CDU’da alevlenen tartışma

Thüringen’de yaşanan koalisyon krizinin ardından odaklanılan tek bir soru var: CDU’da neler oluyor?

İktidar partisi CDU’nun Thüringen’de sergilediği pratik, aslında uzun süredir ötelenen bir tartışmayı tekrar gündeme getirdi.

Zira aşırı sağcı AfD’nin, CDU ile birlikte hareket ederek FDP’nin adayı Kemmerich’i Thüringen başbakanı olarak seçtirmesi bir deprem etkisi yarattı. Bir süredir rafa kaldıralan soruları tekrar gündeme taşıdı.

CDU ilerlemek için hangi yönü tercih etmeli? Sola mı kaymalı, yoksa sağ oyları kendi bünyesinde toplamak için, Avusturya rol model alınarak daha sağcı bir politika mı tercih etmeli?

Zira Thüringen’de Sol Parti ile koalisyon kurmamak için, AfD’nin de desteklediği FDP’li Kemmerich’in başbakan seçilmesini sağlayan bir iktidar partisinin seçmenine hesap vermesi gerekliliği önemli bir detay.

Alman siyasetçiler bu örnekte tarihte bir tekerrürün yaşanma ihtimalinden dolayı kaygılı.

Thüringen’de tekrar seçilmesi beklenen Sol Parti’li Başbakan Bodo Ramelow da duruma gönderme yaparak Hitler dönemini hatırlattı, 2 Şubat 1930 yılında Adolf Hitler’in “En büyük zaferi Thüringen’de elde etmiştik. Orada gidişata yön veren parti bizim” alıntısını yaptı.

Bu yük Almanya’nın altından hala kalkamadığı bir yük.

Politikacılarda bir kriz haline gelen bu meseleye halk da tepkiyle yaklaşıyor. Aşırı sağın bu manevrasına yönelik birçok kentte halk sokaklara çıkarak protesto gösterileri gerçekleştirdi.

Siyaset kazanı bu kadar kaynarken durumda sorumluluğu olan CDU’da da tartışmalar yaşanıyor. Fakat gelinen aşamada tartışmaların hala sağlıklı bir şekilde yürütülmediği de aşikar.  Merkel’in halefi olarak görülen, kimilerinin bel bağladığı, kimilerinin beklentilerini en düşük modda tuttuğu Annegret Kramp-Karrenbauer (AKK) istifa etti.

Bu açıklamanın ardından aslında herşey başa dönmüş oldu.

AKK yeni bir başbakan adayı bulununcaya kadar genel başkanlık görevini sürdüreceğini belirtse de istifa açıklaması taşları yerinden oynattı.

AAK’nin bu meselenin üstüne gitmeden istifayı tercih etmesi elbette basit bir nedenle geçiştirilemez.

Ortada müdahale edilmeyen ve AfD’ye manevra kazandıran bir sonuç söz konusu.

Şimdi bir diğer tartışma da, Merkel’in halefi olarak seçtiği AKK’nin istifa kararının ardından başbakan adayının kim olacağı. Zira bu seçim CDU’nun gelecekte hangi yöne dümen kıracağını da tekrardan göstermiş olacak. Şimdilik öne çıkan 3 isim bulunuyor. Merkel’den önceki muhafazakar çizgiyi savunan CDU Federal Meclis Grup Başkanı Friedrich Merz, mülteci politikalarını eleştiren Sağlık Bakanı Jens Spahn ve Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinin Başbakanı Armin Laschet.

CDU içinde gerçekleşen tartışmalar, bir iktidar partisi olarak meseleyi daha da önemli kılıyor. Bir süredir güç kaybeden CDU seçmenlerini tekrar nasıl toparlayacağını düşünürken, Thüringen krizi ile daha derin bir tartışmanın konusu haline geldi.

Öyle ki bu tartışmalarda atılacak adımlar CDU’nun bundan sonraki dönemine de ayna tutacak. Diğer taraftan başbakanın değişmesi koalisyon ortağı SPD’nin de ilgi alanına giriyor. Koalisyon anlaşmaları sonucu farklı bir başbakan seçilmesi halinde SPD’nin tartışmalara nasıl dahil olacağı da merak konusu.

AfD’nin önlenemez yükselişi, Thüringen’deki manevrası ülke gündeminde bambaşka bir tartışma yarattı. CDU şimdi bu meselenin içinden nasıl çıkacağını kara kara düşünüyor.

Yazarın diğer yazıları