Cumhuriyet Gazetesi’nin ‘muhalefeti’ ve bir yazarın kimlik kartının ‘ucu’!

Geçtiğimiz Cumartesi günü Güler Yıldız’la Hafta programını beş aylık aradan sonra yeniden başlattık. O günkü sohbetimizde bir ara Cumhuriyet Gazetesi’nden de söz açıldı. Gazete el değiştirdikten sonra haberlerde ve köşe yazılarında sade suya tirit kabilinden “muhalefet” durumuna işaret ettim. Şimdilik HDP’ye karşı bir “sessizlik” olduğuna işaret ettikten sonra seçimlere yaklaşılırken HDP’ye yönelik sessizliğin bozulacağını da bir tahmin olarak dile getirdim.

Hay getirmez olaydım. Ben Cumartesi gecesi bu tahminde bulundum Pazar günü bir de ne göreyim: Sessizlik bozulmuş. Bartu Soral adında birisi “Doğu Anadolu, PKK ve HDP” başlıklı bir yazı yazmış. Önceki yönetimi “PKK yanlısı” diye suçlayanlar Soral’ın ağzından Kürt düşmanlığını iç bulandırıcı şu satırlarla kusmuş:

“AKP ile MHP ittifakı biter gibi olunca HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan hemen bir davet yapmış, diyor ki; “hepimizi mutlu eden süreç (PKK’nin hendeklere bombalar yerleştirdiği süreç. B.S.) bir kez daha başlamalı, Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı ve bu sürece dahil edilmelidir”. Daha önceki Genel Başkan Selahattin Demirtaş da; “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyordu! Anlaşılan HDP’nin sorun çözme, bölgesel kalkınma vizyonu Apo’dan, PKK’dan öteye gidemiyor!..”

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ın “hepimizi mutlu eden süreç” sözlerini, bu Bartu Soral “PKK’nin hendeklere bombalar yerleştirdiği süreç” olarak “ifşa etmiş.”

Ardından da iki yıldır rehin tutulan Demirtaş’ın “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” dediğini iğrenç paragrafına eklemiş.

Bunları yazdıktan sonra, bakmış ki yalnızca HDP’ye saldırdığında “muhaliflik” elden gidiyor, “AKP’ye karşı” bir şeyler çiziktirmek zaruretini görmüş. Çiziktirdiği “AKP muhalifi” satırlar da şöyle:

“AKP de farklı değil… Onlar da çözümü Habur’dan terörist geçirmekte, PKK ile açılım yapmakta, Andımız’ı kaldırmakta, Öcalan’dan din âlimi, Rönesans aydını çıkartmakta aradı!.. “

Bu satırlar savaşın amansızca sürdüğü, kentlerin yıkıldığı, PKK önderi Öcalan üzerinde eşi menendi görülmemiş üç yıllık bir “tecrit işkencesinin” sürdüğü, HDP Eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ’ın, pek çok eski vekilin, şu anda seçilmiş ve dokunulmazlığı bulunan Leyla Güven’in, on bine yakın HDP üyesi ve sempatizanının hapsedildiği Türkiye’de yazılmış.

Bu köşebazın yazısını okuyan Türkiye’de Öcalan’la Hükümet’in masada müzakere yaptığını, çözüm sürecinin sürdüğünü sanır.

Gerçekte söz konusu şahsın yazısı, Cumhuriyet Gazetesindeki çekirdek kadronun Ergenekon-Saray ittifakının bir parçası olduğunu çıplak şekilde gözler önüne seriyor. Bunlar Erdoğan’a faşist bir diktatörlük kurduğu için suçlamalarda bulunmuyor. Öcalan’ı tecrit ettiği, HDP’lileri hapse attığı için de Saray’a itiraz etmiyor. Şu anda Kobanê’ye saldırdığı için de protesto etmiyor.

“Habur’dan” söz ediyor, “PKK ile açılım yapmaktan” dem vuruyor, bu arada “Andımız’ı kaldırmayı” da ekliyor. Ve Öcalan’a sataşıyor.

Görülüyor ki Cumhuriyet’in bugünkü AKP ile hiçbir meselesi yok. Onun meselesi “geçmişle”. “Sen geçmişte çözüm sürecini başlattın, Apo’yla masaya oturdun, Cemaatle ittifak kurdun” sözde eleştirilerinden ibaret. Bu sözde eleştiriler, “bugün PKK’ye ve HDP’ye karşı yürüttüğün topyekün savaşı, saldırıları ve Cemaat’e karşı uyguladığın amansız tasfiyeleri ve işkenceleri destekliyoruz” anlamına geliyor. Erdoğan “geçmişe mazi derler, sen bugün yaptığıma bak” dediğinde gıkları çıkmıyor, çünkü Erdoğan’ın bugün yaptıklarına tek bir itirazları bile yok.

Pek çok CHP’li yurttaşın yerel seçimlerde “tabanda ittifak”la Saray rejimine metropollerde darbe indirme umudu dile getirdiği şu sırada Cumhuriyet Gazetesi’nde HDP’ye yönelik bu yazıyla başlatılan düşmanca saldırı kesinlikle rastlantı değildir. Cumhuriyet’i ele geçiren “çekirdek kadro” Ergenekon-Saray-MHP ittifakını bu yöntemle yerel seçimlerde destekleyecektir. “Tabandan ittifakı” önlemek için Saray’ın HDP’yi düşmanlaştırmasına katkıda bulunacaktır.

Bütün bunlar da gösteriyor ki, Cumhuriyet gazetesine karşı yapılan operasyon basit bir “iç mesele” değildir. “Dış meseledir.” Saray’dan ve Ergenekon’dan icazetlidir.

Bartu Soral kimdir? Bilmiyorum.

Ama onun da “derin” bir kimlik kartı taşıdığını sezer gibiyim.

O, bu yazısıyla “kimlik kartının” sadece ucunu göstermiştir. Yakında tümünü göreceğimizden emin olabilirsiniz.

Yazarın diğer yazıları