DAİŞ’e karşı uluslararası mücadele formu    –  Rauf KARAKOÇAN

6-7-8 Temmuz 19 tarihleri arasında Rojava’nın Amudê kentinde Uluslararası DAİŞ formu düzenlendi. Bu form ile uluslararası sorun haline gelen DAİŞ’in uluslararası merciler tarafından yargılanmasıdır. DAİŞ ile mücadelede hukuki boyutun yapılandırılmasıdır. DAİŞ ağır bir insanlık suçu işlemiştir. Ortadoğu halklarını mağdur etmiştir. Toplu katliamlar ve soykırımlar yapmıştır. Yarattığı tahribatın, yol açtığı travmanın boyutları son derece ürkütücüdür. Dünyanın başına bela olmuş cihatçılara karşı hukuki mücadele ayağının oluşturulması son derece önemli adımdır. İşlenen suçların açığa çıkarılması, yargılanması ve cezalandırılması gerekir. DAİŞ sorunu yargılamakla ve cezalandırmakla bitecek bir sorun olmadığı bilinmektedir. Geride bıraktığı sorunlar devam edecektir. İdeolojik, sosyolojik boyutları, toplumsal zemini ciddi bir tehdit unsuru olarak ortada durmaktadır.

DAİŞ’in sadece ettikleri ve yaptıklarıyla sınırlı değil, bütün bağlantıları ile ele alınması büyük önem taşımaktadır. Küresel tehdit unsuru olan bir terör örgütünün, insanlığa karşı suç işlemesine katkı sunanlar, her türlü lojistik destek verenler DAİŞ’in işlediği suça ortaktırlar. Gerçekten ciddi bir yargılamadan bahsedilecekse DAİŞ’in temel dayanakları açığa çıkarılması gerekmektedir. Bölgedeki kirli savaşın sürgit devam etmesinde, hatta savaşı Avrupa kentlerine, Libya ve başka alanlara ihraç etmesinde Türk devletinin rolünü belirgindir. Resmin bütününü görmek gerekiyor. Türkiye’nin DAİŞ’e desteği sır değildir. Alenen yapılan destekler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar delil/kanıt sunmaktadır.

İşin yargılama hukuki boyutu üzerine uluslararası normlara uyulması, uydurulması yaşanan acıları hafifletmez. DAİŞ vahşetinden milyonlarca insan etkilenmiştir. Bunun en önemli kesimi de kadınlardır. Yaşanan kadın kıyımından, yüz kızartıcı suçlardan hiçbir destekçi muaf tutulmaması gerekir. Savaş suçu işleyenlerin bu suçu tek başlarına işlemediği bilinmektedir. Bütün bağlantılarıyla yargılama kapsamına alınıp sanık sandalyesine oturtulmalıdır. Bu suç örgütüyle iltisaklı kişi, örgüt, devlet her kim olursa olsun yaptırımlara tabi tutulması sağlanmalıdır. Bu yapılmadığı müddetçe sağlıklı bir yargılamadan bahsedilemez.

DAİŞ yargılamaları siyasi çıkarlara, uluslararası kimi dengelere kurban edilmemesi gereken bir davadır. DAİŞ ve destekçilerinin tarafsız ve bağımsız kuruluşlarca yargılanması bu nedenle önemlidir. DAİŞ yargılamalarının Rojava’da yapılması ve Uluslararası bir konsensüs sağlanarak gerçekleştirilmesi önemli bir başlangıçtır. Fiziki olarak geriletilen DAİŞ, hukuki anlamda da yaptırımlara tabi tutulmalıdır. Kurulacak mahkemelerin DAİŞ üzerinde caydırıcı bir rol oynaması esas alınmalıdır. Çünkü her an dirilebilecek, zemin ve zaman bulduğunda ortaya çıkıp eylemlerine başlayacak bir örgütten bahsediyoruz. Ayrıca paravan bir örgüt olarak kullanılmaya müsait bir yapıya sahiptir. Devletler bazında yardım gördüğü unutulmamalıdır.

DAİŞ’in yarı kalmış emellerini gerçekleştirmek için şimdi de Türk devleti devrededir.

DAİŞ’in Kobanê saldırısı ile TC’nin Efrîn saldırısı arasında sadece zaman ve zemin farkı dışında hiçbir fark yoktur. Amaç ve hedefleri, taktik ve yöntemleri benzerdir. Türk devleti DAİŞ’in yayılmasına benzer bir yayılma içine girmesi durdurulmalıdır. Suriye, Rojava ve şimdide Güney Kürdistan’ı işgal etmesinin hiçbir meşruiyeti yoktur. İşgal ve ilhak girişimleri kendi coğrafik sınırlarını genişletmeye dönüktür. Girdiği alanlardan kendiliğinden çıkmayacaktır. Çıkarılması belki de mümkün olmayacaktır. Çünkü uluslararası güçlerin tavırsız kalması, bölge devletlerinin hiçbir refleks göstermemesi, güney Kürt Yönetimi ise bu işgali onaylaması ve destek sunması, Türk devletinin yayılmasına zemin sunmaktadır. Kendi sınırları içinde hiçbir hukuk kuralına uymayan ve kendi anlayışına göre kanun yapan faşist iktidarın, sınırları dışında da uluslararası hukuka uyumu beklenmemelidir. Çünkü haydut tanımına uyan bir devlet söz konusudur.

Yayılmacı ve saldırgan politikalar bu dönemin karakteristik özelliğini ortaya koymaktadır. Görünen odur ki, savaş her zamankinden daha fazla şiddetlenerek devam edecektir. Bu savaşı dayatan ittihat ve terakki kafası ile DAİŞ zihniyetinin harmanlanmış halindeki TC’dir. Yasadışı bir örgütün yapamadığını,TC. resmi devlet kimliğiyle yapmaktadır. DAİŞ yargılamalarının kapsamına Türk devletinin bu uygulamaları alınmadığı müddetçe, yargılanıp mahkum edilmediği müddetçe DAİŞ tekrar hortlayacaktır.

Her şeye rağmen Amudê kentinde yapılan DAİŞ ile Uluslararası Mücadele Formu bir ilk olması açısından oldukça önelidir. Elbette ağır bir sorunun varlığı kısa sürede çözülmesi mümkün olmamakla birlikte geleceğe ilişkin önemli bir tartışma ortamına zemin oluşturmuş ve yargılamaya dair düşünceyi olgunlaştırmıştır.

DAİŞ ve destekçilerine karşı tek panzehir ilacı demokrasidir. Herkes demokrasi ortak paydasında buluşmalıdır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found