuk istismarı yapıldı yazamaz, uyuşturucu tacirliği yaparlar yazamaz, ihaleleri peşkeş çekerler yazamaz. Bunları yapanlar dışarıda elini kolunu sallaya sallaya geziyor.

Grup Yorum ise ücretsiz konser yapar. Bu konserler için belediyelerden yasal şekilde istediğimiz vinç, bariyer gibi eşyaları yasadışı göstererek iddianameye yazılmış. ‘Terörist’ halka korku salanlardır, biz terörist değiliz.

Grup Yorum’a saldırılar son verilmeli. Grup kurulduğunda 5 yaşındaydım, hala devam ediyor. Kaç iktidar geldi geçti, devam ediyor. Grup Yorum böyle susmaz. Sanatını yapmak için ölümü göze almış insanlar varken susmaz. Helin Bölek’le ben varız. Bugünün Türkiyesinde sanat yapmak için ölümü göze aldık.

Ben yaşamak istiyorum, gitar çalmak istiyorum, konser vermek, sevdiklerimi görmek istiyorum. Ama bunun koşullarının sağlanması lazım. Sanatımızın karşısına ağır silahlarla ağır cezalarla çıkılmasın. Bizim katilimiz olmayın. Biz sizler için bile direniyoruz, sizden öncekilerin yaşadığı adaletsizlikleri yaşamayın diye. Biz böyle insanlarız.”

Sorgusuz sualsiz tutukluyuz

İbrahim Gökçek’ten sonra Emel Yeşilırmak savunmasına başladı. “Bir yıldır sorgusuz sualsiz tutukluyuz” diyen Yeşilırmak, “İddianamede hakkımdaki dosyalar yazılmış, aynı dosyayı 6 kere yazarak hakkımdaki iddiaları kabartmaya çalışmışsınız. Hakkımda açılan bütün davalar hak mücadelesi verdiğim içindir, siz bana 1 Mayıs’a katıldığım için 5 yıl ceza verdiniz” şeklinde konuştu.

Avukatlarımız yan hücremizde

Ardından söz alan Ümit İlter, “Ülkemizdeki her muhalifin kaderi sizin heyetinizle tanışmak zorunda kalmak. Bir biz kalmıştık, bize de nasip oldu. Bakalım memnun olacak mıyız?” dedi ve şöyle devam etti: “Sıkıyönetim mahkemelerini gördük. DGM’leri gördük. Müptezel Zekeriya Öz’ü gördük. Şimdi de sizi görüyoruz. Biz 12 Mart balyozundan bu yana bu mahkemeleri görüyoruz. Halkın hak ve özgürlüklerini ezdirmeyeceğiz. Haklar halkça, bizce kazanılır. Kan dökülerek kazanılır. Sonra bir takım vekiller bunları yasalara geçirirler. Mecburen yasalara yazarlar ama asla gerçek anlamda uygulanmazlar. Peki, bizim avukatlarımız nerede? Yan hücremizde kalıyorlar. Halkı savunan, doğayı savunan avukatlarımız yan hücrede kalıyorlar. ama onları hapsetseniz bile halkın savunulmasını engelleyemezsiniz. Kararınız baştan belli olduğu için hukuki prosedürleri tamamlamak bile size zul gelebilir. Biliyoruz. Sizin hukuki yargılama yapacağınıza da tarafsızlığınıza da güvenmiyorum. Sizi reddediyorum. Tahliyemi, arkadaşlarımın tahliyesi ve beraatlarını talep ediyorum.”

Adil yargılama istiyorum

Sonrasında konuşan Sadık Eroğlu da “Yalnızca kendim değil, arkadaşlarım için, İbrahim Gökçek için, Mustafa Koçak için ve bugün burada olması gereken, bedenlerini açlığa yatırmış avukatlarım için de adil bir yargılanma istiyorum” diye konuştu.

Grup Yorum üyesi Barış Yüksel, “Ben bir mühendisim. Biz ışığı kesilen ailenin ricasıyla köye gittik ve onların da emekleriyle sorunlarını çözdük, su tribünü ile elektriklerini ürettik. Ben aynı zamanda müzisyenin. Grup Yorum’la sahneye çıktığım her konserde kalabalığın coşkusunu görme onurunu iliklerime dek yaşadım” dedi.

Duruşma, öğle arasının ardından avukatların beyanlarıyla devam etti.

İddianamede ne var?

159 sayfalık iddianame, 30 Mart 1972’deki Kızıldere’den başlıyor. İddianamede, 2005’ten itibaren tutulmuş olan TEM kayıtları, 9 ayrı tanık ifadesi ve Gökçek’in gözaltında bulunduğu sürede gösterdiği iddia edilen “örgütsel tavırdan” başka delil yok.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nin kayıtları, 2004, 2005 yıllarından başlıyor. İlk arşiv kaydında Gökçek ile ilgili ifade veren bir tanık, “İsmini ve açık kimliğini sizden öğrendim. Kendisi DHKP/C örgütünün legal kurumlarından İdil Kültür Merkezi bünyesinde bulunan Grup Yorum isimli müzik grubunun üyesidir” diyor.

Kayıtlarda, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce verilen 2003 tarihli bir karar da var. Bu kayıtların hiçbirinde Gökçek hakkında bir suçlama yer almıyor. Hakkındaki UYAP kayıtlarında ise İçişleri Bakanlığı’nın “Terör Arananlar Listesinde” de GRİ kategoride yer aldığı belirtilirken bunun nedeni ise açıklanmıyor.

Gökçek’in aleyhindeki deliller arasında bir de “gözaltı işlemlerinde örgütsel tavrı” başlıklı bir bölüm yer alıyor ve kendisine ikram edilen yemeği yememesi “örgütsel tavır” sayılıyor: “Şüpheli İbrahim Gökçek gözaltında bulunduğu süre içerisinde görevlilere mukavemette bulunduğu, slogan attığı görevli personeli tehdit ettiği, kendisine verilen yiyecekleri kabul etmeyerek açlık grevine gittiği, avukat görüşme tutanağına imza atmamış, kendisine ikram edilen yiyecekleri kabul etmeyerek açlık grevine gittiği anlaşılmıştır.”


TTB: Ölüme tanıklık etmek istemiyoruz

Açlık grevinde bulunan Grup Yorum üyeleri ve ÇHD’li avukatlara ilişkin açıklama yapan TTB Merkez Konseyi, “Bir kez daha ölümlere ve kalıcı hasarlara tanıklık etmek istemiyoruz” dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve İnsan Hakları Kolu, Grup Yorum üyeleri ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatların açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adalet Bakanlığı ve yetkililere duyarlılık çağrısı yapılan açıklamada, “Bir kez daha ölümlere ve kalıcı hasarlara tanıklık etmek istemiyoruz. Bu nedenle sorunun ve sorunların çözümünde; insan haklarını, hukukun üstünlüğünü esas alan, insan onurunu koruyan bir yaklaşım en akılcı çözüm yolu olarak düşünülmelidir” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın devamında uzun süreli açlığın insan vücudu üzerinde olumsuz etkilerine dikkat çekilerek, “ÇHD’li Avukatların, açlık grevini başlatmalarının nedeni olarak ileri sürdükleri gerekçeler aynı zamanda temel insan hakları değerlerinin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin gereklilikleridir” denildi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found