CHP: Devletlere barış Rojava halkına savaş

CHP, “Suriye’de Barışa Açılan Kapı” adlı konferansıyla savaş-barış konusunda açmazını yeniden sergiledi.

Konferansın içeriksel ana fikri, Suriye devletiyle barış ama Rojava ve Kuzey Suriye Federasyonu halklarıyla savaş. Konferansın sonuç bildirisinde birincisi vurgulanırken, ikincisi doğrudan sonuç bildirgesine konmadan Kılıçdaroğlu tarafından hem Konferans’ta hem de Meclis’teki grup konuşmasında vurgulanarak ifade edildi:

“Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Suriye toprakları üzerinde sürdürdüğü terörle mücadelenin meşruluğuna inanıyoruz. Ancak terörle mücadelenin Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilerek ve doğrudan Şam yönetimiyle ilişki kurularak sürdürülmesinin en doğru yol olduğu inancındayız” (www.chp.org.tr, 28.09.19)

Konferansın sonuç bildirgesinde de, Rojava ve Kuzey Suriye işgali yokmuş gibi davranılarak yalnızca Suriye rejimini devirmek için diktatörün işgalci savaşçı saldırganlığı utangaç eleştiriye tabi tutulmuş

“Türkiye’nin Suriye sahasındaki askeri varlığının kontrollü biçimde azaltılması”(Sonuç Bildirisi, sendika63.org, 30.09.19) önerilmiş. Diktatörün işgalci güçlerinin radikal biçimde hemen çekilmesinden kaçınılmış.

Konferansın diğer konu başlıkları üzerine söylenenler gerçekte bu iki temel görüşün dolgu maddeleri.

Konferans’ta değişik görüşlere sahip kişilerin konuşturulması, bu iki temel görüşü kabul edilebilir kılmanın vitrini olarak tasarlanmıştı. Fakat Kürt düşmanlığı CHP’nin vitrini barışla süslemeye bile tahammülsüzlüğünü açığa çıkardı. Fehim Taştekin’in bağlanarak yaptığı konuşmayı keserek Kürtlerle barış istemediğini ortaya koydu.

Konferansa başından itibaren Rojava halklarına siyasi ambargo koyarak dıştalaması zaten Kürtlerle barış istemediğinin fazlasıyla kanıtıydı. Vitrin bu gerçeği örtmeye yetmezdi, yetmedi de.

ABD-Rusya arasındaki çelişkilerden yararlanarak savaş bataklığına batmayı eleştiren Konferans ve Kılıçdaroğlu, sanki Efrîn de işgal altında değilmiş ve Rojava-Kuzey Suriye’de savaş ve işgal bataklık değilmiş gibi, “Türkiye’nin ..Suriye toprakları üzerinde sürdürdüğü terörle mücadele… meşru” diyebiliyor. Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna işgali ve savaşı genişletmesini cesaretlendiriyor.

Tutarlı demokratlar, devrimciler ve barışsever halklar, Erdoğan’ın Suriye gerici içsavaşını örgütlemesine de, Suriye’de işgalci savaşına da, işgalini Rojava-Kuzey Suriye’nin tümüne yaymasına da sonuna kadar karşı çıkarlar.

Başka bir ülkenin topraklarını işgal etmek, emperyal yayılmacılık ve sömürgeciliktir. Yönetimini devirmek ve işbirlikçilerini iktidara getirmek için savaş tutuşturmak sömürgeciliktir.

Rojava ve Kuzey Suriye halklarının yurdunu, hangi bahaneyle olursa olsun, işgal etmek, nüfus değiştirmek/koloni yerleştirmek de emperyal yayılmacılık ve sömürgeciliktir.

Kılıçdaroğlu, Konferans ve CHP, birincisine utangaç da olsa karşı çıkarken, ikincisini destekliyor. 180 derece karşıt iki politikayı savunmuş oluyor. Anlaşılan, CHP, işgalci-sömürgeci diktatörün, savaşla aynı zamanda ‘Millet İttifakı’nı yanına çekerek eritmeye ve savaş sıkıyönetimiyle halkların direnişini ezerek diktatörlüğünü sağlamlaştırmaya çalışacağını ya anlamıyor, ya da buna rağmen bilinçlice şovenist destek veriyor.

Konferans Anayasa Komitesi için “Ankara’da yapılan Üçlü Zirve’de bu bakımdan kaydedilen ilerleme not edilmiş” diyerek destek sunuyor.

Rojava ve Kuzey Suriye halklarını kapsamayıp yoksayan, Erdoğan’ın gerici savaşçılarını ve Esad’ı temsilcilerini kapsayan, işgalci devletleri garantörlüğündeki Anayasa Komitesi ne iyidir, ne de barış sağlar. Olsa olsa diktatörün İdlib’de çetelerinin gemini çekip, rejimle ve kendi çeteleriyle birlikte Fırat’ın doğusuna savaş açmasına yol açar. CHP’nin de desteklediği politika budur.

Konferans “kalıcı bir barış” için sözümona “Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ın öncelikle başlatacak”ları “…Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT)” öneriyor. (sendika63.org,30.09.2019)

Oysa bu devletlerin işbirliği -gerçekleştiği ölçüde- halkların hak ve özgürlükler mücadelesini, Rojava ve Kürdistan devrimini daha kolayca ezmesine yarayacaktır.

Özet olarak, Konferans ve CHP’nin önerdiği, gerici diktatörlüklere barış, halkların hak ve özgürlükler mücadelesine, Rojava devrimine savaş öneriyor.

Emekçi soldan CHP ve Konferans’a övgüler CHP’ye faşizmi yenme beklentisi nedeniyle olsa gerek.

Halkların ve Kürdistan devriminin çıkarı, halklara barış, diktatörlüklere, işgalcilere ve emperyalistlere karşı savaş olmalı.

Yazarın diğer yazıları