‘C’est un scandale!’

Fransa Gündemi

Fransa’nın “toplumsal hafızasına” hayrandır herkes. Çünkü Fransa, hiçbir olayın unutulmamasıyla ün yapmıştır. En “sıkıcı” siyasi skandallar bile yıllarca gazetelerde gündem olmaya devam eder. Söz konusu olan gündem Kürtleri ilgilendirir ve o Fransızların çıkarına dokunursa orada işler değişir… Tıpkı Paris’te katledilen üç kadın devrimcinin davasına bakan hakimin bilgisayarının çalınması olayında olduğu gibi. Olayın üstünden üç hafta gibi bir süre geçmesine rağmen Fransız yetkili makamlardan konuya dair hiçbir açıklama gelmiyor. Fransız basını “susmaya devam” diyor. Oysa Fransız deyimiyle “C’est un scandale!” Manşet atılacak bir konu, üzerine binlerce soru sorulması gereken bir mevzu…
Skandal demişken, bundan tam dört yıl önce bugünlerde bir dava sonuçlanmıştı. ‘Angolagate skandalı‘ olarak tarihe yazılmıştı. Şuan birçoğunun unuttuğu bu olay bir Afrika ülkesi olan Angola’ya yapılan silah ticaretine ilişkindi. Baş aktörlerinin bağlantıları ABD Başkanı George W. Bush ve Amerikan petrol lobisine kadar dayanıyordu. Angola, Afrika’nın orta batısında bir ülke. Afrika denince birçoğunun aklına sefalet gelebilir. Ama Angola, Afrika’nın en zengin ikinci petrol ve elmas kaynaklarına sahip. Bu Angola halkının yaşamında bir şeyi değiştiriyor mu sorusuna verilecek bir cevapsa; yaşam süresinin en kısa ve çocuk ölümlerinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Ömrün kendi halkı için kısa olduğu bu ülke Fransa’nın en büyük siyasi skandallarından birinin dekoru.
Angola’da 27 yıl süren 500 bin kişinin hayatına mal olan iç savaş sırasında Birleşmiş Milletler ülkeye 1993 yılından itibaren silah ambargosu uyguladığı için Fransa ülkeye silah satamaz. Çünkü Fransa’nın iç savaştaki ülkelere silah satma yetkisi yasalarla yasaklanmış durumda. Son birkaç ay önce Fransız ambülansları içerisinde Suriye’ye sokulan silahlar düşünüldüğünde Fransa’nın hala bu yasağı fiili olarak deldiğini söyleyebiliriz. Silah tüccarları yasak mı dinler! Biri Fransız, biri İsrailli iki silah kaçakçısı Fransız devletinin en üst seviyesindeki isimlerin bilgisi bu yasağı o dönem delmeye karar veriyor. Skandal François Mitterand ve dönemin iç işleri bakanı Charles Parque’e kadar uzanıyor. Silah ticaretini yapan Fransız işadamı Pierre Falcone, 1980’li yıllarda Teksas’ta George W. Bush ile arkadaş ve Amerikan petrol lobisiyle bağlantıları biliniyor. (Falcone’un eşi 2000 seçilerinde Bush kampanyasına 100 bin dolar bağış yapmış.) Saddam Hüseyin’in 1988’deki Halepçe’de gerçekleştirdiği katliamda kullandığı gazları Irak’a Falcone’un şirketi satmıştı. Pierre Falcone aynı zamanda Fransız devletinin yurtdışına iletişim ve güvenlik sistem ve hizmetleri satmak için kullandığı Sofremi şirketinin baş danışmanları arasındaydı. Angola Devlet Başkanı Eduardo Dos Santos, Sosyalist Parti’nin eski Afrika uzmanı Jean-Bernard Curial aracılığıyla Fransızlar’dan yardım istediğinde, Angola ve Pierre Falcone arasındaki bağlantıyı cumhurbaşkanı François Mitterand’ın oğlu Jean-Christoph Mitterand kurmuş. (Mitterand bağlantıyı kurması karşılığında 2 milyon dolar aldığı belgeleniyor.)
Pierre Falcone operasyon için eski KGB ajanı ve ünlü silah kaçakçısı Arcady Gaydamak ile ortaklık kurarak Angola’ya gider. Ardından BNP Paribas bankasının Angola’ya petrol teminatıyla kredi vermesini sağlarlar. Bu krediler daha sonra silah alımında da kullanılmış.
Bu arada sorun çıktıkça Fransız yetkililere çanta çanta para taşınıyor, kimi zaman ödemeler Fransız rivierasında ya da Las Vegas’ta tatil olarak yapılıyor. Mitterand, koltuğunu Jacques Chirac’a bıraktıktan sonra da ilişkiler aynen devam etmiş. 27 Ekim 2009’da tamamlanan davada savcı ilişkilerin boyutunu; “Falcone ve Gaydamak’ın Fransız istihbaratı ve devlet adamlarıyla sıkı bağlantıları vardı. Hükümete yasadışı satış haber verildiğinde kimse bir şey yapmadı” diyerek not düşüyor.
Tüm bu ilişki biçimleri akla bir dizi soruyu da beraberinde getiriyor. 2007 yılından bu yana Fransa’da Kürdistanlılara yönelen Fransız istihbaratı, anti-terör hakimleri ve onu çevreleyen bütünsel ağın arkasında nasıl örtülü ilişkiler var? Üç Kürt kadını hangi ticari-siyasi-ekonomik çıkarlara kurban edildi? Üç kürt kadının dosyasının bulunduğu bilgisayar kimlere servis ediliyor? Kanımızın bedeli neydi!

Yazarın diğer yazıları