BİLANÇO

Yılın sonuna geldik. Kürt toplumlarıyla ilgili düșünürsek:
Kürdistan toplumlarının ortak tarihi bilincinin oluștuğu bir tarih tüneli oluștu.
Kobanê (Rojava), üç aya yakın bir kușatma döneminde, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki toplumlarla tanıștı.
Yokolma tehdidi altındaki Kobanê’de direnenler, yüzyıllar boyunca insan bilincinde özlem duyulan, "buyun eğmeyen insan" felsefesini yeniden canlandıran momentlerden biri oldu.
Kobanê’de sahnelenen savaș sonucu, dünyanın en alttakileri Kürtler ile en üstteki gücü ABD’nin çıkarları ikinci kez (birincisi Saddam’ın sonu) aynı "tarih karesi"ne denk düștü.
Kobanê’de direnenin temel gücü haline gelen kadınlar, yer küresine yayılan bir kurtuluș șifresi gibiydiler.
İspanya içsavașı ve 70’lerdenki Filistik Kurtuluș Mücadelesi’nden sonra, Kobanê, "Enternasyonalist Mücadele Tugayları"nın katılabileceği bir mücadele platformu açtı.
Rojava projesi, Sovyetler’in yıkılmasından sonra, felç geçiren "sosyalist beyin hücreleri"nin canlanmasını sağladı.
Eğer söylenmiș olsaydı "Rojbaș hevalno…." ile bașlayan bir "Kobanê Kurtuluș Marșı", İtalyan Partizanları’nın "Bella Ciao"su gibi dilden dile dolașırdı…
Efrîn’liler Botan’da yașayanlarla tanıștılar.
"Bin Xetê" (sınırın altı) ile "Ser Xetê (sınırın üstü)’ndekiler Türkiye’nin zıhrlarla kapattığı sınırları altüst ettiler.
Rojava’nın "Kürdistan" ibaresi yerine konmasıyla birlikte, "enternasyonalist cumhuriyet" olgusu, tüm sınırları așarak, geleceğin özgürlük șifresi olarak, kıtalara yayıldı.
Rojava’daki gelișmeler, soykırımın 100‘üncü yılında, Kürtler’in Ermeni halkından dileyeceği "tarihi özür"e açılan ilk kapısı oldu.
Kobanê ve diğer kantonlarda, Ermeniler’in karșılașabileceği bir "STOP" lehvası yok; davet var…
Önemli gelișmelerden biri:
Biribirine hem örgütsel hem de toplumsal olarak "yabancı" Gerilla ile Peșmerge güçleri ortak projelere imza attılar.
Devamı:
Șengal, kendisini koruyan güç Gerilla ile buluștu ve Êzîdîler neden daha önce KDP güçleri tarafından korunamadıklarını ve korunmaları için tedbir alınmadığını öğrendiler.
Kürdistan, devletlerarası hukuk için "defacto" bir güç olarak hesap dıșında kalmayacağını kanıtladı.
Riziko’dan kurtuldu.
Türkiye ise riziko alanına girmiș bulunuyor. Kürdistan’lılar, Türkiye’den, yakın tarihte Roboskî’den Kobanê’ye ișlediği "insanlık suçları"nın hesabını vermesini talep edecekler.
Temsil gücü olanların, Roboskî’yi kastederek: 
"Ey sarayda oturan, bizler sizlerden bu katliamın sorumlularından hesap sormadan bir yere gitmeceğiz" dediler. Bu bir bașlangıçtır.
Türkiye’deki kolonyal güçlerin kaçabileceği bir yer olduğunu düșünemiyorum.
Türkiye’deki "tarihi kırılma" ile birlikte, Ankara havzasında yașayan insanların Tiranlar’a karșı uyanacakları günler gelecek, buna eminim.
Ümitliyim: saraydakiler değil, "Bin Xetê"dekilerle birlikte, ezilen Kürdistan halkları kazanacak…

Yazarın diğer yazıları