CHP’nin kirli sicili

CHP adına, parlamentodaki bir tartışmaya katılan milletvekili Birgül Ayman Güler’in “Türk ulusuyla, Kürt milliyetini eşit, eşdeğer gösteremezsiniz” sözünün havaya savurduğu toz ile dumanın yoğunluğu devam ediyor. Irkçılığın, anayasa ile resmi görüş olduğu bir yerde, bu sözlerinden dolayı Güler, medyada haksızlığa uğruyor ve rejimin suçu omuzlarına yüklenip, tek başına ırkçılıktan suçlu bulunarak çarmıha geriliyor.

Çocuğun, çırılçıplak kalabalık karşısına çıkan krala “aaa, kral çıplak” demesi misali, yaşanan gereği iafede ediyor, sese dönüştürüyordu.
Kendisi de ırkçılık mağduru olan kadının söyledikleri gerçeğe ismini koymaktı. Başka bir şey değil.
Liberal Demokrat Yazarlar sitesinin okurlarından Ahmet Alpaydın, bu kadının gençliğinden söz ederken, “Kanada’da kendine Yunan derken gördüm” diye yazıyordu.
Ne derece doğru bilemiyorum, ama CHP tarihin kirli yollarında, kan içinde ilerliyor, Atatürk’ten sonraki liderleri de (İnönü Kürt, Ecevit anne tarafından Arap, baba tarafından Kürt, Baykal Çerkez, Kılıçdaroğlu Kürt) köklerini inkar edegeliyordu.
Çünkü CHP, İttihat ve Terakki’nin çocuğudur. Türk olmayan Türk ırkçılarının…
İttihat ve Terakki, içinde sivillerin de bulunduğu, Osmanlı’ya hizmet yemini etmiş subayları “derin” (yer altı) ögütüydü.  Örgüt ırkçılık üzere tekçi (ilkeleri) idi, ama son lider kadrosunda Türk yoktu.
Örgütün fikir babası, Osmanlı ordularını yöneten Alman subaylarıdır. Alman subayları da, “tekçiliği” kurtuluş, kurtuluşu da “demirin gücünde” arayıp bulan Otto von Bismarck ilkelerinin yetiştirmeleridir.
Bismarckçılığın ruh aşısıyla yetişen İttihatçıların B takımı, TC’de CHP’yi inşa ediyordu. Aynı tarihlerde, Almanya’da dost Nazi Partisi doğuyordu. (Atatürk ve arkadaşları İttihatçıların “B” ve “C” takımındandı. İçlerindeki “A” takımı “İzmir Suikasti” hikayesiyle yok edilmişti.)
Falih Rıfkı Atay’ın, yazdığına göre Hitler, 50. yaş gününü kutlamaya giden Türk heyetine Atatürk’ü överken, “onun iki öğrencisi var; birincisi Mussolini, ikincisi benim” diyordu. Kim kimden etkilenip, motive oldu ayrı konu ama, Hitler ile Atatürk rejiminin ilişkileri, eski deyimle mümemmendi. Hitler’i iktidara getiren Von Papen, Ankara’da elçiydi. Hitler’in subayları, Türk okullarında öğretmen, Avrupa’yı yakıp, yıkan silahlarının kromu, demiri de TC’dendi.
Nazi partisinin enkazı, liderin de Adolf Hitler’in mezarı yok, bugün. Televizyon kanalları ruhu hortlamasın ve yeniden insanlığı kırmasın diye, adeta önlem olarak, kanlı elinden kesintisiz örnekler veriyor.
TC’de CHP, hala rejimin ruhudur. CHP’nin faşizan altı oku, TC’nin doğrultusu, Atatürk ilke ve inkılapları adıyla Anayasanın dibacesi, temelidir.
“Türk tipi demokrasi” denilen “ucube” 1946 yılında, bu Anayasaya bağlılık üzere ve İtalyan faşizminden tercüme ceza yasalarının koruması altında kuruldu. O günden sonra doğan her siyasi parti ve su başlarını tutan her darbeci, ya da rakı içeni, içmeyeni (dinci) ile seçilmişler Atatürk ilkelerine bağlılık yemini etmek zorundadır. Mussolini’nin kanunları da günümüzde “Terörle Mücadale Yasası”dır.
Yalanı, riyayı bırakarak söylemek gerekiyorsa eğer, CHP Anayasa ve yasalarla hala devlet, devlet ve onu yaşatan bütün siyasal iktidarlar değişmezlik içinde CHP’dir.
TC’nin bu gerçeği tek. Farklı ve Kemalizme (Atatürkçülüğe) karşı olduğu iddia eden AKP yanıltıcı cila, boya, yalan, özü CHP’dir.
CHP’nin ise vicdanlarda insanlığa karşı işlenmiş suç dosyası kabarık, sabıkası derin, sicili Ermeni, Yunanlı (Rum), Kürt, Arap kanıyla kirlidir.
Bismarck, Germen ırkından olan krallıkları birleştirerek “tekliğe” dayalı Alman devletini kurmuştu. İttihatçılar ve onun devamı CHP “Müslüman olan herkes Türktür” narasıyla, olmayan Türklerden Türk devleti yaratmaya çabaladı. İlklerden bir ilk olarak, dinden ırk yaratma adına kan döktü. Yahudi Mois Kohen’in kurallarını yazdığı Kürt Ziya Gökalp’in geliştirdiği esaslarla, Müslüman olan herkes Türk, “bir Türk dünyaya bedel” ve üstelik “dünya mutlusu”ydu.
Bismarck’ın “demiri’ (kılıç) bütün dertlere  derman, yeni ırk yaratmada yoldu. Müslümanlığı, yani Türklüğü kabul etmeyen Yunanlılar (Rumlar), Bulgar, Arnavut ve Yahudiler darmadağın edildi. Canını seven kaçıp kurtuldu. Kürtler namlu ile ateş arasına sıkıştırıldı. Darağaçlarının gölgesi ile kızgın namlular arasında sesleri, seda ve kelimeleri, baştan başa kültürleri,  insan olarak var olmaları yasaklandı.
CHP’den sonra gelenler, onun ilkelerine yeminle bağlı kaldılar. Irkçı doğrultuyu aynen sürdürdüler.
Yasak ateş çemberinde, Kürtlerin kişiliğinde insanlığı yaktılar. Yangın hala yayılarak devam ediyor.
20 milyon Kürtle birlikte, diğer halkların çocukları okullarda “ne mutlu Türküm” diye bağırtılıp, var olmaları Türke armağan ediliyor.
Sokakta Kürtçe şarkı mırıldanan genç linç ediliyor. Anadilini, kimliğini, kişiliğini talep eden Kürt, giyim tarzı olan kefiye bağlayan terörist diye tutuklanıyor.
Dinci AKP, ırkçı ateşi besleyip harlamakla meşgul. Sokakta Kürtçe şarkı mırıldanan genç linç ediliyor. Anadilini, kimliğini, kişiliğini talep eden Kürt, giyim tarzı olan kefiye bağlayan terörist diye tutuklanıyor.
AKP, CHP’nin ırkçı yolunun yolcusu, inşa ettiği cehennemin bekçsi ama, Kürtleri kandırıp oylarını çalmaya, yağmalamaya çıktığında “insanlık bende” naraları atıyor, “Kürdün, Kürdüm demesini, dilini konuşmasını serbest ettim” diye övünüyor.
Irkçı rejimde insanlığımızın hallerine bakın ki siz, hayatlar kanun dahilindedir!..

Yazarın diğer yazıları