Cezaevleri muhalifler için boşaltılıyor

2. Yargı Paketi’nin Meclis’e getirilmesi beklenirken 1. Yargı Paketi’nin yasalaştığı tarihten bugüne uygulamada bir değişiklik olmadığını söyleyen İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan, yargı paketlerinin “kandırmaca” olduğunu ve cezaevlerinin muhaliflere yer açmak için boşaltılmak istendiğini ifade etti.

AKP-MHP hükümeti tarafından hazırlanan 2. Yargı Paketi, yakın zamanda Meclis gündemine getirilecek. Bu yeni yargı paketine dair tartışmalar devam ederken, 24 Ekim 2019’da yasalaşan 1. Yargı Paketi ile yapılan düzenlemeler uygulamada eskiyi aratmadı. Bu nedenle büyük propagandalarla sunulsa da hazırlanan paketler kamuoyundaki endişeleri gidermiş değil. İstanbul Barosu eski Başkanı Av.Turgut Kazan, hazırlanan her iki yargı paketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İyileşme beklemesi kandırmayacaydı

İlk Yargı Paketi’nin toplumda büyük beklentiler yaratılarak hayata geçirildiğini hatırlatan Kazan, “Bundan böyle yargı daha demokratik yorumlar yapacak, gazeteciler gazetecilik yaparken mahkûm olmayacak, insanlar eleştiri yaptıkları için mahkûm olmayacak vurgusuyla o paket sunuldu. Hem çalışmalar esnasında hem de yasalaştığı zaman büyük beklenti yaratıldı. Ama o sıralarda da biz anlatmaya çalıştık ki, bu hem Avrupa Birliği sürecinde hem de Türkiye’deki gelişmeleri izleyen Avrupa Birliği’ne kaşı bir aldatmacadır. Türkiye’de iyileşme bekleyen insanların beklentilerine yönelik bir kandırmacadır” dedi.

Hiçbir iyileşme olmadı

Kazan, 1. Yargı Paketi’nin yasalaştığı tarihten bugüne kadar geçen zaman zarfında ortaya çıkan uygulamaların öncekileri aratmadığını söyledi. Kazan, “Birinci paketten sonra Türkiye’de ne bir iyileşme oldu, ne ifade özgürlüğü konusunda, ne toplantı gösteri yürüyüşleri konusunda hiçbir değişiklik olmadı, hiçbir rahatlama olmadı. Yine en basit bir görüş açıklamada polis nasıl bastırıyor, nasıl gaz kullanılıyor, nasıl cop kullanılıyor, nasıl zor kullanılıyor, yaka paça nasıl yerlerde sürükleyerek götürülüyor, görüyoruz” diye konuştu.

Yasaların olması işe yaramıyor

1. Yargı Paketi’yle yapılan düzenlemelerin önemli bir bölümünün zaten Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) mevcut olduğunu belirten Kazan, sorunun yasanın olup olmamasında değil, uygulamasında olduğunun altını çizdi. Kazan, şunları ifad etti: “Bu yapılan düzenlemeler zaten TCK’nin çeşitli maddelerinde var ama hiçbir işe yaramıyor. Çünkü Türkiye’de yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkmıştır. O yüzden talimata dayalı bir memuriyet niteliği kazanmıştır. Nitekim ‘talimat verdik’ bile denilmektedir. Bu durumda yapılacak şey ancak yargının bu yapısını değiştirmektir. Anayasa’nın Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu ile ilgili maddelerini değiştirmektir. Hem Anayasa Mahkemesi için hem de Hakimler ve Savcılar Kurulu için gerçekten bağımsız, gerçekten tarafsız yargı yaratacak objektif kaliteli bir kurum oluşturmaktır. Aksi halde yapılan her şey boştur.”

Yargı bağımsızlaşmadan olmaz

Yargının siyasallaşmasının yanı sıra önemli bir sorunun talimatla hareket edilmesi olduğunu kaydeden Kazan, şunları söyledi: “Ya doğrudan talimat verilmektedir ya da talimat verilmeyen örneklerde yargılamayı yapanlar ‘Başımıza bir iş gelmesin, bize öfke duyulmasın, bir yerden bir yere sürülmeyelim, cezalandırılmayalım’ gibi korkularla yukarısı acaba ne istiyor diye tahminde bulunup, ona göre karar vermektedir. Bunu değiştirmek gerekir. Bu da tabi siyasal iktidarın kabul edebileceği bir şey değil. Bu yüzden Türkiye’deki temel sorun Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu objektif, liyakatli, tarafsız ve bağımsız kılacak Anayasa değişiklikleri mücadelesi vermekten geçer. Onun dışında ne yapsanız boştur, ne yapsanız kandırmacadır dedik ve öyle olduğu anlaşıldı.”

