Cemil Bayık Washington Post’ta!..

Yer yüzünün bütün ulusal hareketleri, kurulu düzenin egemenleri tarafından eşkıyalık veya haydutluk, çağımızda da, terörizm diye yaftalandı.

1900’ün sonlarında, İspanyol sömürgeciliğine başkaldıran Filipinliler, hayduttu. 1950’lerde kaynamaya başlayan Kara Afrika, “medeni dünya“ gözünde, eşkıyanın da ötesi, yamyamdı.

Başkaldıran Cezayirliler ve Tunuslular, Etiyopyalı ve Sudanlılar hayduttu. Ülkesini işgal eden yerli generallere başkaldıran Latin Amerikalılar teröristti. İrlandalı, Basklı özgürlük savaşçıları da…

Oysa, “yer yüzünde değişmeyen tek değişim, değişim“di. Diyalektiğin temel yasası böyle diyordu. Diyalektiğin kanunu, zaman içinde kendini gösterdi. “Haydut“ veya “terörist“ kavramları, değişim rüzgarları ile savrularak saygınlığa dönüştü.

Tunuslu Habib Burgiba, Cezayirli Ahmed Bin Bella, Filistinli Arafat, hatta Kongolu Lumumba, Kübalı Castro devlet adamı olarak selamlandılar. gibi…

Son Kürt hareketinin öncülerinden Cemil Bayık, bir kaç gün önce, Amerika’nın en saygın gazetelerinden biri olan Washington Post‘ta yayımlanan makalesinde, “bize dağa çıkmaktan başka seçenek bırakmadılar” diyerek, silaha sarılma gerekçelerini özetliyordu.

Fakat, ana yurtlarında esir yaşayan, yüz yıldır soykırım, yangın ve yıkım seferleriyle “terbiye“ edilen Kürtler teröristtir, çıkar dünyası nezdinde. Onlara cehennemi yaşatan Türkler, “medeni…“

Çünkü Türk devleti, çıkar (kazanç) dünyasında, NATO kutbuna dahildir. Ayrıca, satacak malı, silahı olanlar için, önemli bir pazardır.

Onun için, güya despotizm ve ırkçılığa karşı hak, hukuk ile adalet savunucusu olarak ortaya çıkmış NATO, Kürtlerin gasp edilmiş hak ile özgürlükleri konusunda kör oldu. Sağır, dilsiz kesildi. “Dertleri, davaları ne?“ diye bakmadan, Kürtleri düşman çemberine alıp terörist ilan ettiler.

Ancak, diyalektiğin değişmez değişim çarkı dönüyordu. Kürt halkı, istilaya uğramış mazlum ve masumdu. Zaman içinde, hakikati gören dünyalıların da katkısıyla, NATO’nun terörist zincirini kırdılar. Dünyanın dört bir yanında, sesleri yankılanıyor. Temsicileri, Saraylarda ağırlandılar. Birleşmiş Milletlerin kurumlarıyla anlaşmalar imzalamaya başladılar.

Türkler şaşkındı. Dört bir yana seğirtiyor, protesto notaları veriyorlardı. Ama nafile, çabaydı, bu. Alaaddin‘in Cini şişeden çıkmıştı. Kürtlerin devleti yok, ama onlar yeryüzü gerçeğiydi. Ordusu, Amerika Birleşik Devletleri ordusu ile müttefik.

Ve bir Amerikan Başkanı (Donald Trump), Başkan Wilson’un bile yapmadığını yaparak, Türk Cumhurbaşkanını kan döküp can alma sabırsızı, bir Kürt düşmanı olarak tarif ediyor ve bir katili tarif eder gibi şöyle diyordu:

“Sınıra yığdığı 65 bin kişilik ordu ile Suriyeli Kürtleri haritadan silmek istiyordu. Ben durdurttum.”

Güneylilerin korunmasından sonra bu, bir ilkti. Ama onlardan farklı olarak, yardıma muhtaç varlık ötesinde, bir müttefikle dayanışma hesabıyla yaklaşılıyordu Kürtlere.

Müttefikliğin, mertçe dayanışmanın gereği olarak katillerine karşı, koruma kalkanı oluyordu, Amerika. Bu, dayanışmanın kalıcılığı açısından, önemli bir gelişmeydi.

Derken, Cemil Bayık’ın Washington Post gazetesinde, makalesi patladı. Ankara, değişen, dönüşen dünyadan habersiz yakınmayla ciyaklıyor, Kürtlere sövüyor, aldatılmış, gözü yaşlı yar gibi “teröristlerin görüşlerine yer verdiler“ diyerek Amerika’ya sitem ediyordu.

Oysa NATO üyesi, Türk devleti yoktu, artık. Rusya ile askeri ittifaklar kuran, yer yüzünün gezgin katilleri İslamcı teröristlerden bir ordu kuran, El Kaide ve IŞİD‘e koruyucu olan bir yamukluk vardı.

Öte yandan Cemil Bayık, Amerika’nın Türklere bir iyilik nişanesi olarak, “terörist Kürtler“ listesinin başında yer alıyordu. Yerini ihbar edene, servet niteliğinde ödül vaad ediyordu.

Ama zamanın ruhu değişkendi. Eski düşmanlar an gelir, dost olurlardı. Ve Cemil Bayık bir dost olarak, Washington Post gibi önemli, gerektiğinde devletin de sesi olabilen bir gazetede, halkının başına getirilenleri anlatıyordu.

İçeriğine girmeyeceğim, makalenin. Okumuş, televizyon spikerlerinden dinlemişsinizdir.

Ama, neresinden ve nasıl bakarsanız bakın, özenle seçilmiş kelimelerle kaleme alınmış bu makale, Kürt-Amerikan ilişkilerinde kavi bir başlangıçtır.

Ve dahası dostluk ile işbirliği iki tarafın da çıkarınadır. Çünkü, Kürtlerin bölgede bir müttefike ihtiyaçları vardı. Amerika’nın da özü ve sözüne güvenilir, sırtını dönebileceği dayanağa…

Kürtlerle Amerikalılar arasında yaşanan budur. Birbirinin, bölgesel eksiğini tamamlıyorlar.

Yazarın diğer yazıları