Büyük katliamlar

TC tarihindeki her büyük katliam yeni bir dönemin işaret fişeği olmuştur. Bu işaret fişeğiyle devletin niyeti-planı-yönü ortaya konulmaktadır. Ondan sonraki gelişmeler devletin bütün gücüyle bu planı gerçekleştirmesi çabaları olmaktadır.
28 Ocak 1920 tarihinde Trabzon’da tekneye bindirilip götürülen TKP kurucusu ve ilk MK üyeleri olan “Onbeşler”in  hançerlenerek dalgalara yem edilmesi bir işaret fişeğidir. O günden sonra sol ve komünizm adına ot bitmesine bile izin verilmemiştir. Her türlü engele rağmen taş-toprak altından filizlenen kardelenler asker postalı ve tanklarla ezilmiştir. Ancak SSCB çöktükten sonradır ki -yani buna tehlike olmaktan çıkmak da diyebiliriz- resmen komünist isimli partilere sınırlı bir göz yumma olabilmiştir.
1 Mayıs 1977 katliamı ise direnen işçi sınıfına ve tüm emekçilere-ezilenlere göz dağı olmuştur. O tarihe kadar yükseliş halinde olan ve kendi istemleriyle sokağa dökülen tüm ezilenlere karşı bir savaş başlatılmıştır. Dikkat edilirse 1 Mayıs 1977’den sonra bu gerici saldırı ve katliamlar şiddetlenerek sürdürülmüştür. Sıkıyönetimler, faşist darbelerle çalışanların tüm hakları gasp edilmiştir. 1977 yılında bütün çalışanlara sendika hakkı istenirken bugün o zamanlar sendikalı olan işçilerin bile sendika hakkının fiilen ortadan kaldırıldığına tanık oluyoruz.
78 Maraş katliamıyla başlayan, Çorum-Sivas’taki Alevi  katliamlarıyla sürdürülen saldırılar 2 Temmuz 93’te Madımak otelinde 35 canın yakılarak katledilmesiyle açık bir imha savaşı olmuştur. O günden beri açılan cem evleri ve kurulan Alevi örgütleri nedeniyle sanki Alevilere bir hak tanınmış gibi görünmektedir. Ama gerçeğe bakarsak halen Alevilerin cem evlerine hiç bir yasal statü tanınmamakta, tersine hakaret görmekte, Alevi çocukları da hala mecburi din derslerine katılmaktadır. Erdoğan’ın “Dindar nesiller yetiştirme” projesinin hangi dine ve mezhebe göre olacağı açık olduğuna göre Alevilerin ve diğer din-mezheplere inananların dışlanması ve asimilasyonu daha da şiddetlenecek demektir.
1925 sonrasında Şeyh Sait ve arkadaşlarının idamıyla başlayan Kürt katliamları tarihten Kürt kelimesini bile silme planının ilk adımı olmuştur. O günlerden yakın zamana kadar resmen devlet ideolojisi olan Güneş dil teorisi ve kart-kurt teorileri biliniyor. Bugün gülümsemeyle karşılasak bile on yıllarca koca koca prof.-bakan-paşa vb. devlet adına bu görüşleri savunmuştur. Milyonlarca insan diliyle-kültürüyle-tarihiyle üstü betonlanarak yok sayılmak ve yok edilmek istenmiştir. Kürt Özgürlük hareketinin yükselişiyle imha sürecine ağır darbe vurulmuş, bu ırkçı beton parçalanmış ve Kürt gerçeği bütün boyutlarıyla ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu mücadele geleneksel devlet yapısını da çatlatmış, devleti etkileme-değiştirme-dönüştürme gücüne ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak özellikle 91-92’lerden sonra “Kürt realitesini tanıyoruz” şiarıyla bir diyalog ve çözüm eğilimi belirmiştir. Bu cılız eğilim bazen güçlense de her seferinde kanlı biçimde tasfiye edilmiştir.
İşin daha önemli yanı bu çözüm-diyalog eğiliminin en ciddi ve kararlı görünenleri bile Kürt halkının iradesini tanımak yerine bu iradeyi tasfiye etmeyi-ezmeyi ve sonra da bazı kırıntılar bahşetmeyi çözüm olarak görmektedir. Bunun son örneği de AKP olmuştur. İnsanlar AKP’nin soyut palavralarına bakmaz. Sofrasındaki ekmeğin her gün küçülmesine, azalmasına, anadilde eğitimin bile hala yasak olmasına ve başına inen coplara-yağan bombalara-parçalanarak katledilen çocuklarına bakar. 10 senedir sorunu çözmeye çalışıyor rolünü oynayan AKP döne döne imha çabasını sürdürmüş ve en son Roboskî’de büyük bir katliamla gerçek amacını ortaya koymuştur. Şimdi göz göre göre yapılan son katliamı da kim vurduya ya da faili meçhule getirme çabaları başlamıştır. Sanki heron görüntülerine dayanarak TSK bu bölgedeki insanları bombalayıp paramparça etmemiş gibi hala katliamın failleri aranmaktadır. Yani aslında failleri kaybedilmektedir.
2009 yerel seçimlerinde AKP’nin bozguna uğraması ve DTP’nin zafer kazanmasından sonra devlet tasfiye saldırılarına başlamıştır. Haziran 2012 seçimleri öncesi ve sonrasında KCK operasyonu adı altında o günden beri 10.000 yakın insan gözaltına alınmış, 6300 insan da tutuklanmıştır. Gerillaya yönelik aralıksız olarak imha operasyonları sürdürülmektedir. İşte Roboskî katliamı AKP faşizminin bu kanlı imha planlarının ilanıdır. Halka gözdağı vermektir. Halkın topyekûn direnişi bu imha planlarını bozup bozguna uğratabilir. 2012 Newroz’u kanlı imha planlarına karşı halkın direniş ve mücadele gücünün ifadesi olacaktır.

Yazarın diğer yazıları