Bütün Kürtler, General Mazlum da terörist ama Türkler…

Kürtler, Rojava’nın Amerika, Rusya ve NATO söz birliği ile çalıntı mal gibi gizlice, Türkler ve ortakları IŞİD’e armağan edildiğini, bütün dünya ile aynı anda ajans haberleriyle öğrendiler. Ancak bu kudumsuzluk, Kürtlerin hayatında bir ilk değildir. Birinci Dünya Savaşı sürecinde, Fransa ve İngiltere de, Kürtlerden habersiz anayurtlarını dört parça edip tarihsel düşmanları Persler, Arap ve Osmanlı artığı Türkler arasında bölüştürmüştü.

O günden sonra İran ve Irak’ta Kürt ve Kürdistan’ın adı inkar edilmedi. Ama Suriye’de Kürt var, kimlikleri yok oldu. TC’de ise Kürt ve Kürdistan, buharlaşmış gibi “resmen yok“ ilan edildi.

Onun için, Kürtlerin varlığı devlet sırı, dillleri, tarih, coğrafya ve kültürleriyle, yaşama biçimleri yasaklıdır. Yaşayan en gaddar Türk ırkçısı Gürcü Recep Tayyip, “has Türk“ olduğunu ispata çıkmış gibi “Kürdistan“ diyen insanlar için de “apart“ emri verip hapishaneleri dolu tutuyor.

Yakışır. Çünkü, “çakma Türkler“ yalan dolan dolambacında, pek medeniydiler. Ama kendi uygarlık ve yaşama biçimlerini yaratarak gele gelen hem eşkıya, hem de vahşiydi. Çünküleyin, üstünden Ermeni, Pontuslu ve Süryani, ardından sıralarını bekleyen Kürtlerin kanı taşan katiller, kendilerini medeni göstermekle, temizleneceklerini sanıyorlardı.

Ama olmadı. Dünya, “katil ayağa kalk“ demeye devam ediyor.

Bu arada, devir değiştikçe Kürt tanımlanması da değişiyor, 1960’ların sonlarından itibaren “eşkıya“ deyimi bırakılıp çok az kişinin ne anlama geldiğini bilmediği, ama tantanalı bir tınlaması bulunan “anarşist“ deyimini, hakaret ile sövgü anlamında kullanmaya başladılar.

1980’lerin ortalarından sonra ise Fransızcadan çalma, “terörist“ deyimini Kürtlerin boynuna astılar. Yıllardır tekrarlanmasına rağmen, hala çok az kişi anlamını biliyor, ama Kürtler, hala teröristtir. Buna mukabil, yurt hırsızları, katilleri silsilesi, ölü soyucular, insanlık yangıncıları, ellerinde damlayan kana rağmen “adil ve temiz“dirler.

Tasmayı ellerinde tutanlara hayırlı ve uğurlu olsunlar ki, “bu temiz devlet“, yer yüzündeki insani haklar, demokrasi ve özgürlüklerin bekçisi havalı NATO‘nun üyesidir. İnsanlıklarını kurtlar sevsinki Kürtler de, NATO nişangahına oturtulmuş terörist, yani düşmandır.

NATO o demli özgürlükçü, o kadar demokrasi bekçisi ki, Libya devlet Başkanı Muammer Kaddafi’yi, “uluslararası teröre destek verdiği“ gerekçesiyle, yakalayıp kazığa geçirerek katlettiler. NATO’nun yadsınmaz efendisi Amerika Panama diktatörü Noriega’yı hapishanede ölümünü beklemeye mahkum etti. Irak devlet Başkanı Saddam’ı da, bağımsız Kuveyt devletini işgal ve teröre destek gerekçesiyle astırdı. İran ise aynı gerekçelerle ambargo kıskacındadır.

Buna mukabil, TC’nin diktatörü, Amerikan başkanının “en iyi anlaştığı” lider ve ülkesi de “en yüksek himayeye mazhar”dır.

Ama Recep Tayyip’in IŞİD’li katiller, tecavüzcü ve kelle avcıların oluşan orduyu peşine takıp Kürt kanından nehirler yarattığını görmüyorlar. Oysa Güney Kürdistan ve Rojava’da işgal altında. Kuzeyde şehirler harabe. Ülke, diktatörün bakıp keyiflendiği bir zindan.

İslamcı uluslararası terör çeteleri, itirafçıların itirafları ortadadır ki, kuzeyde Recep Tayyip’e yardım tertibinden bombalı katliamlar yapıyorlar. Ankara, Suruç ve Amed katliamlarının hesabını isteyen Kürtlerle dolu hapishaneler.

IŞİD‘in lideri Bağdadi TC’nin işgalindeki İdlib’de, ikinci adamı da yine işgaldeki Cerablus’ta öldürüldü. Recep Tayyip, 60 bin kişilik IŞİD ordusuyla Kürdistan parçalarını işgal ediyor. Amerika, Rusya ve NATO üçlü ittifakla, Rojava’yı IŞİD’e yurt olarak peş-keş çekiyor…

Gelin de şimdi kimilerinin adalet, özgürlük ve demokrasi sloganına tükürmeyin, kazığa geçirilen Kaddafi’nin günahı neydi!…

Ve, Kürtler teröristliği bir bakıma doğrudur. Eğer yurt ve ağza götürülen lokmanın hırsızı, insanları topluca diri diri yakan, masum ve mazlum Kürtlerin şehirlerini enkaza çeviren soykırımcılar, talancı ve tecavüzcüler temiz ise Kürtler, 200 yıldan beri teröristtir.

Terörist olmayan Kürt de yoktur. Boşuna aramayın, böylesi bir aileyi bir bütün olarak kiralık AKP’liler arasında bile bulamazsınız.

Her neyse Rojavalı güçlerin Başkomutanı Generali Mazlum Abdî de, onların terörist dediklerinden biridir. Çünkü, ne yapalım ki, öyle nitelenen bir halkın liderleri de böyle olur.

Türkleri sevindirmek için, söyleyelim. O, aile boyu “terörist“ ve bir Kürdistan şehidinin oğludur. 12 yaşındayken babasını, Türklerle savaşta kaybettiği gün, köyü ve ailesini terk edip savaşçılar safına gitti. Orada büyüdü ve savaşçılara katıldı. Gerilla neferliğinden manga, takım komutanlığına, sonra bölük ve “Kasırga“lar estiren tabur komutanlığına yükseldi.

O şimdi, Rojava’yı da içine alan kuzey Suriye güçlerinin Başkomutanıdır. General unvanını ise dünya kamuoyu nezdinde, ilk defa ABD Başkanı Trump, ardından da Rus Savunma Bakanı tarafından kullanıldı. Ama Kürtler, ona Latinceden “galat“, sadece “Kumandar“ diyor ve onu çok seviyorlar.

Türklerin, ondan nefret etmesi ise bu sevgiyi artırıyor. Çünkü onların nefret ettikleri Kürt’ün çok değerli olduğunu, tecrübeleriyle biliyorlar…

Yazarın diğer yazıları