CHP’ye oy verip AKP’ye kaybettirmek: ‘Aynı nehirde ikinci defa yıkanılmaz’!

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bir grup gazeteciyle yaptığı toplantıda şu kepaze sözleri söyledi:

“Tezkereye “evet” dememiz doğru politikaydı. Biz, Saray hükümetinin bilmediği pek çok gerçeği biliyoruz. İdlib’de, Afrin’de sivil toplum örgütleri var ve bunların harcamalarının büyük bir kısmı AB tarafından fonlanıyor. Orada Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürüyorlar. Fotoğraflarını gördüm, bana bilgi verildi. Şimdi eğer askerlerimiz çekilseydi, bu hizmetlerin tamamı yok olacaktı. Biz oradaki Suriyelileri düşünmek zorundayız. Hatay Büyükşehir Belediyemiz o bölgeye düzenli içecek su götürüyor. Türk askeri çekildiği zaman ne olacak oraya? Oradaki insanlar da Türkiye’ye gelecekler. Çekilmenin Türkiye’ye maliyeti çok daha ağır olacaktır. Dolayısıyla askerlerin o bölgede kalmasının, hem bizim hem o bölgede yaşayan, özellikle kadın, çocuk, yaşlı insanlar için zorunlu olduğu gerçeğini gördük. O çerçevede kararımızı verdik.”

Neresinden başlamalı? İsterseniz “Biz, Saray hükümetinin bilmediği pek çok gerçeği biliyoruz” cümlesinden başlayalım.

“Saray hükümetinin bilmediği” hangi gerçeği biliyor? Okuyalım:

“İdlib’de, Afrin’de sivil toplum örgütleri var ve bunların harcamalarının büyük bir kısmı AB tarafından fonlanıyor.”

Siz İdlib’de ve Afrin’de işgalci Türk askerleriyle, şefleri QSD katkısıyla öldürülen DAİŞ ve türevi çeteler var sanıyordunuz değil mi? Öyle değilmiş: Sivil toplum örgütleri varmış. Siz Efrîn’de, İdlib’de Erdoğan’ın utanmadan itiraf ettiği gibi, Türk “kaymakamlarının”, “savcılarının”, “Jandarma ve polisinin”, “MİT’in” bulunduğunu düşünüyordunuz ve bunların harcamalarını da Türk devletinin karşıladığını düşünüyordunuz ya… Bu da yanlışmış. “Sivil toplum örgütü” gibi fedakarca çalışan bu askeri ve idari unsurların harcamaları, meğer AB tarafından fonlanıyormuş.

Kılıçdaroğlu utanmasa, Efrîn ve İdlib Türkiye olamasa da, AB’ye tam üye oldu, demokrasi ve refah içinde yüzüyor diyecek. Hatta diyor bile:

“(AB tarafından fonlanan sivil toplum örgütleri) Orada Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürüyorlar.”

Hem de “olağanüstü”…

Nereden biliyor? Yanıt gençlerin tabiriyle insanı “dumur” edecek türde:

“Fotoğraflarını gördüm, bana bilgi verildi.”

İyi de bu “müreffeh” Efrîn ve İdlib’de Türk askerinin işi ne? İnanmayacaksınız ama, Kılıçdaroğlu  bu “işin” “hayırseverlik olduğunu” iddia ediyor:

“Şimdi eğer askerlerimiz çekilseydi, bu hizmetlerin tamamı yok olacaktı. Biz oradaki Suriyelileri düşünmek zorundayız. Hatay Büyükşehir Belediyemiz o bölgeye düzenli içecek su götürüyor. Türk askeri çekildiği zaman ne olacak oraya?”

Elinin körü olacak!..

”Hatay Büyükşehir Belediyemiz o bölgeye düzenli içecek su götürüyormuş”, askerler çekildiğinde çoluk çocuk susuzluktan kırılacakmış… Sanırsın oradaki insanlar insan değil, çöl kaktüsü ya da çakır dikeni… Bugüne kadar emadan bir iki damlayla susuzluklarını giderirken, CHP’li belediye bunları suya “boğmuş”… Kılıçdaroğlu, özellikle Efrîn’de Türk devletinin Kürt halkını kendi topraklarından sürdüğünü, suda değil, kanda boğduğunu, yine gençlerin tabiriyle konuşayım “salağa yatarak” es geçmiş.

Ve utanmazlık diz boyu.

Sanırsın ki, TBMM’de “Türk ordusu İdlib’den ve Efrîn’den çekilsin mi, çekilmesin mi?” tezkeresi oylanmış da, CHP “çekilirse AB tarafından fonlanan sivil toplum örgütlerimiz halka hizmet, Belediyemiz içme suyu götüremez, binaanaleyh çekilmesin” demiş.

O tezkere yalnız İdlib ve Efrîn’deki işgalin devamı değil, asıl olarak Rojava’ya karşı savaş açma tezkeresiydi ve CHP bu savaşa destek verdi. Şimdi CHP destekli tezkereyle başlayan savaş, işgal, soykırım ve savaş suçları nedeniyle Türkiye dünyanın dört yanında lanetleniyor.

Zavallı Kılıçdaroğlu, bu deli saçması beyanatında ne Girê Spî’den ve ne de Serêkaniyê’den söz ediyor. Laiklik madrabazı, Rojava işgalinde “Mustafa Kemal’in askerleriyle” omuz omuza İslam Devleti “mücahidi” DAİŞ’lilerin kestiği kellelerden hiç de rahatsız görünmüyor.

Evet “takke düşmüş, kel görünmüş” diyeceğim de, bu “Cumhuriyetçi Kemallere” pek uygun düşmüyor: “Fötr şapka düşmüş kel görünmüş” ifadesi Kılıçdaroğlu’na daha çok yakışıyor.

CHP’li sıradan yurttaşları tenzih ederek konuşalım: CHP Ergenekon’un legal uzantısıdır, Saray’ın destekçisidir. Bir iki gün “içimiz yanarak tezkereye evet dedik” laflarıyla gizlenmeye çalışılan bu gerçek, şimdi şu utanç verici açıklamalarla gün gibi ortaya çıkmıştır.

Bu durumda legal Kürt siyaseti “ittifak stratejisini” herhalde gözden geçirecektir. Şu çok önemli: Yeni kurulacak olan partiler Kürt halkının bağımsız iradesiyle ilişki kurma yeteneğini gösterecek mi? “Sahte CHP muhalefetinin” yerini, sistemden kopmasalar da doldurabilecek mi?”

Kürtler en kötü durumda kendi yollarında yürür. Mesele Türklerin Kürtlerle “ortak bir yolda” yürüyüp yürümeyeceğidir.

Bunu zamanla göreceğiz.

Yazarın diğer yazıları