‘Dağın Yüreği!’

15 Ağustos atılımının 35. Yıldönümünde “84-Gürcan” diye tanınan Şırnak’ın Deşta Lala köyünden Heval Gürcan Korkmaz’ın yazdığı kitaptan bahsederek günümüzdeki mücadele tarzımızı gözden geçirebiliriz.

“Dağın Yüreği” isimli kitap daha önce yayınlanan “Gerillanın Umudu” adlı kitabın devamı niteliğindedir ve yayınlanmayı beklemektedir.

Mücadele tarihimizde destansı kahramanlıkların hemen yanı başında yaşanan ve mücadele amaçlarımıza ters düşen tutumlar; gerillayı halkla ve halkı halkla karşı karşıya getiren özel savaş yöntemleri; belli bölgelerde özgürlük savaşını rayından çıkaran kişilikler; devletlerin vahşette sınır tanımayan katliam, hile, komplo ve sızmalarla yön verdiği çetecilik kitapta önemli bir yer tutmuş.

Öte yandan emek, sevgi, yoldaşlık, fedakârlık, irade, azim, inanç; tarihimizin en büyük gurur kaynağı gerilla anlatılmış.

Sert doğa koşullarıyla mücadele, eylem, çatışma… Yemeğini bile çatışma esnasında yiyebilmek… En hareketli filmlerdeki gibi inanılmaz ama gerçek sahneler… Kanla, canla, emekle yaratılan değerler… Güzellikler…

Bugünkü değerler nasıl yaratıldı, gerilla nasıl tüm Ortadoğu halklarının umut kaynağı haline geldi, hangi zorluklarla boğuştuktan sonra bugünkü seviyeye ulaştı? Bunları bilmeyen bugünkü değerlere de hakkıyla sahip çıkamaz.

Değerlerin nasıl yaratıldığı, özgürlük savaşımızın büyük komutanı Agit yoldaşla omuz omuza savaşmış bir gerillanın tanıklığında dile gelirken insanda hayranlık uyandırıyor, sarsıcı etkilerle yürekte iz bırakıyor. Daha da önemlisi “Dağın Yüreği” tarih bilinciyle yaşamayı, her anı daha bilinçli ve örgütlü karşılamayı öğretiyor; hep sonradan, yürekteki en keskin acılardan doğan “keşke” ile başlayan ifadelerimizi azaltıyor…

35 yılın önemli bir kesitine damgasını vuran provokasyonlara da açıklık getiriyor.

Önderlik sahasına dek uzanan komplo ve sızmaların geri kişilik özellikleriyle birleşmesinden doğan tahribatlar. Metin ve Şener tiplemeleri… Önder Apo’nun çocukluk arkadaşı Hasan Bindal yoldaşın şehadeti…

Yunan generalleri, Türk gazetecileri, esrarengiz misafirler…

Ortadoğu sıcağında bir parça özgürlük için verilen amansız mücadele… Herkesin dayanmadığı, dayanamayacağı acı ve trajedi…

Tanıklık, yüzleşme…

Gerillanın kalbi Botan’dan Bekaa Vadisine bir vicdan muhasebesi ve kapitalist sömürgeci sistemle bir hesaplaşma… “Dağın yüreği” gerillanın vicdanıdır.

İlk cildinde, heval Abbas ile dağdaki geyikleri izlerken nasıl çocuklar gibi sevindiklerini anlatmıştı heval Gürcan. İkisi de halen doğa, gerilla ve evren karşısında çocuklar gibi heyecan duymakta, o geyikler de halen yalçın kayalıklardan süzülmektedirler.

1988 yılında heval Abbas ve heval Fuat bir NATO komplosuyla Alman devleti eliyle tutuklanırken o yıllarda Önderliğin gerilla sahasındaki çeteciliğe karşı mücadeleyi heval Cuma ile nasıl geliştirdiği; Şehit Harun, Aziz, Şiyar ve Sinanê Sor yoldaşların büyük emekleri, gerillanın gülüşünde çoğalan umutlar, en sade haliyle, çıplak gözle verilmiş.

Yalın gerçekler, karmaşık bir mücadele ve ortaya çıkan muazzam sonuç; bugün tüm insanlığı aydınlatan ve cesaret veren kadın özgürlük çizgisinin ve kadın ordulaşmasının hangi zorluklar ve gericilikle mücadele edilerek geliştirildiğine dair kesitler Dağın Yüreğinin kıymetli sayfalarında parıldıyor.

Halkın içinde serhıldan komutanları olan şehit Berivan ve Mizgin yoldaşların aziz hatıralarıyla yeni bir ruh kazanıyoruz ve halk düşmanlarına karşı öfkemiz derinleşiyor; tarihin ve halkın öğretmenliğinde kendimizle karşılaşıyoruz. Yine Önderlik sahasında heval Cemal, heval Sakine Karakoçan ve halen yaşayan ve mücadele eden ya da şehitler kervanına katılmış Cahide, Azime, Saadet, Jiyan, Çiçek gibi her biri yeni yaşam sembolü ve özgürlük evreninin köşe taşları olan birçok yoldaşın çizgi mücadelesindeki rolleriyle karşılaşıyoruz.

Heval Gürcan şimdi Komutan Agit yoldaşın filminin çekilmesi üzerine yoğunlaşıyor. Yazdığı kitap, senaryo için önemli bir kaynaktır.

15 Ağustos tarihi bize der ki “mücadele etmeden hiçbir şey elde edilemez!” 35. yıldönümünde bile “demokratik çözüm olacak” diye radikal mücadeleden kaçan anlayışlar var. Buna “Mücadele tarihinden hiçbir şey anlamamak” ya da ancak “gaflet” denilebilir. Ortada demokratik çözüm yönünde Önder APO’nun niyet beyanı dışında zerrece bir emare yoktur. Çözüm radikal direniştedir. Halkımız yeni gafletleri kaldırabilecek durumda değildir. 15 Ağustos’un anlamı uyarıcı olmalı ve herkesi kendine getirmelidir.

15 Ağustos ruhu direnişle zafere ulaşma ruhudur. Bunun dışındaki her yaklaşımın teslimiyete götürdüğümü bu tarih yeterince kanıtlamıştır. Direniş ruhuyla kazanma temelinde ulusal diriliş bayramı herkese kutlu olsun!

Yazarın diğer yazıları