Çocukların talebi

20 Eylül tüm dünyada iklim krizi karşısında acil önlemler alınmasını isteyen bir grup genç ve çocuğun öncülüğünde yapılan bir greve şahit olduğumuz gün. Dünyanın pek çok yerinde çok yaratıcı şekillerde hayatı durdurmaya çalışıyor çocuklar, kendi geleceklerini bizlerin kirlettiği bir dünyada kurmamak için. Yapılabilecek şeyler hem bireysel düzlemde hem de uluslararası boyutta o kadar çok ki. Bize yeni bir yaşam biçimine geçmemiz konusunda bir uyarı bu. Bu yaşam biçimi, dünyanın ekolojik tahribatına dur demenin, sadece tüketiciyi ilgilendiren boyutlarını içermiyor aslında. Dahası, ülkelerin enerji politikalarını ve hatta kapitalizmin en önemli sonucu ve sorunu olan aşırı üretimi tehdit ediyor.

Kapitalistler (devlet gücünü kullanarak), yaptıkları üretim için sadece ihtiyacı yaratmıyorlar zira, aynı zamanda emek-gücünü en yüksek sömürü koşullarında çalıştırmak için uygun bir insan kitlesini de yaratıyorlar. Ulaşım ve iletişim teknolojilerinin dünyanın pek çok noktasını birbirine çok yakınlaştırarak üretim maliyetlerini düşürmesinin, aynı zamanda gözetim ve savaş teknolojilerinin boyutları ile de ilgisi var. Mülk ve siyasi güç birikiminin, sömürü ve talansız gerçekleşmeyeceğinin gün gibi açık olduğu bir dünyada kapitalist birikimden bağımsız ele alınamayacağı ortada. Kapitalist dünyanın bugün ataerkil şiddetin üzerine kurulmuş olması gibi, doğanın insanın kar hırsıyla tahrip edildiği, ekonomik mücadelenin ve demokrasinin en gelişkin olduğu yerlerde bile gözle görülür durumda. Ekolojik bir hayat, kapitalist bir dünyada mümkün değilse de tahribatı biraz yavaşlatmak mümkün görünüyor.

Bugün dünyanın pek çok yerinde, uluslararası gıda şirketlerinin ürettiği tohumlar ile tarım yapılıyor. Bu tohumlar, yeniden üretilebilir değil. Her ekim döneminde satın alınması gerekiyor. Dahası, tohumlar telif ve patent yasalarınca serbestçe üretilebilir durumda değil. Bu sürecin en sert uygulandığı Güney Amerika’da bahçede tesadüfen yetişen bitkilerden dolayı küçük üreticilere ceza yağıyor. Sadece tohum, enerji, gübre ve sulama uğraşıları değil, iklim ve çölleşme nedeniyle de tarım bazı bölgelerde yapılamaz hale gelmiş.

Bu süreç iklim mültecilerini yaratıyor pek çok ülkede, ekonomik olarak geçimini sağlamak mümkün olmadığı için insanlar yerlerinden oluyorlar. Dahası, gıda endüstriyel hale geldikçe, her mevsim dünyanın her yerinden gelen gıdayı evimizden birkaç adımda ulaştığımız çok yüksek emek sömürüsünün bulunduğu süpermarketlerin raflarında buldukça, aslında geleceğimizi daha çok yok ediyoruz. Kapitalist üretimin, ihtiyacı yaratıp üretimi sürekli kıldığını şu örnekte bile görebiliyoruz aslında. Endüstriyelleşme doğanın kendini yenileme kapasitesini tahrip edip ve su kaynaklarını kirlettikçe, daha fazla endüstriyel üretim olan gıda ve suya ihtiyaç duyuyoruz. Daha düşük ücret ve çeşitlenmiş sömürü koşulları altında, daha ucuza elimize ulaşan ürünlerle karnımızı doyurup, yediğimiz ve içtiğimiz herşey ile bedenimizi/sağlığımızı daha çok riske atıyoruz, büyük bir şiddet normal hayatımızın parçası haline geliyor.

Çocukların yaptığı eylem, orta sınıfların köpürtülmüş gelecek endişelerinden çok farklı bir yerde, bir kıyamet hikayesi değil tartışılan. Yaşanan gelecekte iklim mültecileri olmamamız için çocukların yaptıkları bir uyarı. Bunca şiddetin arasında, Adana’da mültecilere ait işyerleri yağmalanırken; kayyumlar yoluyla iktidarın yerel darbeler yaparak talan düzenini sağlama alırken; kadınlar bin bir çeşit vahşetle öldürülürken, tüm yaşananların aynı kıyametin parçası olduğunu görmek zor değil.

Bugün barış ve demokraside ısrar etmek demek, tüm bu iktidar sahiplerinin kendi kârları, güçleri veya hırslarına bir tehdit. Bu açıdan her barış dediğimizde, insanın temel haklarını ve doğayı savunduğumuzda hain ilan edilmemiz, her türlü şiddete reva görülmemiz tam olarak bu yüzden. Çocuklar, yaşanır bir gelecek isterken bu yüzden oldukça radikal bir çıkışı işaret ediyorlar. Bizim coğrafyamızda çocuklar erken büyür derdik eskiden, yükselen sağ ve endüstrileşme tüm çocukları büyümek zorunda bırakmış belli ki, çocukları hafife almayın.

Yazarın diğer yazıları