Bu yürüyüşte olmak onure edici

1 Mart’ta başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevini 30 Nisan’da ölüm orucuna dönüştüren Özhan Ceyhan, “Bu yürüyüş; yaşamı savunma, topluma barış fırsatı verme yürüyüşüdür. Bu yürüyüşte olmak onore edici olduğu kadar heyecan da vericidir” dedi.

Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle ölüm orucuna giren Özhan Ceyhan, “Son tutuklandığım gün zırhlı araca alındığımda babam ardımdan seslenerek ‘Kurê min berxwedan jiyan e’ demişti. Babamın içi rahat olsun. Tüm toplumun, anaların huzuru için direniyoruz” dedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi eylemi 190. gününde. Türk cezaevlerinde binlerce kişinin süresiz dönüşümsüz açlık grevi devam ederken, direnişi bir üst aşamaya taşıyan 30 tutsak ise ölüm orucunda. 30 Nisan’da Van, Amed, Bakırköy ve Gebze cezaevlerinde 5’i kadın 15 tutsağın katıldığı ilk grubun ölüm orucu eylemleri 17. gününde. İlk grupta yer alan tutsaklardan birisi de Özhan Ceyhan.

Mutlak inançla

Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ceyhan, cezaevlerindeki direnişe ilişkin gönderdiği mektupla “cesur adımlar atılmalı” çağrısında bulundu. Van Ercişli olduğunu, 33 yaşında olduğunu ve 5 Ekim 2018 tarihinden itibaren tutuklu olduğunu belirten Ceyhan, “Kendimi bildim bileli bütün devrimci hareketler ve devrimci önderler arasında en fazla sempati duyduğum, zindanları mevzilere çevirip toplumun geleceği için direnenler olmuştur. Şimdi bu devrimci öncü ve yoldaşlara, mutlak inançla yürüyerek layık olma fırsatı doğmuştur. Mazlum, Kemal ve Semaların izinde, daha nicelerinin büyük fedakarlıklarla aydınlattığı yolda minnetle yürüyorum. Bu yürüyüş; yaşamı savunma, topluma barış fırsatı verme yürüyüşüdür. Bu yürüyüşte olmak onore edici olduğu kadar heyecan da vericidir” dedi.

Babamın içi rahat olsun

Daha öncede tutuklandığını belirten Ceyhan, babasının tutuklanması sırasında sarfettiği sözlerini hatırlatarak şunları belirtti: “Bu son tutuklanma gününde, zırhlı araca alındığımda babam ardımdan seslenerek ‘Özhan kurê min berxwedan jiyan e’ demişti. Babamın içi rahat olsun, tüm toplumun, anaların huzuru için direniyoruz. 1 Mart’ta açlık grevine başladım, binlerce arkadaşla birlikte. Tecridi kırmadan da geri adım atmayacağız.”

Güzel günler yaşatacağız

Mektubunda “Devrimcinin duygusu güzel günleri yaşamaktan ziyade güzel günleri yaşatmaktır” diyen Ceyhan, ölüm orucu eylemine başlama gerekçelerini ise şöyle anlattı: “Binlerce insanın açlık grevinde olması sebebiyle her an kayıpların yaşanabileceği bir evredeyiz. Bu kaygı bize yeni bir adım atmayı emretmiştir. Bu adım ölüm orucuydu. Elbette ki her eylem tarzının hedefi tecridin kırılması ve kalıcı bir şekilde son bulmasıdır. Birbirlerini sevmeyen, birlik kuramayan, birbirlerine katlanamayıp parçalanan Kürt imajını yok eden, Kürdü kimlik sahibi yapan tek güç, Kürt ve ezilen halkların Önderi Sayın Öcalan’dır. Onun toplumsal sorunlar üzerindeki kilit açıcı rolünü engellemek için tecridi uyguluyorlar. Bu yüzden hepimiz için tecridin kırılması bir ilke olmalıdır. Benim temel prensibim budur; Bu tecrit kırılacak.”

