DAİŞ konulu forum ve Hêza’nın hikayesi

İsmi Hêza… Yani ‘Güçlü’. Bu ismi ona yaşatılan acıların, zulmün ve işkencenin ağırlığını kaldırmak ve bir gün intikamını almak için seçmiş. Onu DAİŞ çetelerinin elinden kurtaran bir Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) savaşçısının önerisi aslında ‘Hêza’ ismi. Gerçek adı Suad Murad Xelef…

3 Ağustos 2014’te DAİŞ çetelerinin Şengal’i işgal edip 73’üncü fermanı gerçekleştirdiği sırada esir düşen binlerce kadından biri.

Rojava Stratejik Araştırma Merkezi’nin (NRLS) organize ettiği DAİŞ konulu uluslararası forumda 300 kişinin karşısına geçip kendi hikayesini anlatırken tanıdım. Üzerinde askeri üniformasıyla ismi gibi güçlü ve kendine güvenen bir duruş ve hitapla yaşadıklarını anlattı. Hêza, DAİŞ çetelerinin elinden kurtulmayı başarınca intikamını almak için Şengal Kadın Birlikleri’ne (YJŞ) katılmıştı.

Güçlü duruyordu anlatırken, ama biz dinlerken, anlatımları karşısında hem öfkeden hem de acıdan titredik.

17 yaşındayken DAİŞ çeteleri tarafından kaçırılıyor. Önce Irak’ın Til Afer kentine daha sonra da Reqa’ya götürülüyor.

“Çocukları annelerinden ayırdılar. Kız ve erkek çocuklarını ayrıştırdılar. Kız çocuklarını ya hizmetçi olarak çalıştırmak ya da satmak için alıp götürdüler. Erkek çocuklarını da kendileri gibi yetiştirmek için aldılar. Hepimize din değiştirmeyi dayattılar.”

Mayıs 2015 yılında DAİŞ çetelerinin elinden kurtulmayı başarıyor Hêza.

6 Haziran 2017 yılında QSD güçlerinin öncülüğüyle ve uluslararası koalisyonun da desteklediği Reqa operasyonu başladığında, Hêza intikamını almak için bu hamleye katılmayı öneriyor ve Êzidî kadınların askeri örgütlenmesi olan YJŞ’nin oluşturduğu özel bir birlikle birlikte elinde silahıyla Reqa’ya doğru yola çıkıyor.

“El Naim meydanı Êzîdî kadınların satıldığı, insanlara işkence yapıldığı, katledildiği bir meydandı. Bu meydanda onlarca kez satıldım…”

Êzîdî kadınlarının satıldığı ve tarihe katliam pazarı olarak geçen El Naim meydanındaydı bir kez daha Hêza. Ama bu sefer çaresiz, güçsüz bir kadın olarak değil, intikamını almaya gelmiş silahlı bir savaşçı olarak oradaydı.

“… bu meydanda bir kez daha onlarla karşı karşıya geldim. Onlarla çatıştım ve intikamımı aldım.”

Bir zamanlar nefesini kesen bir karanlığın içerisine mahkum edilmeyi ölümle eşdeğer görüp nefes almaktan vazgeçiyor 3 kez ve intihar girişiminde bulunuyor. Ama her seferinde yeniden yaşama tutunuyor.

“… bize bunca acıyı yaşatan DAİŞ çetelerinin, bu topraklarda, bizim de katılabileceğimiz bir platformda Kuzey Doğu Suriye’de yargılanmasını talep ediyorum.”

Bu taleple bitirdi konuşmasını Hêza. Yalnız değildi, onunla birlikte DAİŞ saldırıları sonucu yakınlarını kaybeden ve DAİŞ mağduru olan 4 kadın daha vardı. Hepsinin ortak talebi Kuzey Doğu Suriye’de tutuklu DAİŞ çetelerinin yargılanacağı uluslararası bir mahkemenin kurulması ve kendilerinin de kurulacak olan bu mahkemeye tanık olarak katılmasıydı.

***

NRLS önemli bir çalışma gerçekleştirdi. Dünyanın 15 ülkesinden önemli katılımcıların olduğu forumda DAİŞ oluşumuna yol açan tarihsel ve ekonomik etkenlerden tutalım, DAİŞ’i destekleyen ülkelere, DAİŞ’in yol açtığı yıkımlar, tahribatlar ve çözüm tartışıldı.

Uluslararası güçler, QSD güçlerinin denetiminde bulunan bölgede tutuklu bulunan binlerce DAİŞ çetesinin nasıl ve nerede yargılanacağına hala karar vermiş değil. NRLS forumunda ortaya çıkan görüş ve sonuç; DAİŞ mağduru kadınların talebinin dikkate alınarak, Kuzey Doğu Suriye’de; yani büyük bir yıkıma, tahribatlara yol açtıkları ve yenildikleri bu topraklarda yargılanması oldu. Ki elbette böyle olmalıdır.

Yazarın diğer yazıları