Camilerde savaş propagandası

Türkiye, Alman tankları ile Efrîn’i işgal ettiğinde Fetih sureleri okunmuştu. Zira okunan surelerle o topraklar karış karış yağmalandı. Dualarla insanlar katledildi, insanlar topraklarından edildi. Adına savaş denmesi yasaklandı, fakat çok daha ötesiydi yaşananlar.

İşgal övücülüğü camilerde de yansımasını buldu. Zira Diyanet fetvalar çıkardı buna yönelik.

Almanya’da da durum farklı değildi. Alman tankları ile işgal devam ederken DİTİB camilerinde Fetih sureleri okutulmuştu.

Hatılarsanız bazı DİTİB camilerinde çocuklara asker üniforması giydirilip, eline oyuncak silahlar verilerek, marşlar okutulmuştu. Bu görüntüler Alman kamuoyunda oldukça tepki çekmişti.

Herford Belediye Başkanı Tim Kähler basına yaptığı açıklamada, “Efrîn işgalini haklı çıkarmak için çocuklar kullanılarak propagandası yapılmaktadır. Zeytin Dalı harekatı başladığından beri Erdoğan’nın üniformalı çocukları yanına alarak savaş propagandası yapmaktadır. Burada da benzer şeyler yaygınlaşıyor. Kabul edilecek bir durum değil” ifadeleriyle tepkisini dile getirmişti.

Dünya kamuoyu tarafından eleştirilen bu harekata tepkiler çığ gibi büyürken, aynı yağmalamaya Fetih suresi ile devam ediliyor.  Adına savaş denmesi yasaklansa da bu işgal hareketi yine Fetih suresi ile kutsanıyor, Fetih suresi ile kan dökülüyor, başkalarının toprakları yağmalanıyor. DİTİB camilerinde de savaş destek sesleri yükseliyor.

Alman Katolik kiliselerinin çatı kuruluşu Alman Piskoposlar Konferansı Dinlerarası Diyalog Alt Komisyonu Başkanı Georg Bätzing Almanya’daki camilerde Fetih surelerinin okunmasını eleştirmişti, “camilerin nifak değil barış ve uzlaşı mekanı olması” konusunda sorumlu olduğunu belirtmişti.

Alman kamuoyu DİTİB camilerinde savaş propagandası yapılmasına tepkili. Basına yansıyan propaganda detayları, Alman devlet televizyonu ZDF’te de işlendi.

ZDF’in yayınladığı ve telefon ile çekilmiş görüntülerde imamın, “Vatanınız için askerlik yapmayı reddetmek ayıp değil midir kardeşim” sözleri verilirken, görüntülere ilişkin görüşü sorulan Alman İçişleri Bakanlığı’nın verdiği cevap ise bir o kadar düşündürücü. İçişleri Bakanlığı bu görüntüler için tek tük rastlanılan örnekler olarak bahsediyor. Çok uzatmayalım, burada sadece bir cümle ile bir parantez açalım: DİTİB üyesi bazı imamlar hakkında soruşturma açıldı, fakat dava dosyası her ne hikmetse kapatıldı.

İçişleri Bakanlığı’nın, savaş çığırtkanlığının camilere taşınmasını tek tük örnekler olarak görmesi de bu örneklerden bağımsız değil.

***

Bugün Dünya Rojava Günü. Dünyanın birçok yerinde insanlar alanlara çıkıyor. Eylemler için yapılan çağrılarda şu nokta önemli: “Rojava’da aynı zamanda sosyal, politik ve ekonomik alternatifleri yok etmeye çalışan ataerkil kapitalist sisteme karşı bir savaş yürütüldü.“

Fetih suresi ile işgale giden zihniyetin asıl korkusu da Rojava’da kurulan sistem. İşgal edilen her yerde Kürt’ün malı, canı helal denilerek yerleşim yerleri yağmalandı.  Buna dünyanın dur demesi gerekiyor. Zira kınama, eleştirme açıklamaları insan ölümlerini durdurmuyor.

Yazarın diğer yazıları