CHP’nin cesaret alacağı gelişmeler

AKP-MHP iktidarına son verecek büyük bir potansiyel açığa çıkmıştır ve bu da onları fena halde korkutmuştur. Tutuklu analarının ve HDP vekillerinin darp edilmesinden belediyelerin hedef haline getirilmesine, CHP liderine linç girişiminden çocuklara tecavüz edilmesine dek bir dizi kirli eylem planını devreye koymuş bulunuyorlar. Hiç akla gelmeyecek kirli-özel harp merkezli yeni saldırılarla; çetelerle, tecavüzcülerle, halkın kanını emen hırsızlarla “Türkiye İttifakı” kurarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.

HDP buna karşı önemli bir çağrıda bulunmuş, alternatif olabilecek gerçek çözümü işaret etmiştir: Demokrasi İttifakı!

Kanarya halkının tecavüz çetelerine karşı ittifakı ve eylemini kutluyoruz. Demokratik ittifakları ve kararlı duruşları örnektir ve CHP bundan cesaret alabilir.

HDP’nin çağrısına CHP’nin vereceği yanıt İyi Parti ile yaptığı ittifak gibi olmayabilir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Önemli olan doğru siyasi tutumun sahibi olmaktır. Demokrasi İttifakı Partiler arası ittifakla sınırlı bir olay olarak görülmemelidir. CHP veya diğer partilerin, olaylar ve gelişmeler karşısındaki tutumu demokrasi cephesinde yer alıp almadıklarını göstermeye yeter. Bu tutum güçlü olursa AKP-MHP iktidardan düşer. Tutum nedir? Önemli olan budur.

Tekrar ve ısrarla sormak gerekir: Kürt Analarının linç edilmesine, yerlerde sürüklenmesine, vahşice darp edilmesine CHP ne diyor? Tecrit ve buna karşı binlerin geliştirdiği açlık grevlerine ve ölüm oruçlarına CHP ne diyor? Ülkenin Ana muhalefet partisi olan CHP bu soruları cevaplamaktan kaçamaz.

Fakat CHP adına konuşan birçok sözcü tam da Erdoğan-Bahçeli’nin istediği gibi milliyetçi söylemlere sarılıyor, negatif bir dille Habur sürecini, İmralı görüşmelerini örnek göstererek, hükümetle milliyetçilik yarışına girerek cevap veriyor. Oysa bu süreçlerin doğru olduğunu, bugün yapılanların yanlış olduğunu rahatlıkla savunabilir ve toplumda büyük bir karşılığı olduğunu da görebilirler.

Avrupa Birliği (AB) bu konuda biraz cesaret verebilir belki. AB’nin birçok kurumu PKK hakkındaki “terör” suçlamalarını kaldırdı. PKK hakkında bu kararı alan Avrupa kurumlarının onun mutlak tecrit altındaki lideri hakkında da karar alması ve tecride son verilmesini sağlaması gerekir. Tutarlılık bunu gerektirir. Bu tutarlılığı AB’den önce CHP göstermelidir.

AKP-MHP içte-dışta herkesi bıktırmış durumdadır. Uluslararası toplum artık bu hükümetle iş yapmak istemiyor. CHP bundan cesaret alabilir.

CHP’nin sadece risksiz sularda kulaç atmasıyla diktatörlüğe karşı olduğunu söylemesi yeterli bir tutarlılık oluşturmuyor. CHP tutarlı olmak için insiyatif almak ve risk üstlenmek zorundadır.

Tutuklu yakınları hapishane önlerinde ve sokaklarda direniyor. CHP bu onurlu ailelerden cesaret alabilir. 15 Devrimci tutsak ölüm orucuna girmiş durumdadır. CHP büyük bir cesaretle onların tamamen hukuk çerçevesinde olan taleplerini savunabilir.

51 Nobel ödüllü isim Türkiye’ye “tecride son verin, Öcalan’ı serbest bırakın” çağrısında bulundu. Dinsel, toplumsal birçok kurum vicdanlarının sesini dinledi, tecride karşı tavır aldı. CHP onlardan cesaret alabilir. Ve nihayetinde Ankara-İstanbul’un kazanılmasından cesaret alabilir CHP. Değişim isteyen ilerici tabandan büyük bir cesaret alabilir.

Gelişmelerden cesaret ve insiyatif alırsa CHP, ülkenin barış ve huzurunun sorumluluğunu yüklenmiş olacaktır.

Sorumluluk altına girmek demek Kürt sorununun çözümüne yaklaşmak, tecridin derhal son bulmasını sağlamak demektir. Barış ve huzurun başka yolu yok! Fakat CHP bunlara yanaşmadan nasıl alternatif olacak? Ana Muhalefet olma iddiasını ne zaman hükümet olma iddiası düzeyine çıkaracak? Bu konularda CHP’nin tavrı ilelebet belirsiz kalamaz; dolaylı-dolaysız tavrını HDP’nin çağrısından yana netleştirdiği gün demokrasinin zaferini ilan edeceği gün olacaktır. Biraz cesaret!

Kokuşmuş hükümet çöküştedir. Cesaretle iş yapmak ve sonuç alıncaya dek gevşetmemek gerekir.

Bu arada HDP doğru yoldadır!

Sizi dinlemediklerinde, elinizi tutmadıklarında, kötülediklerinde, saldırdıklarında doğru yoldasınızdır!

Uzun söze gerek yok. Hayyam’ın bir dörtlüğü durumu anlatmaya yeter:

“Dünya üç beş bilgisizin elinde

Onlarca her bilgi kendilerinde

Üzülme, eşek eşeği beğenir

Hayır var sana kötü demelerinde…”

Yazarın diğer yazıları