DAĞITMAK

ABD elitleri arasındaki çekişme giderek sonu gelmeyen bir girdaba dönüşüyor. Trump’ın uzun süredir arkadaşı aynı zamanda bir dönem danışmanı olan Roger Stone, Rusya soruşturmasında savcılıkla iş birliğini değerlendireceğini söyledi. Bir anlamda daha önceki örnekleri takip ederek itirafçılık olanaklarından yararlanabileceği sinyalini verdi. Öte yandan geçen Cuma Trump’ın kararıyla Federal Hükümet yeniden açıldı. Bu “Demokratlar”la yeni bir raundun başlaması anlamına geliyor. Meksika duvarı üzerinden taraflar tekrar kapışacak, anlaşma olasılığı ise düşük. Bunun kısa vadede anlamı Federal Hükümet’in 15 Şubat’ta kapanabileceği. Bir sonraki aşama ise Trump’ın ulusal acil durum ilan ederek, bütün gücü elinde toplama olasılığı yani hanedanlık. Trump’ın muhtemelen oynadığı aralık bu.

Sıkıntılı zamanlar geçiren Trump yönetimi son zamanlarda sık sık bir biriyle uyumsuz ve saldırgan politikalar sergiliyor. Bu daha çok iç gerilimin ateşini tersinden bir hamleyle söndürmeye çalışmak olarak okunabilir. Dış siyasetin Pentagon ve CIA’e emanet edildiği coğrafyalarda ABD’nin saldırıları artıyor. Fakat bir gün önce saldırdığı Taliban’la ertesi gün “barış için anlaştık” diyecek kadar da savruk. Venezuela özelinde sergilenen politikalarda görece daha “stratejik” yaklaşımlar söz konusu fakat bu da her an farklı bir değişkenin devreye girmesiyle dağılabilecek nitelikte.

Bu yıl düzenlenen Davos buluşmasını Trump “fazla liberal” buluyor olsa gerek ki katılmadı. Onun yerini kısa zaman öncesine kadar Trump’ın günah keçisi pozisyonundaki ünlü spekülatör Soros almıştı. Soros haklı olarak Çin için “yapay zekanın ve öğrenebilen makinelerin, ülkedeki totaliter denetimi daha da güçlendirmek için kullanılabileceği” uyarısında bulundu. Çözüm olarak ise “ABD, neredeyse tüm dünyayla bir ticaret savaşı vermek yerine Çin’e odaklanmalı” dedi. Bir anlamda sürmekte olan paylaşım savaşını Trump’a daha akıllıca koordine etmesi gerektiğini söyledi, “barış”ı değil. Nitekim ABD yargısı bu “rica”yı ikiletmedi hafta başı Huawei hakkında banka dolandırıcılığı ve Amerikan şirketlerine ait ticari sırları çalmayı da kapsayan iki ayrı iddianame açıkladı. Bu hikayede yanlış olan şey “açık toplum” güzellemeleri yapan birinin “kaçık toplum”u temsil eden Trump’la omuzdaş olması değil, kendi hayatları, dünyanın geleceği için mücadele etmeyi Soros’un fonlarına havale edenlerin varlığı. Soros mu, eğer Huawei’yi falan ucuza kapatmayı hedeflemiyorsa Trump’tan korktu demektir.

Postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşının yankıları Avrupa’da da daha görünür olmaya başladı. Geçtiğimiz hafta Almanya – Fransa Elysée Antlaşması’ndan 56 yıl sonra, Aachener Antlaşması adı verilen yeni bir antlaşmaya imza attılar. Bu anlaşma Almanya-Fransa ortaklığı merkezinde AB’nin yeniden şekillendirilmesinde “yeni bir evre”ye geçildiğine işaret ediyor. Gerçi bu konuda Macron ve Merkel hükümetleri arasında bir uyum yakalanıp yakalanamayacağı bile şüpheli. “Gerçek bir Avrupa Ordusu” fikrinin yapıştırıcı olduğu bu politikaya başta İtalya olmak üzere hem ülkeler düzeyinde hem de özellikle Avrupa’daki çeşitli siyasal akımlar nezdinde de muhalefet var. Mayıs ayında gerçekleşecek AP seçimleri AB’nin geleceği açısından dönüm noktası olurken Merkel-Macron ortaklığının test edilmesi anlamına gelecek.

Dünyanın gidişatı BM gibi ortak kurumları korumak geliştirmek değil, aksine işlevsizleştirerek modern derebeyliklere alan açan bir tarzda yoğruluyor. Her emperyal güç kendi şatoları/sarayları etrafında ağlar/ittifaklar oluşturarak (Ör. Lima Grubu) çevredeki duvarları yükseltiyor. Derebeylikler, içerisinde yaşayanlar için birer hapishaneden farksız. Egemenler görünür ve görünmez silahlarıyla neyi nasıl düşüneceğimizi, yapacağımızı belirleme derdinde. İş bu kadarla kalsa “iyi” hapishanenin sakinleri bazen “dışarıdakileri” öldürmek için asker olmaya da çağrılıyor.

Velhasıl işimiz bir hayli zor olsa da önce duvarları yıkarak başlayabiliriz…

Yazarın diğer yazıları