CHP tartışmaları ve demokrasi mücadelesi

Rahmi Turan’ın sonradan yılan hikayesine dönen haberinden sonra Türkiye’de şu sıralar herkes CHP’yi konuşuyor. AKP medyası buradan Muarrem İnce’ye bir mağduriyet çıkarma telaşında; mümkünse zaten sorunlu olan CHP’nin iç bütünlüğü bozulsun, parti örgütü çalışamasın istiyorlar.

İyi çalışan bir parti örgütünün nelere yapabileceği İstanbul seçimlerinde yaşanarak görüldü. İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu öne çıktı ama; hikayenin gerçek kahramanı hiç kuşkusuz bütün CHP örgütünü seferber etmeyi başarmış olan Canan Kaftancıoğlu ve ekibidir.

O dönem çok iyi bir çalışma yürüten HDP örgütü de 7 Haziran seçimlerinde partinin oylarını yüzde 14’lere çıkarmayı başarmıştı ve hiç kuşkusuz partinin oyları yukarı doğru bir eğilim gösteriyordu. Bundan dolayı Erdoğan’ın kontrolündeki devlet aygıtı bütün gücüyle HDP örgütünü hedef aldı.

AKP-MHP devleti her gün yeni tutuklamalarla parti örgütünün morali bozulmaya, çalışanları tedirgin etmeye çalıştı. Sadece parti çalışanları ile yetinmeyen devlet kayyum atamalarıyla seçmene “sizin verdiğiniz oyun bir önemi yok, biz şehri kimi istiyorsak onunla yönetiriz!” diyor. Devlet, bir yandan tutuklamalarla parti örgütünü çalışamaz hale getirmeye çalışırken, diğer yandan da kayyumlarla seçmenin iradesini kırmak, partisi ile bağını koparmak istiyor.

HDP örgütüne yapılan operasyonun başka bir biçimi şimdilerde CHP’ye yapılmaya çalışılıyor. Erdoğan’ı iyi işleyen bir CHP örgütü çok tedirgin ediyor; Canan Kaftancıoğlu’na karşı yapılan saldırıların ve hiç kimseyi ikna etmeyen mahkumiyet kararının arkasında bu tedirginlik var. CHP’de yeni kuşak politikacılar arasında azımsanmayacak kadar Kaftancıoğlu gibi AKP’den bıkmış ve AKP’nin ne pahasına olursa olsun gitmesi gerektiğine inanan bir kesim var.

Çok uzun bir süredir Türkiye’nin bir CHP meselesi olduğu bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Soldan insanlar CHP’yi “böyle solculuk mu olur’” sağdan insanlar “Atatürk’ün partisi böyle mi olur?” diye eleştiriyorlar. Yani aslında herkesin bir kendi CHP’si var ve bu CHP tam olarak var olan gerçek CHP ile uyumlu değil!

CHP’yi ülkede yaşanan meselelere verdiği tepkiler üzerinden değerlendirirsek asla solcu bir parti olarak değerlendiremeyiz; ülke içi devlet şiddetini tırmandıran “dokunulmazlıkların kaldırılması” gibi çok kritik meselelerde CHP her zaman iktidarın yanında oluyor.

Dışarıda bölge barışını bozacağı daha en baştan belli olan bütün operasyonlara CHP mecliste onay veriyor, hatta aktif destek oluyor. İktidarın başta Kürtler olmak üzere bazı toplum kesimlerini ötekileştirme sürecine karşı ortaya güçlü bir itiraz koymadığı gibi; tam tersine yardımcı oluyor.

CHP’nin ‘solcu bir parti’ olmakla bağdaşmayan daha birçok yönünü burada ortaya koyabiliriz; fakat bütün bunlar bu ülkede bir CHP realitesi olduğunu ortadan kaldırmaz. Reel olarak tespit ettiğimiz bütün bu zaafları içinde barındıran bir CHP var; fakat bir de ona oy veren, CHP’den beklentisi olan çevreler var. Onlar sadece varolan CHP’ye oy vermiyorlar, biraz da gönüllerinden geçen CHP’ye oy veriyorlar.

Gerçek CHP ile CHP tabanının bire bir örtüştüğünü söyleyemeyiz; CHP tabanında mevcut tespit ettiğimiz CHP’nin bile sağında; devletçi, ulusalcı/ırkçı bir çevrenin olduğu herkes tarafından biliniyor. Bunlar daha çok beyaz orta sınıf Türklerden oluşuyor.

Bu çevre kendileri dışında kalan bütün çevreleri küçümsüyor, kendilerini bu ülkenin diğer insanlarından ayırmaya çalışıyorlar. Bunlara göre devletin gerçek sahibi kendileri; geri kalanlar da onlara hizmet etmekle yükümlü diğer toplum kesimleri.

Eskiden bu çevrenin devletteki en büyük dayanağı Türk Ordusuydu; Orduya dayanarak yarattıkları vesayet kurumları üzerinden seçme seçilme zahmetine katlanmadan ülkedeki bütün kurumlarda etkili oluyorlardı. Biraz İYİ Parti’de, biraz MHP’de, fakat asıl olarak CHP içerisinde örgütlenmiş bu kesimlerin en büyük rüyası Türk Ordusunun yeniden ülkenin en büyük gücü olması…

Fakat ulusalcılar dışında CHP seçmeninde partinin yukarda saydığımız sorunlu tutumları ile hem fikir olmayan, Erdoğan faşizminden kurtulmak isteyen güçlü bir eğilim var ve bu insanlar bir taraftan da HDP’yi dikkatle takip ediyorlar.

Bizim burada ikili bir yaklaşımımız olmalı; bir yandan CHP’nin bir türlü sol olmayan siyasetini eleştirmeli, diğer yandan hala demokrasiye ve barışa inanan CHP tabanındaki insanlarla olan bağlarımızı kuvvetlendirmeli onları faşizmin insafına terk etmemeliyiz…

Yazarın diğer yazıları