ÇKP 19. Kongresi: ‘Büyük ulus’ ‘güçlü devlet’

18-24 Ekim’de gerçekleştirilen ÇKP 19. Kongresi ihtişamlı geçti ve dünya çapında yankı yaptı. 

İhtişam ve yankı elbette Çin mali sermayesinin dünya çapında bir güç haline gelmeye başlamasından kaynaklanıyor. Çin mali-ekonomik gücüne bağlı olarak siyasi nüfuzunu artırmaya, askeri gücünü büyütmeye çalışıyor. 

Çin mali sermayesi, doğrudan dış yatırım lideri ABD’yle arasındaki açık farkı ancak 2047 gibi orta vadede kapatabilecek olsa da, yıllık doğrudan dış yatırım miktarını 170 milyar dolar, dış yatırım stokunu ise -2016 itibariyle- 1,3 trilyon dolar seviyesine çıkarabildi.(Pekin’in Mali Dış Politikası – K. Miller)

Yalnızca AB ülkelerindeki doğrudan yatırım stoku 100 milyar dolar. (A.Sever, Çin Sermayesinin İşleri)

Komşu pek çok ülkeyle ihracat-ithalatında aracı olarak Çin parası Renminbi kullanılıyor. 

Büyüyen mali-ekonomik kapitalist güç odağı olması nedeniyle, Obama döneminden başlayarak ABD, Çin’i ekonomik bakımdan çevreleme (Asean aracılığıyla) ve askeri bakımdan  kuşatma stratejisine, askeri yığınağı Ortadoğu’dan Doğu Asya’ya kaydırma politikasına geçti. 

Çin sermayesine karşı korumacılığı artırma ajitasyonuyla seçim kazanan Trump, Obama’dan devraldığı Çin’i kuşatma stratejisini daha da şiddetlendirdi. Tayvan’ın kutlama mesajına cevap vererek Çin’i kızdırması, Kore DHC’ne karşı savaş gerginlik ve hazırlığını tırmandırması, nükleer başlıklı füzeler de taşıyan iki uçak gemisini Çin karasularından geçirerek bölgeye vardırması, Güney Çin Denizi üzerine Çin’in hasmı olan devletleri desteklemesi, Japonya ve Güney Kore’yi savaş kışkırtıcılığına ortak etmesi, Çin’in uluslararası yasalara uymadığı suçlaması yapması ABD’nin Çin’i kuşatmayı şiddetlendirmesinin somut belirtileri.  

Çin ve Alman emperyalistleri, Trump’ın dış ticaret savaşını şiddetlendirmesine karşılık küresel sermaye akışının serbestliğini savundular. 

Merkel, ABD’yi kastederek “başkalarına tamamen güvendiğimiz zamanlar artık geride kaldı. Avrupa artık kendi kaderini kendi eline almalı” sözleriyle, Almanya’nın emperyalist güç odağı olma rüştünü ispatlayacağını dile getirdi. 

Çin, öncesinde Asya Altyapı Yatırım Bankası’yla, sonra Bir Kuşak Bir Yol projesiyle, siyasi-askeri alanda ise Şanghay İşbirliği Örgütü’yle cevap vermişti.

ABD’nin Suriye’deki savaşına karşı Rusya-İran blokunu Suriye’ye savaşta sağlık ve mali yardımla destekledi. Güney Çin Denizi kayalıklarına savaş gemisi gönderme ve asker bulundurmayla devam etti. Trump’ın Kore DHC’ne karşı savaşı tırmandırmaya, daha sakin davranmakla erken bir savaşı önleme politikası izlese de silahlanmasını hızlandırması, ABD’nin olası savaşına karşı hazırlanlanmaktan geri durmadığını gösteriyor.  

19.Kongre kararları şiddetlenen, rekabet ve artan yeni paylaşım savaşı tehlikesi koşullarında önem kazanıyor. 

Çin emperyalizmi, yeniden parti Genel Sekreteri seçilen Xi Jinping’in Kongredeki konuşma metnini önümüzdeki dönemin yol gösterici politikası olarak belirliyor. 

Birincisi, Jinping Düşüncesi’ni tüzüğe koymakla onu Deng seviyesinde tabulaştırıp lider istikrarı yoluyla iktidar istikrarı kazandırmaya çalışıyor. Dünya emperyalist kurtlarının rekabet sofrasında bu yolla güçlülüğünü korumak istiyor. 

İkincisi, mali-ekonomik alanda iki yirmi yıllık gelişme hedefinin birincisini modernleştirmeyi devam ettirmek, ikincisini ise teknik temeli yüksek gelişme olarak önüne koyuyor. Yüzyılın ikinci yarısında ABD’yi yakalayıp geçme hedefini tarif ediyor.  Devlet tekellerini bu büyümenin lokomotifi yapacağını Kongre‘de ilan ederek, dünya kapitalizminin varoluşsal bunalımı ve şiddetlenen şiddetlenen rekabet koşullarında avantajlı hale gelmeye çalışıyor. 

Üçüncüsü, gelir eşitsizliklerini azaltma, “piyasa sosyalizmi”, “bir devlet iki sistem” üzerine temellendirdiğini iddia ettiği “sosyalist Çin” hedeflediğini söyleyerek öncelikle içeriye hitap ediyor. Neo liberal politikaları acımasızca uygulayarak, hızlı kapitalist büyümeyi ucuz işgücüne ve çevreyi tahribe dayandırarak işçi ve emekçi köylülerde tepki ve hoşnutsuzluk yaratan ÇKP yönetimi bu söylemle tepkiyi azaltmak için  ideolojik demagojiye daha çok başvuracağını gösteriyor. Ayrıca bunu dünyada ABD karşısında hegemonya için kitle desteğini artırmada elverişli araç olarak kullanabilir de. 

Dördüncüsü, Kore DHC’ne yönelik ABD’nin tırmandırdığı savaş ihtimaline karşı açık söylem geliştirmeyerek erken savaş istemediğini gösteriyor. Fakat “Büyük Ulus”, “Güçlü Devlet” temel amacını ifade ederek, ABD’nin yol açmakta olduğu 3. emperyalist paylaşım savaşına kendi emperyalist çıkarları temelinde hazırlanmayı da tarif etmiş oluyor. Güçlü devlet tabii ki askeri bakımdan gelişkinlik demektir, Çin bu hedef doğrultusunda ilerleyeceğini ifade etmiş oluyor. 

1949’da devrimin zaferi, dev gibi bir halkı uyandırmıştı. 1970’li yıllarda başlayan kapitalist restorasyon, önce yavaş bir gelişmeyle sonra özellikle 1990’lar sonrası hızlanarak kapitalist bir devi uyandırdı, emperyalizmin kurtlar sofrasına soktu. 

ABD emperyalizminin emperyalist dünya hakimiyeti yerini “çok kutuplu” ifade edilen birçok emperyalist güç odağına terketmeye başlayor. Bu, halklarda “nefes alma” etkisi yaratırken, bilinç bulandırıyor. 

Oysa Çin kapitalizminin ABD emperyalizmi karşısında güç odağı olması, dünyanın ve emek gücünün talan edilmesinde kimin en kazançlı olacağı rekabetinden başka birşey değil. 

Oysa başta ABD, Almanya ve Çin proletaryası olmak üzere bütün dünya ezilenlerinin kurtuluşu, kapitalist emperyalizmin eski hakiminin de yeni güç odaklarının da yıkılmasıyla olanaklıdır. 

Yazarın diğer yazıları