Çıkışsız vaatler!

Fransa Gündemi

Fransa’da AP seçimleri sonrasında aşırı sağın aldığı başarı siyasi alanda çalkantılar yaratırken, bu kez ana muhalefet partisinde sarsıntı başladı. Anamuhalefet partisi UMP’de yaşanan sarsıntının sebebi AP için alınan oylar değildi. Bu kez geçmişte yaşanan yolsuzluklar ve entrikalar UMP lideri Jean François Cope’nin ayağına dolandı. Birçok basın yayın organında Halk Hareketi Birliği (UMP) lideri Jean François Cope’yi istifa kararına götüren parti içinde yolsuzluk davasının, eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin siyasete geri dönüş planını suya düşüreceği konuşuluyor. Cope’nin istifa kararını ise Cope’ye yakınlığı ile bilinen Bygmalion şirketinin, 2012 yılında Nicolas Sarkozy döneminde, parti etkinliklerinde naylon fatura düzenlemek suçundan yargı tarafından soruşturma başlatılması üzerine aldığı ifade ediliyor.  
Sarkozy’nin UMP’yi toparlamak için partinin başına geçmesi beklenirken Fransa’nın tanınmış avukatlarından Delphine Meillet, BFM televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Sarkozy’nin yolsuzluk davası ile ilgili olarak ifadesinin alınma ihtimalinin yüksek olduğunu ve bu dosyadan mahkum olursa bir sonraki seçimlerde Cumhurbaşkanlığı için aday olamayacağını ifade etti. UMP, Cope’nin 15 Haziran’da istifasının resmen yürürlüğe girmesi durumunda kongreye kadar Alain Juppe, François Fillon ve Jean-Pierre Raffarin tarafından oluşturulacak troyka ile yönetilecek!
Ana-muhalefetteki yolsuzluk soruşturmasının önümüzdeki günlerde daha da dallanıp budaklanması bekleniyor. Yolsuzluk skandalları, sağın yükselişi vb ile Fransa son iki ay içerisinde iki seçim sürecini geride bıraktı. Her iki seçim sürecinde sağın aldığı oy oranı, sağ seçmenin siyaset alanında oynadığı rol, sol seçmenin sandık protestosu sadece Fransa’nın değil, Avrupa Parlamentosu siyasetini belirlemeye başladı. Aslında çarpıcı olan sağın başarısından öte sol siyasetin artık Fransız toplumu için bir alternatif siyaset olarak gözükmediği gerçeği!
Fransa’da seçmenin yüzde 56’sı hem yerel seçimlerde hem de AP seçimlerinde sandığa gitmedi. Sol siyaset bu konu üzerine düşünmek ve güncel politika üretmek yerine, Ulusal Cephe Le Pen Partisi’ni popülist bir siyaset yürütmekle suçluyor. Evet aşırı sağcı FN, yabancı düşmanlığı, aşırı issizlik, göçmenlerin "yük" görülmesi vb. birçok konuyu seçim argümanı olarak kullandı. Siyasi partilere duyulan güvensizlik, krizin sonuçları FN’yi tabanda yaygınlaştırdı. Sol siyaset ise kitlelere "size sosyal konut sağlayacağız, sosyal yardımları çoğaltacağız, işsizlik maaşlarını yükselteceğiz" demenin ötesine geçemedi. Sol siyasetin bu argümanları her seçim sürecinde kullanması kitlelerdeki bunalımı derinleştirdi. Örneğin sol daha önce Sarkozy’i bu argümanlarla kendi elleriyle Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmuştu.
Kamuoyu yoklamaları o dönem Sarkozy’nin SP’nin adayının gerisinde gösteriyordu. Sarkozy SP’nin dönem Ségolène Royal ile televizyon ekranları karşısına çıkmıştı. Royal bugün hala solun seçim argümanı olan aynı vaatlerde bulunmuştu. Sarkozy; "bütün söylediklerinizde haklısınız evet halka bütün bunları vermek lazım ama ülkenin içerisinde bulunduğu kriz ve bütçe durumu düşünüldüğünde bu mümkün gözükmüyor. Ben bu parayı sağlayacak bir kaynak bilmiyorum. Siz iktidara geldiğinizde bu parayı nereden getireceksiniz?" diye sormuştu.
İşte aynı soruları şimdi Fransız halkı, solun tüm bileşimlerine soruyor; "Bu parayı nereden getireceksiniz? Vaad değil iş istiyoruz. Istikrar istiyoruz". Bu sorular, seçmenle yapılan birçok röportajda öne çıkıyor. UMP yolsuzluklarıyla boğuşuyor, sol çıkışsızlığıyla ve politikasızlığıyla iktidara oynayamıyor. Bütün bunlar arasında FN ise yürüttüğü popülist siyasetle güç kazanmaya devam ediyor.

Yazarın diğer yazıları