Cezaevlerinde yer açıyorlar

İlk paketin ardından sıkça tartışma konusu yapılan 2. Yargı Paketi’ne ilişkin detaylar henüz netleşmiş değilken, ‘Af Yasası’ olarak değerlendirilen Ceza İnfaz Değişikliği de tartışmaların odağındaki temel konu.  İktidarın infaz yasasıyla oynayarak af beklentilerini karşılamaya çalıştığını dile getiren Kazan, şöyle devam etti: “Anlatılanlara göre sadece infaz yasasıyla oynayarak, af beklentilerini cevaplamaya çalışacakları görülüyor. Ne olduğunu, olacağını kestirebilmek mümkün değil. Cumhur İttifakı denilen koalisyonun Devlet Bahçeli kanadı kendilerine yakın bir kesimin cezaevinden çıkmasını beklediği için bu beklentisini de birçok kez dile getirdiği için Cumhur İttifakı’nın hatırına, yine aslında inanılmaz bir infaz yasası oyunuyla bazı kesimlerin salıverileceği anlaşılıyor. Toplum böyle bir ihtiyaç duymuyor ama onlar siyasal olarak beklentilerine uygun adımlar atıyorlar. Diyorum ya cezaevleri dolu, başkalarını almaları için, yani muhalifleri almak için boşaltmak gerekiyor. Nitekim bunu daha önce yaptılar. Ne yaptılar, bir sürü insanı almamız gerekiyor ama cezaevleri dolu o yüzden yönetmelik değiştirdiler. Açık cezaevine geçmeyi kolaylaştırdılar. Kaç yıla mahkum olursa olsun giriyor, çıkıyor. Ama tabi o kızdıkları suçları işleyenler için değil, yani siyasal nitelikli ya a ifade özgürlüğü bağlamındaki uygulamalar için değil. Eli kanlı katiller dahil her türlü pisliğe bulaşmış hükümlüleri kapalı cezaevine soktular sonra açık cezaevine çıkardılar. İşte onlardan yararlanan ipsiz sapsız takım İstiklal Caddesi’nde gencecik bir mühendisi durup dururken öldürdü. Ordu’da gencecik bir balerin kız öldürüldü. Bu nedenle onların bu arayışları toplumsal bir temele oturması gibi bir arayış değil. Kendi kafalarında duydukları ihtiyacı karşılamak için cezaevlerini boşaltıyorlar.”

Türkiye’de tam tersi

 Dünyanın birçok yerinde bu tarz düzenlemelerin hedefinin ifade özgürlüğü gibi konularda sorunları çözmek olduğunu ifade eden Kazan, “Demokratik bir ülkede ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi hakların kullanımından dolayı cezaevine düşülmez. Türkiye’de yaşadığımız gibi örnekler yaşanmışsa demokrasiyi iyileştirmek için bunların cezaevinden salıverilmesini sağlayacak formülleri konuşmak gerekir. Bunlar da dünyanın her yerinde suç sayılması gereken eylemleri yapanları bırakacaklar. Bu haksızlık, dengesizlik, hukuka aykırılık da cezaevi sorunu yaratıyor. Bunu çözebilmek için de daha büyük bir hukuka aykırılık yapılıyor” diye konuştu.

 Ekonomik ve sosyal sorunlar

 Yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunların suç oranlarının artmasında ve cezaevlerinin dolmasında etkili olduğunu belirten Kazan, şunları ekledi: “Bu kadar çaresizlik, bu kadar işsizlik intihara bile sürüklüyor insanları, hatta işte çok kötü örnekler yaşadık. Bir babanın çocuklarını, eşini, kendisini öldürerek duyduğu acıya son vermeyi düşünmesi inanılmaz bir felaket. Hatay’da vilayetin önünde kendisini yakma olayı neyi gösteriyor. Bu bir toplumsal sorunu gösteriyor. Bugün Türkiye hiç yaşamadığı bir işsizlik oranıyla karşı karşıyadır. İnanılmaz bir vurdumduymazlık var, hem israf, hem yolsuzluk hem soygun devam ediyor. Bir yanda işsizlik ve çaresizlik, bir yanda müthiş bir israf, saltanat ve yolsuzluk. Bu durum tabi ki toplumsal rahatsızlıkla birlikte suça yönelmeyi de azdırıyor, ne yazık ki”

MA/İSTANBUL 

Yazarın diğer yazıları

    None Found