‘Cumhuriyet yazarları suçlu değil; Ama FETÖ’cüler ve PKK’liler suçlu’

‘Pazartesi günü Silivri’de yeniden başlayacak olan duruşmada, halen tutuklu durumda olan diğer Cumhuriyet çalışanlarının serbest kalması, Türkiye için hayırlı olacak tek senaryodur. 

O zaman ismen zikredelim: Kadri Gürsel, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper, ne FETÖ’cü, ne PKK’li, ne de darbeci olmadıklarına göre, bir an önce özgürlüklerine kavuşmalılar.”

Bu satırlar Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.

Yazarı kim?

Orhan Bursalı mi?

Değil.

O bile böyle yazmadı.

Bu utanç verici satırların yazarı, çok sayıda yazısını alıntıladığım ve demokrasi yanlısı tutumunu defalarca övdüğüm Aslı Aydıntaşbaş…

Cumhuriyet Gazetesi’nden tutuklu olanların “özgürlüğünü”, onların FETÖ’cu, PKK’li, darbeci olmadıkları gerekçesiyle istiyor.

Ayıp.

Aslı Aydıntaşbaş’a yakışmayan, çok büyük bir ayıp.

Bu ülkenin zindanlarında yatanların, adlilerin dışında, yüzde doksandokuzunu FETÖ’cü iddiasıyla, PKK’li iddiasıyla ve darbeci iddiasıyla yargılananlar oluşturuyor.

Kimileri, FETÖ’cülük ya da PKK’lilik ya da darbecilik “suç” olduğuna göre, onların hapislerde çürümesi doğaldır diye düşünebilir.

Asıl suçlu iktidarda ise böyle bir düşünce yanlıştır.

Düşünün, eğer Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlet olsaydı, örneğin iktidar yolsuzluğa, devlet terörüne, savaş suçlarına bulaşmamış, diyelim ki İsveç tarzı bir iktidar olsaydı, ya da ülkede özgürlükçü laiklik hüküm sürseydi ve Kürdistan demokratik özerk ve müreffeh bir bölge haline gelseydi, ne FETÖ darbeye teşebbüs oyununa gelirdi, ne de PKK böyle demokratik bir devlete karşı silaha sarılıp dağa çıkardı.

Bugün, Türkiye’de faşist bir rejimin kurulduğu ve her gün kendini yeni KHK’lerle biraz daha pekiştirdiği şartlarda, bir gazeteci, eğer “onlar FETÖ’cü değil, darbeci değil, PKK’li değil, onları bırakın” diyorsa, bilin ki, o gazeteci ister istemez, bilerek ya da bilmeyerek, faşist rejimin en temel politikalarına destek vermiş olur.

O nedenle bugünün Türkiyesinde bir demokrat, faşizmin FETÖ’ye, darbeye ya da PKK’ye karşı yürüttüğü savaşı destekleyemez.

“FETÖ’yle Saray arasındaki kavga halkın kavgası değil, iktidar kavgası” ve şimdi Saray rakibini mahvediyor, bu durumda bir demokrat yenilmiş, dize gelmiş, yüzbinler halinde tasfiye edilmiş Cemaatle mi mücadele eder yoksa ‘yakın tehdit” faşizmle mi?

15 Temmuz darbecileri oyuna getirilmiş darbeciler olduğuna ve asıl darbenin bu oyuna gelenlerin darbesini kullanarak 20 Temmuz günü OHAL ilan eden Saray tarafından yapıldığına göre ve şimdi oyuna gelen darbeciler, ordunun generallerinin yarısı, hapiste olduğu durumda, bir demokrat, ne kadar darbeye karşı olursa olsun, asıl darbeyi yapan Saraya karşı mı mücadele eder, yoksa mahkemelerde bile linç edilen oyuna gelmiş darbecilere karşı mı?”

PKK’ye gelince…

Cumhuriyet yazar ve çalışanlarını, “onlar PKK’li değil, özgür olmalılar” diyerek savunan Aslı Aydıntaşbaş, ağır bir ahlaki sorunla başbaşa. Şu anda, zindanda yatan Kürt özgürlük hareketinin aktivistlerinin yüzde doksanı HDP’li, DBP’li, HDK’li ve diğer sivil toplum örgütleri üyeleri. HDP Eşbaşkanları “PKK’li teröristler” suçlamasıyla içeride. O nedenle bırakılmıyorlar.

Aslı kardeşim, bu cümlesini okuyan Gülten Kışanak’ın nasıl bir hayal kırıklığı yaşayacağını düşünmeli.

Gerçek PKK’lilerle ilgili söyleyeceğim ise çok açık:

Türkiye’de faşizme son verildiği gün, bilelim ki, devletle PKK arasında, dün nasıl olduysa, bu defa çok daha güvenlikli bir müzakere süreci başlayacak ve aynı anda hem İmralı’nın kapısındaki paslı kilit kırılacak, hem de ülkenin tüm zindanları boşalcak. PKK’li tutsak gerillalar, dün olduğu gibi birer “barış elçisi” olarak bu müzakerede yerlerini alacak.

Ve o zaman PKK’yi terörist örgüt diye yasaklayanlar, bu örgütü Ortadoğu’yu “üçüncü dünya savaşından” barışa taşıyan bir örgüt olarak selamlayacak. İddia ediyorum: Öcalan’a Nobel barış ödülü verilecek.

Şimdi söyle Aslı kardeşim, “Cumhuriyetçiler çıksın da PKK’liler içeride yatsın mı?”

Yarın “suç” sayılmayacağı aşikar olan Kürt ayaklanmasının failleri yarın özgür olacağına göre neden bugün hapis yatmakta?

Gazeteci bu sorularla ilgilenmelidir.

Yazarın diğer yazıları