CHP’nin günahları ve yürüyüşü

Pek beklenmeyen bir an’da CHP lideri Kılıçdaroğlu “Adalet Yürüyüşü” başlattı.

16 Nisan referandumu gayrimeşru ve hileliydi. Ama Kılıçdaroğlu ‘herkes eve gidip uyusun’ talimatıyla kitle protestosunun büyümesini önlemişti. Sonradan ‘o gece AKP’liler silahlıydı, risk göze alınamazdı’ demagojisiyle, bu günahını haklı kılmaya çalışmıştı.

Fakat, Erdoğan’nın Saray diktatörlüğü, CHP’li vekil Berberoğlu’nu da cezalandırıp hapse atınca, Kılıçdaroğlu ‘Adalet Yürüyüşü’nü başlatmak zorunda kaldı

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın CHP’ye de devlet terörüyle saldıracağını yeni gördü. Veya bunu ‘devlet çıkarı’ için tolere ederken, Erdoğan-Bahçeli-Ergenekon devletinin zaten CHP’yi kapsamadığını yeni farketti.

Oysa, 16 Nisan’a kadar, Kürt ve devrimci düşmanlığı üzerine diktatör Erdoğan’la uzlaşmış, hatta işbirliği yapmıştı. Erdoğan’ın yönettiği katliamlar zincirine, Amed, Suruç, 10 Ekim Ankara katliamlarına önemli bir tepki vermemiş. Kürdistan ilçeleri ve insanı tank ve toplarla imha edilirken sessiz kalarak destek vermişti. Yenikapı mitingine katılarak ‘milliyetçi cephe’yi kutsamıştı. Erdoğan faşizmi HDP Eşbaşkanları ve vekillerini hapsetmek için dokunulmazlıklarını kaldırırken, Erdoğan’ın askeri şefi ve emireri H. Akar’dan brifing aldıktan sonra “anayasaya aykırı ama evet demek zorundayız” suç ortaklığını itiraf etmişti.

Ağustos 2016’da başlayan Cerablus işgaline, birgün önce karşı sözler söylemiş ama 24 Ağustos’ta “‘Ülkemiz için büyük bir tehdit olan IŞİD terör örgütü ile mücadele etmek hepimizin görevidir. IŞİD’e karşı mücadele veren kahraman askerlerimizin sağ salim ülkemize dönmelerini diliyorum’ demişti. (Gerçek Gündem web sitesi). Rojava-Qereçox hava bombardımanını, eski Musul büyükelçisinin ağzından “geç bile kalmış bir harekat” sömürgeci/şovenist rekabetiyle savunmuştu.

Kılıçdaroğlu, ilk başta oy verdiği OHAL’i sonra karşı oy vererek ve Erdoğan diktatörlüğünün anayasal statü kazanmaması için 16 Nisan referandumunda Hayır’a çalışarak günahlarını hafifletmeye ve tabanını tutmaya çalıştı. Fakat burjuvazinin devlet kurucusu geçmişi, ulusalcı ve Demirelci kesimi kucaklama güncel çizgisi, MHP’yle zımni-resmi seçim ittifakları CHP’nin devlet çıkarını herşeyin üzerinde tutmasına kaçınılmaz olarak yolaçtı.

Ama Erdoğan’ın, yanına Bahçeli’yi önüne Ergenekoncu generallerin acil soykırımcı sözcüsü Perinçek’i alarak inşa etmekte olduğu yeni tipte faşizm, CHP için de denizin bittiğini acımasızca gösterdi.

Şimdi CHP kendini korumak ve tabanını tutmak için ani kararla Adelet Yürüyüşü başlattı. Bu yürüyüşte, Kürtler, devrimciler, demokratik güçler için sesini çıkarmazken, fakat yine de başlangıçta “adalet’i yalnızca kendimiz istemiyoruz” liberal lafzını etti. Ama fazla zaman geçmeden ulusalcı sembollerle bu lafzı değiştirdi.

CHP’nin bu niteliği ve misyonuna rağmen “adalet” talebiyle kitle mücadelesinin büyütülmesi iki şeye yol açar:

Birincisi, kitle hareketi CHP’nin ulusalcı ve faşizmle uzlaşıcı-işbirlikçi bariyerini aşar, antifaşist halk hareketine dönüşür. CHP tabanını eylemin çapına göre antifaşist yöne doğru çeker.

İkincisi, CHP’yle Erdoğan faşizmi arasında, karşıdevrimci uzlaşmayı/birliği çatlatır. Sertleşmeye doğru gidecek bir bölünmeye yol açar. Nitekim Çayeli’nde Erdoğan tetikçilerinin CHP’lilere saldırması, İzmir’deki tetikçilerinin Kılıçdaroğlu’nu öldürmekle tehdit etmesi, bunun ilk işaretidir. Ya da diktatörün “yürümen Hükümet’in lütfudur”, “yargı hakkında işlem yapabilir” tehditleri karşı devrim cephesindeki bölünmenin sertleşeceğinin belirtisidir. Bu, faşist sömürgeciliğe karşı mücadelenin daha fazla nefeslenmesine, bu durumdan yararlanarak kitle desteğini büyütmesine hizmet eder.

Devrimci hareket, kitle hareketini büyütme amacıyla, Erdoğan faşizminin zindanı en keyfice Kürt Özgürlük Hareketi ve devrimci harekete karşı kullandığı ve kullanacağı bilinciyle, “adelet” talebini, OHAL’e hayır talebini, İmralı ve F tiplerinin boşaltılması talebini, halk iradesini temsil eden vekillerimizin ve belediye başkanlarımızın gasp edilmiş görevlerinin geri verilmesi talebini yükselten kitle yürüyüşleri ve gösterileri yaygınlaştırmalıdır. Bunlar, HDP Eşbaşkanları ve vekillerinin, belediye başkanlarının olduğu hapishaneler önündeki mitinglere doğru yönlendirilmelidir.

Bu kitle yürüyüş ve gösterileri, büyük küçük kentler, kasabalar, mahalleleri kapsar ve halkın kolayca katılacağı biçimlerle yaygınlaştırılabilirse, Erdoğan faşizmine karşı büyüyen ve tüm haklı talepleriyle hoşnutsuzluğunu dışa vuracağı antifaşist halklar hareketi yükselebilir. Erdoğan faşizmi, bölgede yenilgi almış ve efendileriyle ilişkileri zedelenmişken, Kürtlerin silahlı hareketinin kahramanca direnişi karşısında zorlanırken, halkların faşizme karşı hareketinin büyütülmesiyle daha fazla sarsılmalıdır.

Yazarın diğer yazıları