Ortak mücadele şart

Ceyhan, mektubunu şöyle sonlandırdı: “Halkımızın emeği sayesinde bugünlere geldik, bugün eylemlere de tüm baskı ve ambargoya rağmen müthiş bir sahiplenme var. Henüz tecridi kıracak noktaya ulaşamasa da, uzak değildir. Bu sessizlik ve kayıtsızlık tam anlamıyla geride bırakıldığında, başarı kaçınılmaz olacaktır. Bu halkın çelikten bir iradesi var. İşte bugün bize güç veren bu keskin iradedir. Kürdün aşkı da böyledir. Kürdün aşkı büyüktür. Gün aşka sahip çıkma günüdür. Nihayetim tecridi parçalamak, tüm halklara, tüm topluma nefes aldırmaktır. Hep birlikte büyük kazanmak için siyasetin ve aydınların üzerine sorumluluk düşüyor. Cesurca adımların atılması gerekiyor. Bu eylemler zindanların eylemi değildir. Bu insanlar toplumun geleceği için bedel ödüyor. Bu eylem Türkiye halklarına bahar, Ortadoğu’ya gelecek inşa etme eylemidir. Bu yüzden ortak bir sahiplenme olmalıdır. Ortak bir gelecek hayali kuruyorsak, bu hayali gerçek kılmak için ortak mücadele etrafında kenetlenmeliyiz. Benim çağrım budur.”

  MA/VAN


Direnişe ses verin

Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki açlık grevcilerinin sağlık durumunun kötüye gittiği bildirildi.

1 Mart’tan bu yana (77 gündür) açlık grevinde olan Ahmet Nas, 14 Mayıs’ta kardeşi Hülya Göktaş’la cezaevinde yaptığı görüşmede durumlarına ilişkin bilgi verdi. Ahmet Nas görüşmede, “Konuşmakta zorluk çekiyorum. Sizleri bulanık görüyorum. Ben, Suat, Mahmut ve Abdulselam arkadaşımız kan kusuyoruz. Ayakta zor duruyoruz. Günde sadece 2 saat uyuyabiliyoruz. Vücudumuzda şu anda çürümeler başlamış durumda. Eğer siz bu direnişimize ses verirseniz ve taleplerimiz kabul edilirse, cezaevlerinden tabutlar çıkmaz. Ama ses vermezseniz cezaevlerinden tabutlar çıkar. Çocuklarınızın ölmesini istemiyorsanız, ses çıkartın” dedi. Ağabeyinin aşırı kilo kaybettiğini belirten Göktaş, “Ayakta zor duruyorlardı. Eylemlerinde kararlı olduklarını gördük. Bize, ‘ölmemizi istemiyorsanız ses çıkarın’ dedi. Cezaevlerinden tabutların çıkmasını istemiyoruz. Bir an önce Adalet Bakanlığı ve yetkililer talepleri kabul etsin” şeklinde konuştu.


Bizler de onlar için direneceğiz

İmralı tecridine karşı 1 Mart’tan bu yana Şakran Cezaevi’nde açlık grevinde olan oğlu Abdullah Aksu’nun annesi Emine Aksu, “Zulme karşı baş kaldırmazsan zulüm peşini bırakmaz. Onlar bizim için direniyor biz de onlar için direneceğiz. İnanıyorum açlık grevleri başarıya ulaşacak” dedi.

Daha önce Amed’de olan oğlunun Şakran’a sürgün edildiğini belirten Aksu, Görüşe en son gittiğimde ellerini tuttum, elleri buz gibiydi. Cezaevinde sırf tutsaklara zulüm olsun diye ne sıcak su veriyorlar ne de kalorifer yakıyorlar. Sorduğumda ‘Elimi, yüzümü yıkadım ondan soğuktur’ diyor ama ben neden soğuk olduğunu biliyorum” dedi. Oğlunun böbrekleri ağrıdığı için ilk grupta yer almasına izin vermediklerini belirten Aksu, “Son grupta kendi zoruyla yer almış” dedi.

Başkaldırmazsan zulüm peşini bırakmaz

Görüşe gittiklerinde bazen çocuklarını görmeden geri döndüklerini kaydeden Aksu, şunları aktardı: “Görüşe gidiyoruz bazen saatlerce bizi içeri almıyorlar. Kaç kere İzmir’e kadar gittim, oğlumu göremeden döndüm. Günlerce bir şey yemedim, içmedim. Bu zulüm değil midir? Şakran’dan Bismil’e kadar ağladım. En son gittiğimizde bizi yine içeri almayacaklardı ben çıktım ‘Kendimi yakacağım burada’ dedim. Ondan sonra bizi görüşe aldılar. Açlık grevinde olanlar çok zayıflamıştı. Zulme karşı başkaldırmazsan zulüm peşini bırakmaz. Hepsinin arkasındayız, onlar onurları için grevdeler.”

