CHP: Son pişmalık mı, gösteri mi?

Erdoğan faşizmi yolunu kan ve gözyaşıyla “temizlerken”, anayasasını da hazırlıyor. 

Erdoğan faşizminin ilerlemesi karşısında, Kürt Özgürlük Hareketi ve devrimci, demokratik, ilerici güçler direnerek ağır bedelleri göğüslüyorlar.

 Direniş en sert biçiminden daha barışçıl biçimlere uzanıyor. Direnişe rağmen, diktatörü alaşağı edecek güç ve örgütlülük yetersizliği, halk kitlelerinde bir düzeyde karamsarlığın oluşmasını engelleyemedi. Diktatöre karşı CHP’nin parlamenter “mücadelesi”ne beklentiyle bakma eğilimi oluştu. 

CHP de bunu hedefleyerek tabanını korumaya çalışıyor. 

Kılıçdaroğlu ve CHP’li vekiller, “bizi seyredin ne yapacağımızı göreceksiniz” mealinde sözler ettiler. Parlamento’da Erdoğan’ın diktatörlüğe yasal elbise giydirme pervasızlığına karşı basbayağı söz ve fizik kavgasını göze aldılar. AYM’ye başvuracaklarını söylediler. Dahası “ayaktayız” gösterisiyle, hergün belirli saatte ayağa kalkma eylemlerine bile bazı vekilleri katıldı. Daha ne yapsınlar fikrini yaratmak için yoğun bir çaba sarfettiler.

Bu CHP’nin, göstermeye çalıştığının aksine, son pişmanlıkla çırpındığı parlamenter bir çaba bile değildi. Bazı vekiller bu duyguyla hareket etmiş olabilir. Ama CHP yönetimi ve vekillerin çoğunluğu-buna özellikle Baykal da dahil- ihtiyaç duydukları gösteriyi oynadılar. Sözümona “uzlaşmaz” mücadelenin içinde diktatörün yamağı Binali’yle çay sohbeti veya Erdoğan’ın gardiyanı Bozdağ’la elele tutuşmaları bile bu “uzlaşmazlık” komedisini deşifre ediyordu. Dahası HDP’li vekil Garo Paylan’a ceza veren imzacılardan olması CHP’nin gösteri sahnelediğini kanıtlıyor. 

Geçen bir buçuk yıllık süreçte, Erdoğan faşizminin işini kolaylaştırdıktan, ona rejimini kanla inşa etmede koltuk değnekliği yaptıktan sonra, CHP, Parlamento’da yapacağı gösterinin engelleyici işlevi olmayacağını bilir. 

Erdoğan’ın Kürdistan’da soykırımcı, Türkiye’de bütün demokratik güçlere tasfiyeci saldırısını başlatırken sessizce onayladı. “Şehit kaçınılmazdır” utangaç kutsamasıyla Cerablus savaşını fikren onayladığını kamuoyuna yansıttı. OHAL’den önce de savaş tezkeresine oy vermişti. HDP’li vekiller, Erdoğan’ın parlamento darbesiyle hapse atılırken CHP, referanduma kalmadan kotarılması için cellada yardımcı oldu, eksik evet oylarının tamamlanmasını sağladı. Bugün çok lafını ettiği referandumda hayır oyu, eğer CHP Erdoğan’a yardım etmeseydi, o zaman gündeme gelir ve görece elverişli koşullarda halklarımız kendi gücünü anlama ve özgüvenini geliştirme imkanı bulurdu. 

Erdoğan, Amed, Suruç, 10 Ekim Ankara katliamlarını gerçekleştirirken, CHP parlamentarist bir parti olarak bile, katliamlara, Parlamentoda ve alanlarda barışçı çabalar sarfetseydi, Erdoğan bugün savaş suçları işler, devrimcileri katleder ve demokratik güçleri hapsederken zorlanırdı.

Erdoğan 7 Haziran seçimlerini darbeci tarzda tasfiye ederken, yaptığıyla gayrimeşru iktidar olduğunu ilan etmek gerekirken, Halep savaşının ateşli amigosu Baykal Saray’a koşarak Erdoğan’a moral verdi, Kılıçdaroğlu ise Davutoğlu’nun Hükümet egzersizi gösterisini aylar boyunca sürdürerek, diktatörün yeni seçim kararı için gerekli sürenin dolmasına ortak oldu. 

Darbeden sonra, Kılıçdaroğlu, partisel mitinglerine son vererek Yenikapı Milliyetçi Cephesi’ne koştu. Kürtler karşısında soykırıma çıkan devletin militarist güçleri iç dalaşla parçalanmıştı, toparlansın diye yaptı. Devlet ve egemenlerin sömürgeci çıkarı için partisel çıkarından bile vazgeçti. 

Hızını alamadı, O’nunla ittifak beklentisindekilerin tersi yönde “Türkiye’yi böldürtmeyeceğiz” mitingleri düzenleyerek, diktatörlüğe değil demokrasi isteğine karşı konumlandı. 

Erdoğan darbeyi kullanarak, politik islamcı faşizmi inşayı, OHAL ve KHK’lerle hızlandırırken, CHP ilk OHAL ilanı kararına Parlamentoda onay verdi. Şimdi yeni ayıkmış gibi Kılıçdaroğlu, “asıl darbe 20 Temmuz’da OHAL ilanıyla yapıldı” lafı ediyor. 

Kılıçdaroğlu, “teröre karşı mücadele için ne istiyorsan vermeye hazırız” diye diktatöre sesleniyor. OHAL ve KHK en acil olarak “teröristlik”le yaftaladıkları devrimci harekete, demokratik güçlere ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne devlet terörü uygulamada işe yarıyor. Erdoğan da bunu seve seve yapıyor ve yeni bir faşizmi inşa etmede hızlanıyor. Gazetecilere TMY adı verilen devlet terörü yasasını en saldırganca uygulayarak “müebbet” zindan cezası kesiyor. 

Erdoğan faşizmine bu suç ortaklığını yaptıktan sonra, CHP, tabanında yitirdiği inandırıcılığını yeniden restore etmek için Parlementoda gösteriye ihtiyaç duydu. CHP, Erdoğan faşizmine karşı işe yaramayacağını ama zahmetsizce tabanında kendisine yönelik iade-i itibar kazandıracağı bilinciyle Parlamentoda faşizmin anayasasına karşı bu gösteriyi yaptı.Devrimci hareket ve demokratik güçler, ağır bedelleri göze alarak direnişi sürdürecek ve Erdoğan faşizminin anayasasına karşı karşı “hayır”lı bir halk hareketi geliştirecek. 

Geçen süreçte CHP’yle ittifak beklentisi içinde olanlar, CHP’nin bu oyununa suç ortağı olarak, CHP yörüngesindeki emekçi ve özellikle Alevi yoksulların devrimci demokratik direnişe gelmesinde tereddüt yarattılar. Oysa görev Erdoğan faşizmine suç ortaklığı yapan CHP yönetimini tecrit kararlılığıyla Erdoğan faşizmine karşı mücadeleci direnişi örgütlemektir. 

Yazarın diğer yazıları