Charlie’den sonra…

Fransa Gündemi

Fransa’da Charlie Hebdo saldırısından sonra yeni bir süreci yaşıyor. Yoğun güvenlik önlemleri, sokakta tarihte görülmemiş sayıda polisiye ve askeri tedbirler, yol kontrolleri, metrolarda duvar diplerine dizilen Mağripliler, Afrikalılar ve Ortadoğulular…  Tarih Fransa için artık Charlie’den önce ve sonra diye ikiye ayrılıyor!
Ulusal birlik mesajları, "teröre karşı topyekün savaş" hali, anti semitizm, İslamafobi, radikalizm, hoşgörü, laiklik vb. kavramlar ve bu kavramların etrafında aksiyonlar birbirini izleyip duruyor. "Ben Charlie değilim" deme cesaretinde bulunanların anında gözaltına alınıp cezai yaptırım uygulandığı sınırlarda özgürlükler sorunu tartışılıp durdu. "Ben Charlie’yim" diyen solun büyük çoğunluğu ise laiklikte ısrarın önemine vurgu yaparken, hükümeti ve sağın birçok yelpazesini bu süreçte İslamafobi’yi provoke eden bir politika izlemekle suçluyor. Tüm yaşananların nereye evrileceği hala soru işaretleriyle dolu olsa da Fransa’nın artık eski Fransa olmayacağı açık!
Son iki hafta içerisinde çok sayıda Yahudi mekanı ve Müslümanlara ait işyeri, dini mekan tahrip edildi. Cumhurbaşkanı François Hollande, "İslam karşıtlığına da tıpkı anti semitizm gibi tepki gösterilmeli ve cezai yaptırım uygulanmalı" diyor. Bunun Cuhmurbaşkanı tarafından dillendirilmesi uygulamanın da aynı olacağını göstermiyor. Paris’te 24 saati sokakta geçirince, bu gerçekliği daha iyi anlayacaksınız. Ancak ben size bir anekdotla durumu biraz izah etmeye çalışayım: Metro kapıları açılıyor. Metro yolcuları arasında eskiye oranla yabancılara dönük reaksiyonlar dikkat çekici. Örneğin göçmenler korku dolu gözlerle en ince ayrıntıya kadar izleniyor. Bunun sonraki aşaması ise adım başı sıklaşan polis kontrolleri. Uygulama sırasında polisin göçmenlere yönelik tavrı da tıpkı bir metronun kapısından içeriye giren ‘kara kafalılara’ gösterilen ayrımı hatırlatıyor.
Tarihin ‘kara kafalılar’ından sayılan halkların üyelerinden biriysen eğer anında bir şüphe gerekmeksizin üstün aranabiliyor. Polisin uygulamaları, ayrımcı tutumlar, yaşanan saldırının Fransa’daki İslam kökenli tüm topluma fatura edilmesi, tepkileri de büyütüyor.
Hollande, Charlie Hebdo saldırısı ve sonrasındaki saldırıların ardından tüm dünyanın yanı sıra Arap dünyasından da destek gördüklerini, Halep’ten bile "Je suis Charlie" (Ben Charlie’yim) paylaşımları yapıldığını her fırsatta hatırlatsa da Fransa’da İslamafobi giderek yaygınlaşıyor. Polisin uygulamaları da bu ayrımcılığın en üst düzeyi olarak kendini ortaya koyuyor.
Polis sokaklarda terör estirmeye devam ederken Başbakan Manuel Valls, hükümetin ‘terörle mücadeleyi’ daha etkin hale getirme adına yeni bir dizi yasal önlem aldığını açıkladı.
Başbakan Manuel Valls, ‘terörle’ daha etkin mücadele amacıyla 2 bin 680 yeni kadro açılacağını belirtirken, bunlardan 1100’ünün istihbarat teşkilatlarına tahsis edileceğini ifade etti. Adalet Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nda da ‘terörle mücadele’ uzmanlarının istihdam edilmesi için planlanan yeni kadroların, ‘terörizme karşı’ uzun savaşta rol alacakları belirtiliyor. Tüm bunların yanında Fransız hükümeti ‘terörle mücadeleye’ ayrılan bütçeyi de artırma kararı aldı. Gelecek üç yıl içerisinde söz konusu kuruluşlara ek 425 milyon Euro ek bütçe ayrılacak. Yeni bir yasası ile istihbarat teşkilatlarının yetkileri de genişletilecek.
Sözkonusu yasal düzenlemeler içerisinde, radikal İslamcı zanlıların kayıt altına alınacağı bir veritabanı oluşturulması da var. Diğer taraftan radikal İslamcı tutukluların hapishanede örgütlenmesini önlemek amacıyla, hapishanelerdeki tutuklular daha yakından izlenecek. Uçak yolcularının verilerinin kayıt altına alınması, internetin daha sıkı şekilde kontrol edilmesi ve DAİŞ’le bağlantılı olduğu düşünülen Suriye ve Irak’ta savaşmış kişilerin kontrol altında tutulması da önlemler arasında yer alıyor.
Adı "teröre karşı savaş!" olarak konulan Charlie Hebdo saldırısından sonraki sürecin maliyeti önümüzdeki günlerde hükümetin en büyük sorunlarından biri haline gelecek gibi gözüküyor. Diğer taraftan Fransa tarihinde görülmemiş polisiye ve güvenlik önlemleri, sokaktaki tansiyonu giderek yükselteceğe benziyor.

Yazarın diğer yazıları