COP21: Kapitalizm ekolojiyi öldürmeye devam edecek!

Fransa Gündemi

COP21 Paris’te 30 Kasım’da start aldı. COP21 Zirvesi’nde (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi Taraflar Konferansı) iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için yeni bir yol haritasının hazırlanması konusunda Paris’te bir anlaşmanın çıkması bekleniyor. Zirve’nin açılış gününde dünya liderleri hep birlikte poz verirken, konuşmalarının ekseninde iklimden çok, Ortadoğu sorunu ve Suriye krizi vardı. 

Küresel iklim değişikliği mücadelesi, artık insanlığın en büyük mücadelesi. Bunun için de öncelikle başta dünya ülkeleri için bağlayıcılığı olan, iklim değişikliğiyle mücadele için azaltım politikaları kapsamında net olarak belirlenmiş hedeflere ihtiyaç var. Hedeflerin önceliği, küresel sıcaklık artışının 2°C’yi geçmemesi için sera gazlarının belirli bir seviyede sınırlandırılması zorunluluğu! Liderlerin şimdi Paris’te, 2020’den itibaren tüm dünya ülkeleri için geçerli olacak bir antlaşma üzerinde uzlaşması bekleniyor. Zirve’nin açılış gününe bakıldığında ise durum pek parlak gözükmüyor!

Son 30 yılda dünyada yapılan araştırmalara bakıldığında iklimin giderek ısındığını ortaya koyuyor. 2012 yılında yayınlanan BM Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Beşinci Değerlendirme Raporu’nda, iklim değişikliğinin tüm dünya çapında hissedildiğini ve iklim sistemindeki ısınmanın giderek arttığı vurgulanıyordu. Rapora göre; okyanuslar ısınmış, kar yağışı ve buzul miktarı azalmış, deniz seviyeleri yükselmiş ve karbondioksit konsantrasyonu son 800 bin yılda eşi görülmemiş seviyelere ulaşmış bulunuyor. Bunun anlamı, buzulların eriyeceği, denizlerin yükseleceği kesin!

COP21 boyunca Paris’te üzerinde mutabık kalınan Kopenhag Mutabakatı; küresel sıcaklık artışının 2°C ile sınırlandırılması, kalkınmanın düşük karbon stratejisiyle desteklenmesi, uyum, azaltım, teknoloji ve kapasite geliştirme konularında yapılacak desteklerin kayıt altına alınması, gelişmekte olan ülkelere finans desteğinin sağlanması, Yeşil İklim Fonu’nun kurulması ve teknoloji transferi için teknoloji mekanizmasının kurulması iradesini ortaya çıkarmak vb içeriklerde oturumlar gerçekleştirilecek. Peki Paris’te bir anlaşma çıkacak mı? Paris’te adil, kalıcı ve bir anlaşmanın sağlanabilmesinin mümkün olmadığını belirten COP21 karşıtları en büyük emisyona sahip ülkelerden ABD, Çin, AB ülkeleri azaltım hedeflerini en başta ortaya koyması gerektiğini savunuyor. Tabi yine dünyanın diğer noktalarında emisyonu azaltım hedeflerinin yerine getirilmesi için bu ülkelerden diğer ülkelere akacak finans da bir o kadar önemli. 

Az gelişmiş ya da gelişmekte olan kapitalist ülkeler, emperyalist ülkelerden iklim değişikliğinin olası hasarlarına karşı altyapılarını geliştirmek için mali yardım istiyor ve bu konudaki taahhütleri duyma beklentisinde. ABD ve AB’nin devleri ise özel sektörün iklim değişikliğinin kendisine yaratacağı maliyetleri hesaplaması gerektiğini hatırlatıyor.

Öte yandan devletlerin kendi devletsel çıkarlarını bu küresel meselenin önünde tuttuğu gerçeği var. Paris’te bu iki eğilimden hangisinin baskın çıkacağını 11 Aralık tarihine kadar göreceğiz! Her iki seçenekten hangisi olursa olsun, kapitalizmin kendisinin ekolojik dengeyi bir daha geri döndürülemeyecek biçimde, katletmeye devam edeceğini biliyoruz!

Yazarın diğer yazıları