Coğrafi Kürdistan kalbi Kürdistan

Mehmet Metiner, Muhsin Kızılkaya, Orhan Miroğlu. Üç siyasetçi, üç entelektüel, üç yazar. Mehmet Metiner ve Orhan Miroğlu legal Kürt siyasi hareketi geleneği içerisindeki partilerde genel başkan yardımcılığı yaptılar, milletvekili adayı olarak seçimlere katıldılar. 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kürt aydını Musa Anter’in yanında olan Miroğlu ağır yaralandı ve bir süre tedavi gördü. Miroğlu bağımsız milletvekili adayı olduğu 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri sırasında Mersin’deki seçmenlerine Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle mahkum oldu. 

Her üç “Kürt Entelektüeli” de Kürt basın geleneği içerisindeki yayın organlarında, devletin Kürtler üzerinde uyguladığı asimilasyon politikaları ve zulümlerle ilgili yazılar yazdılar. Metiner ve Miroğlu üniversitede Türk dili ve edebiyatı okumuş Kürtler olarak devletin Kürtçe üzerindeki asimilasyoncu uygulamalarını eleştirdiler, her ne kadar Kürtçe yazmasalar da Türkçe yazdıkları pek çok kitapta Kürtler, yaşadıkları sorunlar, Kürtler ve devlet ilişkileri üzerinde kafa yordular. Muhsin Kızılkaya Özgür Gündem gazetesinde aktif olarak çalıştı. “Ben hala anamın dilini kullanamıyorum”, “Bir Dil Niye Kanar” gibi direkt Kürt dili üzerindeki baskıları anlatan kitaplar yazdı. Yanı sıra Kürt sorunuyla ilgili pek çok kitabı Türkçe yazan bir ‘Kürt entelektüeli’ olarak okuyucularına sundu. 

Şimdi bu üç “mümtaz şahsiyet” ile ilgili bu uzun girişten sonra sadede gelelim. Şimdi bu üç şahsiyet nerede olduğuna bakalım. Kürt siyasi hareketine eleştiriler yönelttiler. Kürt siyasi geleneğindeki partilerden ve Kürt gazetecilik geleneğinden gelen gazetelerden ayrıldılar. Eyvallah. Bu son derece anlaşılabilir bir şey. Bir entelektüel olarak eleştiri hakları olduğu ve bir siyasi geleneğe, ideolojiye angaje olmayacaklarını hem kendileri söylediler hem de biz de bunun bir entelektüel olarak genel bir evrensel hak olduğunu teslim edebiliriz. Aynen böyle yapsalar, eleştirel mesafede durup bir pozisyon alsalar bu son derce anlaşılabilir bir şeydir. Peki şimdi bu zatı muhteremler neredeler. Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde yer alan, milletvekilliği yapan “Kürt kökenli entelektüeller!” olarak hayatlarını sürdürmektedirler. Muhsin Kızılkaya kısa dönem milletvekilliğinin ardından Cumhur Başkanının baş danışmanlığı göreviyle tavzif edildi. Miroğlu ve Metiner havuz medyasının bir gazetesinde birer köşeye sahipler. Bu köşelerinde ve çıktıkları televizyon programlarında AKP’nin ne kadar Kürt dostu olduğunu, Kürt siyasi geleneğinin ne kadar anti demokratik olduğu, Kürtlerden kopuk olduğu, asıl Kürt partisinin AKP olduğunu savunuyorlar. Hatta Feto cemaat kontenjanından bu tayfaya yakın duran Bejan Matur adlı Türkçe şiir yazan Kürt entelektüeli TRT 6, Kürtçe yayına başladığında annem oturup ağlamıştı. İlk defa kendi dilinde televizyon izliyordu” deyivermişti. Matur, bunu dediğinde, Kürtler on yıldır Med TV’den Roj TV’ye üç tane Kürtçe yayın yapan televizyon kurmuşlardı. Olsun, onlar bunu saymıyorlardı. Onlar devletin televizyonundan duyulacak Kürtçeyi Kürtçe yayıncılığın başlangıcı sayıyorlardı. 

Kızılkaya ünlü Kürt romancısı Mehmed Uzun’un bütün romanlarını Kürtçeden Türkçeye çevirerek hem Türklere “bakın Kürtlerin dili bir roman yazmaya yetecek kadar zengindir” diyerek sömürge kişiliğinin aşağılık duygusuyla kanayan yarasına bir yama atmış, hem de Kürtçe bilmeyen Kürtleri bu sürgünde cefa çeken Kürt yazarının eserleriyle Türkçede buluşturmuş oluyordu. 

Kürt siyasi geleneğinin ve entelektüel dünyasının bir başka insanı Osman Baydemir meclisteki bütçe görüşmeleri esnasında “Kürdistan” milletvekili olduğunu söyleyince AKP’li Meclis başkan vekili “Kürdistan neresi sayın Baydemir” diye buyurgan ve müstehzi bir dille sual eylediler. Sorusuna cevap olarak Baydemir’in bir coğrafi harita çizmesini bekliyordu. Böylece “bakın siz ülkeyi bölüyorsunuz, size ülkeyi böldürmeyiz” diyecekti. Ama Baydemir’in cevabı AKP’li başkan vekilinin ezberini bozdu. Baydemir, elini kalbinin üstüne koyarak “Kürdistan burasıdır” dedi. Metiner, Miroğlu, Kızılkaya Kürtlerinin kafasındaki gibi iktidara pazarlanacak ve bunun karşılığında siyasi istikbal, mal mülk, gazetelerde köşe kapmacılığı, televizyon yorumculuğu elde etmeye tahvil edilecek bir toprak parçası, bir siyasi söylem değil Kürdistan, Kürtlerin kalbidir. Baydemir ve AKP’li başkan vekili arasında bu konuşma geçerken acep Miroğlu ve Metiner mecliste başlarını önlerine eğmişler midir? 

Yazarın diğer yazıları