Bu tecrit, barışın tecrididir…

Milyonlarca Kürdün defalarca kez birçok eylem ve etkinlik, imza kampanyalarıyla sahiplendiği Öcalan, tam 16 yıldır her türlü hukuk kuralının hiçe sayıldığı, çok ağır bir tecrit koşullarında yaşıyor. Bu süre zarfında, bazen senelerce avukat ve aile görüşlerinin yaptırılmadığını herkes biliyor. Tek kişilik hücresinde, barış ve adil bir çözüm için defalarca kez, tecrit altında olmasına rağmen tarihi birçok adımı atabildi. Şimdi de 3 ayı aşkın bir süredir ne ailesi, ne avukatları ve ne de HDP heyeti ile görüşebilmiş değil. Son derece pervasızca işletilen, uluslar arası sözleşmelerin ciddi şekilde ihlal edildiği bir tecrit durumu söz konusu. 

Herşeyden evvel tecrit bir insanlık suçudur. Kişinin, BM Cezaevleri Minimum Standartları Prensiplerine aykırı bir şekilde dış dünyadan izole edilmesi kabul edilemez. Türkiye’de siyasi mahkumlara yönelik tutumlar bilinmektedir. Bu bir devlet geleneğine dönüşmüş durumdadır. Ama söz konusu olan Öcalan olunca, tecridin de her türlüsü daha bir hoyratça denenmektedir.

5 Nisan’dan bu yana Öcalan’ın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesinin dışında acil olarak çözülmesi gereken, "çözüm süreci" görüşmeleri ve heyetlerin İmralı’ya gitmesidir. AKP’nin 7 Haziran seçim sonuçlarını doğru okumadığına tonla örnek verilebilir. Ancak sürecin durdurulması, Dolmabahçe mutabakatının yok sayılması, masanın inkarı, 7 Haziran sonuçlarının da inkarıdır. Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Emekçilerin, kadınların, gençlerin, bilcümle inkar edilenlerin yeniden inkarıdır. Bugün tecrit altında olan sadece Öcalan değil; onun şahsında barıştır, adalettir, demokrasi ve özgürlüktür. Bu değerlerin tecrit altında olduğu bir Türkiye, umutların her geçen gün tükendiği bir Türkiye anlamına gelir ki, defalarca kez denenen bu yöntemin halklarımıza acı ve gözyaşından başka bir şey getirmediğini akılardan çıkarmamak gerek. 

Son seçimler, Türkiye’de yaşayan halkların, artık hiçbirşeyin eskisi gibi olmasını istemediğini ortaya koydu. HDP projesinin, Öcalan’ın başlattığı bir eşit-ortak-adil yaşama projesi olduğunu bilmeyen yok. Dolayısıyla devlet aklının bu Kürdofobi hezeyanından hızlıca sıyrılıp, aylardır ısrar ettiği hukuk ve akıldışı tecrit durumuna bir son vermesi gerekiyor. Bir an önce; yeni Hükümet kurulsun veya kurulmasın, derhal heyetlerin Öcalan’la görüşmeye devam etmesi ve tıkanan sürece nefes aldırılması gerekiyor. Bu kadar emek, bu kadar bedel, sabır ve kararlılıkla örülen "barış süreci ve barışta ısrar" mutlaka ve mutlaka karşılık bulmalıdır. Geçen yüzyıl nasıl ki halklar açısından kayıp bir yüzyıl olmuşsa bu yüzyılın başta Kürtler olmak üzere yok sayılan ve imhanın her türlüsüne maruz bırakılan Ortadoğu halklarının yüzyılı olması gerekiyor. Kendi Kürdüyle barışmayan, onu inkar eden bir devlet aklının barışçıl çözümden fersah fersah uzak olduğu ortadadır…

O nedenle hem milyonların iradesi ve hem de tarih, bir an önce Öcalan üzerindeki bu fütursuz tecride bir an önce son verilmesini gerekli kılmaktadır… Tecridin sonlandırılması için bir an önce harekete geçmek, demokrasi güçlerinin tamamının boynunun borcudur..

Unutmayalım ki belirsizlik ve gerginlik içinde geçirdiğimiz her gün, her saat halklarımızın aleyhine işlemektedir..

Yazarın diğer yazıları

    None Found