Birlikte zaferi kutlayacağız

Annelerin dertlerinin ve mücadelesinin ortak olduğunun altını çizen Aksu “Bu yaşıma geldim hala direniyorum. Zulüm günahtır, günah. Biz istiyoruz ki önderimiz çıksın, başımızda dursun. Çocuklarımız da bunun için açlık grevindeler” ifadelerini kullandı. Aksu son olarak, “Onlar bizim için direniyor biz de onlar için direneceğiz. Ben inanıyorum, açlık grevleri başarıya ulaşacak. İnşallah hiçbir evladımızın cenazesini almadan, zaferi kutlayacağız.”


Açlık grevi infazı yaktı!

Şakran Cezaevi’nde 77 gündür açlık grevinde olan Müslüm Şahin’in annesi Acile Şahin, “Biz çocuklarımızdan da Öcalan’dan da kopamayız” dedi.

 Şakran T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 40 yaşındaki Müslüm Şahin, 2009 yılında Şırnak’ın Silopi ilçesinde Kürtçe ders verdiği için gözaltına alınarak tutuklandı. ‘Örgüt üyesi’ suçlamasıyla hakkında 15 yıl hapis cezası verildi. Mardin E Tipi ve Şakran T Tipi cezaevlerinde kalan Şahin önümüzdeki aylarda tahliye olacaktı. Ancak açlık grevine girdiği gerekçesiyle infazının yakılması nedeniyle 5 yıl daha cezaevinde kalacak.

 Zafer sizin olacak

 Oğlu ve diğer tutukluların seslerini duyurmak için engelli olan diğer çocuğunu evde bırakıp, eylemlere katıldığını anlatan anne, açlık grevindeki oğlu ile en son Nisan ayında görüştüğünü paylaştı. Anne Şahin, aşırı kilo kaybettiğini belirttiği oğlu ile aralarında geçen şu diyalogu aktardı: “Ona açlık grevini bırak, sen hastasın dedim. O da bana; ‘Hayır bırakmayacağım. Açlıktan ölsek de bu sefer tecrit kalkmayana kadar eylemimizi sürdüreceğiz. İsterse ölüm olsun. Bizden yana başınız dik olsun’ dedi. Ben de o böyle söyledikten sonra ‘Zafer sizin olacak’ diyerek sloganlar attım.”

Öcalan’dan kopamayız

 Kürt halkı olarak yıllardır tecridin kırılmasını istediklerini ifade eden anne Şahin, “Bizim yüreğimiz hem çocuklarımız için hem de tecritte olan Öcalan için yanıyor. Biz çocuklarımızdan da Öcalan’dan da kopamayız” diye konuştu.

Sonuna kadar da çocuklarının destekçisi olacaklarını vurgulayan Şahin, “Tecrit kaldırılsın, açlık grevleri son bulsun, barış gelsin istiyoruz. Yeter artık diyoruz” diye belirtti.


Dört ay sonra görüşebildi

İzmir Buca Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde 8 yıldır tutuklu ve 77 gündür açlık grevinde olan tutuklu 34 yaşındaki İbrahim Tikan’la ailesi 4 ay sonra görüşebildi.

Cezaevinin 4 ay önce Tikan’an görüş yasağı vermesiyle Bornova ilçesinde oturan aile bireyleri çocuğunun açlık grevi süresi boyunca görüşemedi. 77 gündür açlık grevinde olan oğlunu ancak 10 Mayıs’ta görebildiğini belirten anne Leyle Tikan, oğlunun yaklaşık 15 kilo verdiğini dile getirdi. Anne Tikan, görüşmeye ilişkin “Oğlum hepimize moral verdi. Açlık grevinde güçten düşmelerine rağmen, eylemelerinde kararlı olduklarını gördüm. Anneler Günü öncesiydi onu gördüğüm de tabi bu durum ikimizin üzerinde de duygusal anlar yaşamamıza neden oldu. Özgür olsaydı biliyorum ki Anneler Günü’mü çok farklı kutlayacaktı. Ama buna koşullarımız yok ve sadece birbirimize uzun uzun sarılabildik. Tüm annelere selamları sevgileri vardı” diye belirtti.

Kaybedecek zaman yok

Geceleri uyku uyuyamadığını ifade eden anne Tikan, “Tutukluların talepleri acil olarak karşılansın. Kimsenin daha fazla kaybedecek zamanı yok. Ölüm sınırına gelmiş olanlar var, daha fazla sessiz kalınmaması gerekir” dedi.

