Cenevre’de DAİŞ trafiği!

DAİŞ’in Suriye yenilgisinin ardından başlayan tutuklu DAİŞ çetelerinin nasıl yargılanacağı konusundaki tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Konuya ilişkin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin uluslararası güçlere yaptığı çağrılara, bugüne kadar net bir cevap verilmemiş olsa da, bu konu uluslararası siyasetin gündemini yakından meşgul etmeye devam ediyor.

Birçok devlet, kendi vatandaşı olan tutuklu DAİŞ çetelerini almayacaklarını açıktan dile getirmiş olsa da, bunların nasıl yargılanması gerektiği noktasında hala ortak bir kanıya varılmış değil. Özerk yönetimin çağrılarını destekleyecek nitelikte bazı güçler bu çetelerin tutuklu bulunduğu alanlarda yargılanması gerektiğinin açıklamasını yapmış olsa da, ama bunun nasıl gerçekleşeceği veya hangi mahkemelerde olması gerektiği noktasında da net bir tutum sergilemiş değil.

Birçok ülkeyi yakından ilgilendiren bu konunun tartışıldığı önemli merkezlerden birisi de uluslararası siyasetin döndüğü ve birçok uluslararası antlaşmaya ev sahipliği yapan önemli merkezlerden birisi olan Cenevre. Kulislerden edindiğimiz bilgiler göre, aralarında BM temsilcilerinin de olduğu devlet yetkililerinin bazı kurumlarla kentte yürüttüğü tartışmalarda konuya ilişkin sunduğu çözüm, bu çetelerin tutuklu bulunduğu bölgelerde yargılanması ve uluslararası kurumların buna öncülük etmesi yönündeki ısrarı.

Devletlerin aksine konuyla yakından ilgilenen birçok uluslararası sivil toplum kuruluşu ve alanında uzman akademisyenlerin kentte yürüttüğü tartışmalarda öne çıkan nokta ise her devletin kendi vatandaşı olan DAİŞ üyelerini alarak kendi ülkelerinde yargılaması yönünde.

Batılı devletlerin bu konuda açık ve net bir politikasının olmadığını eleştiren akademik cevreler ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, böyle önemli bir konuya çözüm aranmasının zamana yayılmasını ve bütün yükün Kürtlere bırakılmasını doğru olmadığını dile getiriyor.

Uluslararası hukukun bugün Rojava’da BM denetiminde uluslararası bir mahkemenin kurulmasına izin vermediğine dikkat çeken alanında uzman hukukçular ise böyle bir mahkemenin Rojava’da kurulması için rejimin buna izin vermesi gerektiğini veya Rojava’nın özerk statüsünün uluslararası alandan tanınmasıyla bunun mümkün olabileceğini işaret ediyor.

Cenevre’de gerçekleşen devlet temsilcilerinin de bulunduğu bazı toplantı veya görüşmelere konunun birinci dereceden muhatabı olan Rojava’dan siyasi ve askeri temsilcilerinde katıldığı biliniyor.

Peki, batılı devletler bu önemli konuyu neden gözardı ediyor veya kendi vatandaşı olan bu çeteleri neden almak istemiyor? Alanında uzman akademisyen ve STK temsilcilerinin bu soruya cevabı çok net: Kendi hatalarının da olduğu bu sorunla yüzleşmek istememeleri ve böyle bir konuyu ülkelerine taşıyarak gelecek acısından kendi vatandaşlarında bir korku yaratmak istemeleri…

Örneğin, bu konuda Cenevre’de gerçekleşen birçok görüşmeye davet edilen ve uluslararası alandan yakından tanınan Uluslararası İnsancıl Hukuk Uzmanı Prof. Marco Sassoli’nin düşüncesi, devletlerin kendi vatandaşlarını almalarını veya Rojava’nın statüsünün tanınarak bu soruna çözüm bulunması yönünde. Batılı güçlerin tutumunu eleştiren Sassoli, devletlerin tutumunu şu cümlelerle özetleyerek, uyarıda bulunuyor: “Batılı devletler, DAİŞ çetelerinin yargılanması konusunda tıpkı benim küçük kızım gibi düşünüyorlar. Yani görmediğimiz şeyden korkmamıza gerek yok düşüncesindeler. Oysa ki, korku ve terörle yüzleşmedikçe daha çok tehlike saçar…”

Özet olarak, Kuzey ve Doğu Suriye’de tutuklu bulunan DAİŞ çetelerinin yargılanması uluslararası siyasetin gündem konusu olmaya devam ediyor ve daha çok edeceğe benziyor. Batılı güçler, bu sorunla ne kadar yüzleşmek istemese de bu konunun uzun vadede tamamen Kürtlerin üzerine bırakılmayacağını da iyi biliyor.

Bu konuda Kürt diplomasisine düşen en önemli görev ise uluslararası alanda bilinçli bir şekilde yaratılmak istenen Rojava’nın sadece askeri bir güçten ibaret olduğu algısını kırmak yönünde olmalı.

Ayrıca, son dönemde akademik çevrelerin ve bölgeye gidip gelen gazetecilerin genellikle Rojava’yı askeri bir güç olarak lanse ettirme cabası da dikkat çekenler arasında. Bu algının kırılması ve önünün kesilmesi için Rojava’da inşa edilen sistemin varlığının bütün alanlarda daha etkili bir şekilde işlenmesi kanısındayım.

Yazarın diğer yazıları