DAİŞ’İ Yargılamak…

DAİŞ çeteleri için uluslararası bir mahkeme kurulacak mı? Kurulacaksa kimler nasıl dahil edilecek? Mahkeme nerede kurulacak? Sorular daha da çoğaltılarak konu farklı mecralarda tartışılmaya devam edecek gibi.

Kuzey ve Doğu Suriye’de 6-8 Temmuz tarihleri arasında Rojava Stratejik Araştırma Merkezi’nin organize ettiği forumda DAİŞ terörü, yaşananlar ve yapılması gerekenler, yargılama vs. değişik konu başlıkları altında sorun masaya yatırıldı. 15 ülkede akademisyen, aydın, gazeteci çok sayıda kişi 3 gün boyunca konuya dair görüşlerini paylaştı.

Elbette forum, soruna dair karar alma merkezi değil. Ancak sorunun uluslararasılaşması ve değişik boyutlarıyla DAİŞ faşizmini ortaya çıkaran etmenler ve bunun yarattığı toplumsal, ekonomik tahribatların ortak perspektiften tanımlanması ve çözüm bulunması açısından önemli. Yine, tabi DAİŞ’in zihniyetinin bir kanser gibi yayılarak sürekli toplumu kanatan bir yara halinde kendisini sürdürmemesi açısından da son derece anlamlı.

Dünyanın çok farklı yerlerinden, farklı meslek dallarından insanların böyle bir çalışma için Rojava’da bir araya gelmesi de oldukça anlamlı. Zira, bölgede tarihi ve toplumsal katliamlar yapan, bir gecede devlet güçlerini hallaç pamuğu gibi ezip geçen ve kısa sürede neredeyse Ortadoğu’nun göbeğinde en büyük toprak parçasını denetimine alan DAİŞ’in yenilgiye uğratıldığı yerdir Rojava. Rojava, yüz yıldır dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ın en küçük coğrafya parçası. Ancak 8 yıldır çağın en büyük barbarlarına karşı yürüttüğü mücadeleyle sadece Kürtleri değil; Arapları, Ermenileri, Süryanileri, Türkmenleri ve her inançtan toplumsal tüm kesimleri bir arada tutarak, ortak mücadele cephesinde ve toplumsal-siyasal sisteminde bir araya getiren bir yer. Küçük coğrafyasında büyük umutların yeşerdiği bir yer Rojava.

Öyle görülüyor ki, bu küçük coğrafya, nefessiz bırakılmak, birbirine düşmanlaştırılıp kırdırılmak istenen bölge ve dünya halkları açısından dikenler arasında boy veren bir çiçek misali giderek sınırlarının dışına taşacak. Elbette bu çiçeğin büyümeden kökünden koparılıp atılmak istendiği de bir realite. Nereden bakılırsa bakılsın, dünyanın ve bölgenin egemen kapitalist-emperyalist güçleri ile özgürlük güçleri arasında büyük kapışma merkezi olmaya daha uzun süre sahne olacak. Sonuçta kimin galip geleceği ise kimin daha bütünlüklü, akıllı sistem ve stratejiyle gücünü doğru konsolide edeceğine bağlı.

Bu gerçeklik görüldüğü için de forumda DAİŞ faşizmi tartışılırken sadece kendi özgülünde DAİŞ ile sınırlı kalan bir tartışma yürütülmedi. Hem bölgedeki hem de dünyadaki gelişmeler masaya yatırılarak, analiz edilerek tüm olası gelişmeler hesaba katılarak durum tespitleri ve yapılması gerekenler ön görülmeye çalışıldı. Katılımcılar üç gün boyunca bu coğrafyada bir daha DAİŞ türü barbar yapıların türememesi için görüşlerini paylaştı. Ortaya çıkan ortak nokta ise, DAİŞ’in fiziki tasfiyesinden öte zihniyet olarak bir daha hakim olmaması açısından sorunun köklü çözüm gerektirdiği.

Elbette DAİŞ sadece kaba bir savaş örgütü değildi, yüz yıllardır körüklenen gerici bir zihniyetin, farklılıkları düşmanlaştırma siyasetinin bir sonucu olarak tezahür etti. Eğer sorun kökünden çözülecek ise o zaman bu tür yapıları ortaya çıkaran zihniyet kodlarının tasfiyesiyle ancak bu mümkün olacaktır. Bunun için de bu zihniyeti ayakta tutan, besleyip-büyüten, kendi çıkarları uğruna halkların üzerine bir cellat gibi süren zihniyetin tasfiye edilmesi gerekir. Bu açıdan, forumda ortak bir yargı olarak ortaya çıkan, “birçok devlet DAİŞ’in perde arkasındaki destekçileri ve ortaya çıkaran etmenler açığa çıkmasın diye yargılanmalarına yanaşmıyorlar” tespiti son derece önem arz ediyor.

Bu minvalde katılımcıların, sürekli olarak Türk devleti ve Erdoğan’ın DAİŞ ile organik bağına işaret etmeleri de altı çizilmesi gereken bir husus. Dikkat edilirse, bu foruma katılan Fehim Taştekin, Ergun Babahan, Hayko Bağdat ve Erk Acarer’in AKP’nin havuz medyası tarafından hedefe konulması da son derece anlam kazanıyor. Bu isimlere PKK üzerinden saldırılması ve bunlar üzerinden PKK-Fethullah Gülen cemaatinin ortak potada gösterilmeye çalışılması da sadece akıl tutulmasıdır.

Çetelere gönderdikleri silahları ortaya çıkaran gazetecilerin zindanlara atılması, sürgün edilmesi gerçeği, ismi geçen bu gazetecilere neden saldırıldığını, onlar üzerinden neyin gizlenmeye çalışıldığını da aslında gayet iyi açıklıyor. Eh yarası olan gocunur…

Oysa Rojava’da böyle bir forumun yapılması kadar doğal bir şey olamaz. Zira Rojava, DAİŞ faşizminin yok edildiği yer. Ve bu forum, AKP faşist medyasının yansıttığı gibi PKK tarafından değil, Rojava’da özel bir kuruluş olan Rojava Stratejik Araştırma Merkezi (NRLS) tarafından organize edilmiş, ayrıca dünyanın 15 değişik ülkesinden kamuoyunca yakından tanınan isimler burada bir araya gelmiş.

İşin özü, başta Türk devleti ve Erdoğan olmak üzere DAİŞ çete örgütünün aleni bir şekilde dünyanın gözü önünde, tarafsız uluslararası bir mahkemede yargılanmalarını istemiyorlar. Çünkü bir şekilde o mahkemelerde sanık sandalyesine kendilerinin de geçeceklerini gayet iyi görüyorlar. Bundan kurtuluş yoktur.

Yazarın diğer yazıları