Açlık grevi eylemcisinin kardeşi Senem Tikan ise  “Hepimizin annelerin sesi olması gerekir. Onlar çocuklarımız ölmesin diyorlar. Bu talebe ve böylesi bir isteğe kim karşı çıkabilir? Onların dışarıya sesleri ulaşamıyor, bizler vereceğimiz destekle onların sesi olabiliriz” diye konuştu.

Tutsaklara şeker verilmiyor

Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart tarihinden itibaren açlık grevinde olan Remziye Karadağ’ın babası Salih Karadağ da görüş yasağı nedeniyle kızını ancak 4 aydan sonra görebildi. Cezaevi yönetiminin tutuklulara çok yoğun baskı uyguladığını belirten Karadağ, cezaevinde sadece açlık grevinde olmayan tutuklulara şeker ve meyve suyu verildiğini, verilen meyve suyu ile şekerinde keyfi yapılan koğuş baskınlarında gardiyanlar tarafından döküldüğünü söyledi.

 7 kilo veren kızının hafıza kaybı yaşamaya başladığını belirten Karadağ, “Kızımın aktardığına göre 25 kişilik koğuşta tutulurken açlık grevine başladıktan sonra 4 kişilik koğuşlara konulmuşlar. Her açık görüşüne gittiğimde sürekli ayakkabısız, yalın ayak geliyor. Ben neden diye sorduğumda, gardiyanların keyfi olarak çoraplarına kadar aradıklarını, bu sebeple ayakkabı giymeyerek tepki gösterdiklerini söyledi. Tutuklulara psikolojik işkence uygulanıyor. İnsanlık dışı muameleye maruz kalıyorlar” diye konuştu.


Taleplerine kulak verin

Bedri Akın, 77 gündür Bolu F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücrede açlık grevini sürdürüyor.

Tansiyon ve mide hastası da olan Akın’ın annesi Perişan Akın, oğlunun sağlık durumunun iyi olmadığını, önceden bulunan hastalıklarından dolayı çok daha kötü etkilendiğini aktardı. Akın, Cumhurbaşkanı’na, hükümete, milletvekilleri ve insan hakları örgütlerine çağrıda bulunarak sürecin ölümler yaşanmadan sona ermesi için herkesin tutukluların taleplerine kulak vermesi gerektiğini söyledi.

 Oğlunun görüşüne kalp hastası olduğu için bir yıldır gidemediğini dile getiren Akın, haftalık telefon görüşmesinde durumuna ilişkin bilgi aldıklarını paylaştı. Oğlunun söylediğine göre, yaklaşık 7 kilo kaybettiğini aktaran Akın, şöyle devam etti: “Evlatlarımız açlık grevinde, ancak devletten, hükümetten ses yok. Ben hükümete çağrıda bulunuyorum. Eğer Müslümanlarsa, birazcık vicdanları varsa bu mübarek Ramazan ayında tutukluların taleplerine cevap versinler.”

Yaşadığım acıyı siz düşünün

Akın, “Ben anneyim. Benim evladımın parmağı acısa benim yüreğim yanar. Evladım günlerdir aç. Yaşadığım acıyı siz düşünün. Geceleri gözüme uyku girmiyor. Geceleri zorla uyuyorum. Uyuduğum zamanda gecenin bir vakti uyanıyorum. Kalkıp abdest alıp umutla dua ediyorum. İçim yanıyor. Tutukluların taleplerine sahip çıkmalıyız. Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerekiyor. Her ne kadar hükümlüde olsa onun da hakları var. Avukatları ve ailesiyle görüşmelidir” diye konuştu.


15 tutsak tek kişilik hücrede

Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde uzun süredir açlık grevinde olan 15 tutuklu tek kişilik hücrelere konuldu. Tutsakların aileleri aracılığıyla verdiği bilgilere göre, 15 tutuklu tek kişilik hücrelere konuldu. Refakatçileri olmayan bu tutukluların, durumlarının kötüye gittiği belirtildi. Yine, keyfi bir şekilde “arama” adı altında koğuşlara baskın yapan gardiyanların tutukluların kalem, defter, fotoğraf, kitap gibi kimi özel eşyalarına el koyduğu aktarıldı.  Tutuklular, baskılara karşı direneceklerini belirtirken, talepleri kabul edilinceye kadar açlık grevini sürdüreceklerini kaydetti.

Yazarın diğer yazıları

    None Found