DAİŞ’li el-Sarut ve Türkiye gerçeği  –       Rauf KARAKOÇAN

Reyhanlı’da yapılan DAİŞ’li çetenin cenaze töreni bir gövde gösterisine dönüştü. Bu çetenin cenazesinde yayılan pis kokular etrafı oldukça rahatsız etmektedir. Yenilgiye uğrayan DAİŞ çetelerinin üs alanına dönüşen Türkiye fotoğrafı Reyhanlı’dan verilmiş oldu.

Suriye’de yaralanarak Türkiye’de tedavi gördüğü sırada ölen söz konusu çete, DAİŞ’e biat etmiş önemli bir elemandır. Daha sonra Ceyş’ul İzze denilen çete gurubunun komutanlığını yapmıştır. Abdulbasit el-Sarut adındaki çete reisi öldükten sonra kitlesel katılımla gömülmesi, üzerinde durulmayı gerektiren bir konudur. Öncelikle bu çetenin Aleviler hakkında sarf ettiği ‘kök kazıma’ sözleri üzerine Aleviler biraz daha kafa yormaları gerekecektir. AKP ve MHP faşizminin hüküm sürdüğü Türkiye’de Alevileri bekleyen tehlike Sarut’un ağzından dökülmüş olması birçok açıdan irdelenmelidir. Alevilerin kökünü kazıma işi DAİŞ artığı birisinin ağzından çıkmış olması Türkiye’deki iktidarı ve faşist ittifakı sorgulamak ve tedbir geliştirmek açsından önemlidir.

Türkiye’deki Aleviler her zaman tehlike altındadır. Türkiye’de ki ırkçı, dinci faşist, milliyetçi zihniyet Alevileri potansiyel tehlike olarak görmektedir. Osmanlı döneminde Alevileri kuyulara doldurarak katleden ve ismini de buradan alan Kuyucu Murat Paşa ile “Alevilerin kökünü kazımaktan” bahseden Abdulbasit el-Sarut arasında hiçbir fark yoktur. Aynı zihniyet ve aynı kafa tası.

Osmanlı’da yapılan katliamların beteri  cumhuriyet döneminde Dersim’de, Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta yapılmıştır. Günümüzde de katliamcı zihniyete her türlü destek sunulmaktadır. Sarut gibi çeteleri besleyip ortaya salan ve kök kazımaya çalışan zihniyetin Türkiye’de ki tehlikeli yükselişi devama etmektedir. Sahada yenilen DAİŞ Türkiye’de kendisine uygun bir gelişme zemini yakalamıştır. Dinci terör guruplarından yeni bir Kuva-i Milliye gücü yarattıklarını Erdoğan’ın kendisi de itiraf etmiştir. Efrîn işgalinde, kullanılan dinci Kuva-i Milli’ye çeteleri Türkiye’nin yeni paramiliter gücü olarak devrededir. DAİŞ çeteleri ve benzeri radikal dinci çete gurupları artık Türkiye’nin bir gerçeği olmuştur. Sarut’un Reyhanlı’daki cenaze töreni bu sahiplenmenin bir sonucu olarak tezahür etmiştir.

Türkiye’de öteden beri irtica korkusu yaşayan bir ülkedir. İrticacı akımın iktidarla buluşması ile birlikte kökten dinciliğe varan aşırı uçlarda seyreden her türden cemaat ve örgütsel yapının gelişmesine uygun bir zemin haline geldi. Önümüzdeki dönem Türkiye gerçeği, günümüzde Suriye ve Irak’ın içinde bulunduğu durumdan yüz kat daha fazla kötü bir durumda olacağı bilinmelidir. “Alevilerin kökünü kazıma” zihniyeti sadece Sarut gibi bir çete liderinin sözü olmaktan öteye bir anlam taşımaktadır. Türkiye’nin beslediği radikal dincilerin iktidar olanaklarından yararlanarak ciddi bir toplumsal taban oluşturdukları bilinmelidir. Başta Alaviler olmak üzere toplumsal farklılıkların tümü için çok ciddi bir tehlike oluşturan bu dinci yapılanmaları görmek ve tutum geliştirmek önem taşımaktadır.

‘Suriye iç savaşından alabildiğince faydalanmak’ yaklaşımı ahlaki bir siyasi yaklaşım değildir. Dış politikasını Kürtlerin tasfiyesine dayandıran faşist iktidar DAİŞ’i açıktan destekleyerek bu kirli savaşın daha da kirli yürütülmesine ön ayak olmuştur. Ortaya çıkan mültecileriler üzerinden de ahlaksızca bir politika güdülmektedir. Mültecilerden rant elde etmekten tutalım AB ülkeleri karşısında bir tehdit aracına dönüştürmesine kadar dış politika malzemesi haline getirmiştir. Savaş mağdurlarını tehdit aracı olarak kullanması politikanın ahlaktan koparılmış halidir. Mültecilerden paralı bir ordu örgütleyip Suriye içlerine müdahale ederek işgal etmesi, alan tutması Türkiye’ye kaybettirecektir. Radikal dinci unsurları vurucu güç gibi kullanmak uzun vadede Türkiye’nin mezar kazıcıları olacaklardır.

Reyhanlı’da ortaya çıkan manzara işin sadece görünen kısmıdır. Topluma daha derinden nüfuz etmiş olan DAİŞ’in Türkiye ile tehlikeli valsı devam etmektedir. Dışardan DAİŞ’i destekleyen Türkiye bunla yetinmediği ve Türk toplumunun bir parçası durumuna ve hatta vatandaşlık haklarından yararlandırmaya kadar işi vardırmıştır. Ayrıcalıklı bir sınıf haline getirildi. Mahkemelerde bile kollandığı, göstermelik yargılamalarla yargılanıp serbest bırakıldığı bilinmektedir. Kürtler, Aleviler, Ermeniler ve diğer farklılıklar DAİŞ çeteleri kadar imkana sahip olmadığı bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyayız.

AKP-MHP ırkçı faşist zihniyet olduğu müddetçe Sarut gibi insanlık düşmanı kişiler hep var olacaktır. Alevilerin kökünü kazımaktan dem vuran çetenin Reyhanlı’da, iktidarın izni ile şova dönüştürülen cenaze töreninde verilen mesaj özelikle Aleviler tarafından iyi alınması gerekiyor. Türkiye’yi ipotek altına alan Erdoğan-Bahçeli faşist iktidar bloğundan kurtulmak için önümüzdeki İstanbul seçimini bir fırsata dönüştürmelidir.

Yazarın diğer yazıları

    None Found