Cengiz Çandar yazmıyor! Fehmi Koru mu verelim?

Çengiz Çandar bir türlü anlayamadığım nedenlerle "yazı hayatından” çekildikten sonra, Türkiye kamuoyu "dünyada olan biten hakkında” karanlığa gömüldü.

Biliyorum. Memlekette yabancı dil okuyup yazan milyonlar var. Ama Türkçe okuyup yazanların ezici çoğunluğu ne okuyup yazdığını bilmezken, "ikinci dilleriyle” okuyup yazan bu "bilgili” kitlenin de ezici çoğunluğunun okuyup yazdıklarından pek bir şey anlayıp, yorumlayamadığı ortada.  

Böyle olunca Güney Kürdistan’ın ta orta yerinde, Ortadoğu’nun ta ortasında, AB’nin Brüksel’inde ve ABD’nin en merkezinde medyaya düşen her haberi anında yorumlayan, bizzat gidip, diyelim ki Wolfowitz’lerle yüz yüze konuşup bizi aydınlatan Çandar’ın ortalarda görünmeyişi çok büyük bir boşluğa neden olmakta…

Wolfowitz’den bilerek söz ettim. Çandar’ın yakından tanıdığı bir isim olduğu için. Aynı zamanda bu yazıda sözünü edeceklerimle bu "Yankee”nin yakın ilişkisi var.

Nazım Hikmet bir şiirinde "Kerensky kaldı kimlere” deyivermişti. Ardından da Can Yücel, "Iybar kaldı kimlere” diye şiiri tamamlamıştı. O hesap. "Biz de kaldık Fehmi Koru’ya”…

Ama itiraf etmeliyim ki, Fehmi Koru da yabana atılır "yorumculardan” değil. Dünkü yazısı bu açıdan, Tayyip Building’in tepesine inen bir bomba gibiydi.

Bu yazıda Koru, Micael Flynn isimli bir ABD’li subaydan söz ediyor. Şaka maka değil. Adam istihbaratın başında bulunmuş. Şimdi de Trump’ın "ulusal güvenlik danışmanı” olmuş.

Olur olmaz da, "Yıldız Sarayı”na dönen Beştepe Sarayı’nda "kırk gün kırk gecelik” bir düğün-dernek yapılmış. Neden mi?

Şundan: Bu Amerikalı general, malum, seçimden bir gün sonra, The Hill gazetesinde "Türkiye’ye destek verelim” çağrısını yapmıştı. Makalede "Gülen için ılımlı deniyor, ama o bir radikal İslamcı ve Türkiye’ye iade edilmeli” diye yazmıştı.

Geçmişte Çandar’ın yaptığını bu defa Fehmi Koru yaptı. General Flynn’ın bu herzeleri Türkiye için lobi yapan bir Türk firmasının verdiği para karşılığında yediğini yazdı.

Şimdi kendinizi Saray mensuplarının yerine koyun. Bu açıklamadan sonra suratınız morarmaz mı?

Ama bu kadar da değil. Fehmi Koru, bu "Amerikan paşasının” bir başka "tapesini” de bulup buluşturmuş. Şöyle yazmış:

"Şimdi de, ‘sert asker’in Cleveland’taki şahin bir kuruluşta 15 Temmuz gecesi yaptığı konuşmanın ses kaydı ve tapeleri elimizde.

O gece Ankara’da ölüm-kalım mücadelesi verilirken, politikacılar eliyle ‘İslâmi bir devlete doğru dönüşen Türkiye’de’ ordunun yönetime el koyduğu haberini alkışlatan bir Flynn… 

Erdoğan Kürdün tepesine "kazan bombası” atıyor. Koru da Saray’ı bombalıyor. Hey gidi günler.

İyi de bu Wolfowitz’in burada işi ne? Onu da Koru yazmış. Bu Amerikan paşasının son kitabının bir yazarı daha varmış. Okuyalım:

"Nedense kitaptan söz edenler yazarın ortağı Ledeen’i hiç anmıyorlar…

Bir keresinde, Washington’u ziyaret eden Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şeref konuğu olarak katıldığı yemekli bir davette yan yana düşmüştük de, o zamanlar ateşli fikirleri Ankara’ya kadar ulaşan Ledeen’i dünya gözüyle görebilmiş ve tanışabilmiştim.

Sonraları fikirlerini eyleme dönüştürecek bir yönetimle yolu kesişti Ledeen’in: Cheney–Rumsfeld–Wolfowitz üçlüsünün Dartanyan’ı oldu.

Daha önce ‘İran-Kontra’ macerasında da görev almış bu doktoralı maceraperesti bağrına bastı bu üçlü…

Ortadoğu’nun bugünkü ‘kan, ateş ve gözyaşı’ manzarasında en büyük fikri paylardan birinin sahibidir Ledeen…”  

Bir an, o yemekte Çandar kardeşimin de Wolfowitz’le belki de yan yana, bulunduğu ihtimali aklıma geldi. Özal’ın danışmanıydı. Ve şu anda, bana kalırsa Çandar mevcut Amerikan yönetimindeki durumu Koru’dan da daha iyi biliyor…  Şu sıra Wolfowitz’le bir röportaj yapsa, Saray’ın temelleri sarsılabilir. Ama yapmıyor işte.

Çandar yazmadığına göre ben söyleyeyim: Az sonra Saray’ın başı "Neocon”larla derde girecek. Hele şu Şanghay’a bilet alma meselesi var ki, bu bileti alanı, Amerikan paşası Flynn "ham” yapıverir…

 Sevgili dostum Çandar sanırım bıyık altından gülüyor. Güleceğine yazmaya başlasana kardeşim…

Yazarın diğer yazıları