DAİŞ zehrini Avrupa’ya yayacak!

ASLEF Başkanı Mick Whelan: Eğer Kürtleri yalnız bırakırsak ve onlara, binlerce DAİŞ üyesiyle uğraşacak yeteri kadar kaynak yaratmazsak, cezaevinde kaçan DAİŞ’liler Avrupa’ya gelip tekrar zehirlerini yayar. Trump’ın “kazandım” dediği DAİŞ karşıtı savaşı, Kürt halkı canlarını feda ederek kazandı.

ALADDİN SİNAYİC / LONDRA

Britanya emek hareketinin Kürt halkı ile yıllardır devam eden dayanışması son yıllarda büyüyerek devam ediyor. Britanyalı sendikalar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için son üç yılda yoğun bir şekilde kampanyalar yürütmeye devam ediyor.

“Freedom for Ocalan” kampanyası 1,5 milyon üyesi bulunan İngiltere ve Galler’in en büyük sendikası olan Unite the Union ve 800 bin üyeli Genel İş Sendikası (GMB) tarafından Avam Kamarası’nda 2016’da yapılan bir açıklamayla start almıştı. Son iki yıldır Britanya’da yapılan en önemli işçi festivalleri olan Durham Madenciler Festivali ve Tolpuddle Şehitler Festivalleri de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a adanmıştı.

Araların Unite the Union, GMB, Unison gibi 48 sendikayı bünyesinde barındıran ve 5,5 milyon emekçiyi temsil eden Britanya’nın en büyük emek örgütü TUC da, son üç yıldır yaptığı kongrelerde Öcalan’a özgürlük çağrısı yapıyor.

Öcalan’a Özgürlük Kampanyası içerisinde yer alan 16 sendikadan birisi olan ASLEF sendikası Başkanı Mick Whelan ile Kürt halkı ile dayanışma amaçlarını, önümüzdeki ay yapılacak genel seçimleri, Brexit’i ve Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal saldırılarını konuştuk.

İşgale karşı tavrımız net

ASLEF’in 139 yıldır mücadele eden bir sendika olduğunu hatırlatarak, her zaman ırkçılık ve faşizme karşı durduklarını belirten Whelan, “Emek hareketi olarak her zaman ve her yerde baskı altındaki halklar ile dayanışma içerisinde olduk. Kürtlerin kendi topraklarında özgürce yaşama ve kendilerini yönetme hakkı var, Kürt halkı faşizme karşı hep ön cepheden savaştı” ifadeleriyle düşünceleri dile getirdi.   Türk devletinin Rojava’ya saldırılarının başladığı ilk gün 13 büyük sendikanın genel başkanları olarak İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a ortak bir mektup yazdıklarını anımsatan Whelan şöyle devam etti: “Mektupta çok net bir şekilde Trump’ın askerlerini çekmesini ve Türk işgalini kınayıp bunun kabul edilemez olduğunu ifade ettik ve Birleşik Krallık hükümetine harekete geçme çağrısı yaptık. Etnik temizlik planlarına dikkat çektik ve Kürt halkına verilen sözlerin yerine getirilmesi çağrısı yaptık.”

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış ve çözüm girişimlerine işaret eden Whelan, ‘‘Öcalan’ın yazılarına bakın, sürekli barış çağrıları yaparak demokratik çözüm arayışında. Kürtler sadece adil bir şekilde demokrasiyi yaşama, kendi topraklarında özgür ve kendi iradesiyle yaşama arayışında. Eğer biz burada bu haklara sahipsek, o bölgedeki insanların da bu hakları yaşaması için mücadele veriyoruz” dedi.

Kürtler canıyla kazandı

Kürtlerle dayanışmanın önemine vurgu yaparak DAİŞ’e ilişkin uyarılarda bulunan ASLEF sendikası Başkanı Mick Whelan şunları belirtti: “Britanya genelinde son yıllarda birçok saldırı yaşadık, özellikle de Londra’da, bunun sebebi ise dünyada başka insanlara zarar vermek isteyen dogmalara sahip insan gruplarının değişmesi ve çoğalmasıdır. Eğer Kürtleri yalnız bırakırsak ve onlara, binlerce DAİŞ üyesiyle uğraşacak yeteri kadar kaynak yaratmazsak, cezaevinde kaçan DAİŞ’liler Avrupa’ya gelip tekrar zehirlerini yayar.  Trump’ın “kazandım” dediği DAİŞ karşıtı savaşı, Kürt halkı canlarını feda ederek kazandı.”

Kötü gidişata dur deme zamanı

12 Aralık’ta Birleşik Krallık’ta yapılacak erken genel seçimlere ilişkin de görüşlerini aktaran Whelan, İşçi Partisi’nin kazanacağını düşünüyor.

Toplumun kötü gidişata dur diyeceğini söyleyen Whelan, “Bence İşçi Partisi seçimlerden başarılı bir şekilde çıkacak, Britanya halkı yolsuzluklardan ve yoksulluktan artık bıktı. İnsanlar zenginlerin yarattığı sorunların bedelini ödemek istemiyor artık. İngiliz halkı, evsizliğin, yoksulluğun, işsizliğin giderek arttığını görüyor, Ulusal Sağlık Servisi’ne saldırıları görüyor. Alınan politik kararların yarattığı baskıyla daha az toleransa sahip bir toplum haline geldik. Irkçılık ciddi bir düzeyde arttı. Benzer durumu Avrupa’nın genelinde de görebiliyoruz, neo liberal politikalar emekçi kesimleri çok yıprattı. Artık buna son verme zamanı geldi” diye konuştu.

Brexit: Tarihteki en saçma politik karar

Dönemin Muhafazakar Parti Başkanı David Cameron’un kendisinin bile inanmadığı Brexit referandumu kararının amacının aslında sağcı UKIP Partisi’nden 7 sandalye daha kazanabilmek olduğunu belirten Whelan şöyle konuştu: “Bu tarihteki en saçma politik kararlardan biri olmuştur. Ben bir demokratım ve eğer insanlar referandumda bir karar vermişlerse onun yerine getirilmesi gerekiyor. Ancak bunu nasıl yerine getirdiğiniz önemli. Theresa May ve Boris Johnson’ın Brexit anlaşmaları çok kötüydü ve ne parlamentoda ne de toplumda kabul görmedi. İyi bir Brexit için bu seçimler bir fırsat, İşçi Partisi en iyi anlaşmayı yapıp halka sunacak ve son kararı halk verecek.’’

Yazarın diğer yazıları

    None Found